Vergi ödeme isteği toplumun, vergiyi yaygın ve adil şekilde toplamak da devletin çağdaşlık göstergesidir.
Bu anlamda çağın gerisindeyiz. Vergi gelirinin dörtte üçünü dolaylı vergilerden toplayan bir devletin, köprünün başını tutup geçen herkesten haraç alan Deli Dumrul'dan farkı kalmaz.
"Herkes dürüstçe vergisini ödüyor olsaydı Türkiye en ağır dolaylı vergilerle kuşatılan bir ülke olmazdı" denilebilir.
Tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan?
Bu soruyu horoza sormuşlar, o da "Ben işimi yaparım, gerisine karışmam" demiş.
Maliye Bakanlığı da bunu yapıyor. Onun görevi devletin masraflarını vergi toplayarak karşılamaktır. Bizim siyasetçilerimizin ufku ve yaratıcılığı sınırlı olduğu için vergiciliğin dayandığı ilkeler onları ilgilendirmiyor. Dolaylı vergilerin ağırlığı yüzünden mükelleflerin vergi kaçırmayı kendilerinde hak olarak gördükleri gerçeğini kimse önemsemiyor.
Dört yıl öncesine kadar "Hayat Standardı Vergisi" vardı, o vergi kaldırılıp dolaylı vergilere ağırlık verildi, şimdi dolaylı vergiler düşürülmeden "Hayat Standardı Vergisi" geri geliyor.
Vergi Konseyi'nin yeni Gelir Vergisi Kanunu'na temel oluşturacak önerileri bir ara rapor olarak çıktı. Bu taslağın en dikkat çekici önerisine göre "hayat standardına ve sahip olduğu kaynaklara oranla düşük gelir beyan edenler için asgari bir matrah takdir edilecek" vergi tabanı iyilikle olmadı, bu şekilde zorla genişletilecektir.
Birçok ünlü doktorun, avukatın, kuyumcunun, sanatçının ve yaşamı gıpta ile izlenen kişilerin asgari ücret geliri ile yaşayanlar düzeyinde vergi ödemiyor olması kabul edilemez.
Çünkü bu örnekler toplumda sâri hastalık etkisi yapmakta, vergi kaçırmayı özendirmekte ve çaresiz iktidarları dolaylı vergileri artırarak zenginden alamadığı vergiyi fakirden almaya itmektedir.
Biraz da bu yüzden dünyanın en pahalı benzinini ve elektriğini biz kullanıyoruz. Bir Batılının onda biri gelire sahip olduğumuz halde aynı otomobile yüksek vergiler yüzünden neredeyse bir kat fazla para ödüyoruz.
Kazanandan vergisini istemek devletin hakkı. Ama tüketim vergilerini çağdaş bir devlet gibi makul seviyeye çekmek de ödevi.
İktidar adım atmadan bu sözü halka vermeli, bir de "Hayat Standardı" dört yıl önce niçin kaldırılmıştır; ona iyi bakmalıdır.
Yenilgi öğretir!
Küresel aklın ve beşeri vicdanın çağrısına bu sütun da katılmıştır.
Bush ve güce inanan ortaklarını yıllar boyu uyardık:
"İnsanları köklerine ve dinlerine bakarak ayırdığınız, İsrailliler ile Filistinlileri eşit gören bir hakem rolü üstlenmediğiniz, yalnız kan dökme ve öldürme gücünüze güvendiğiniz müddetçe başaramazsınız."
İşte gittikleri her yere demokrasi yerine felâket taşıyorlar. Adaletsizlikleri ile nefret kazanıyorlar, kendileriyle beraber dostlarına da kaybettiriyorlar.
İngiltere Başbakanı Tony Blair, dün başarısızlıklarını samimiyetle itiraf etti:
"Yaptıklarımız yüzünden Müslüman dünyasını kendimizden uzaklaştırdık. Dünyanın ılımlı bir ittifaka gereksinimi var. İnsanların kalplerini askeri gücümüzle değil değerlerimizle kazanmadığımız sürece bu savaşı kazanamayız. Dünyaya adil olduğumuzu göstermek zorundayız.."
Keşke yenilmeden varabilseydi bu gerçeğe!
Aceleye gelmesin
Vergi ödeme isteği toplumun, vergiyi yaygın ve adil şekilde toplamak da devletin çağdaşlık göstergesidir
Haberin Devamı

