Aralarında 23 yüksek bürokratın da yer aldığı 621 sanıklı bir yolsuzluk davasının daha zaman aşımından düşmesi vahim bir tehlikenin alârmıdır.
“Adalet mülkün (devletin) temelidir” sözüne inanıyorsak elimizi çabuk tutmak zorundayız.
Hukukçuların internetteki sitesinde bir avukat mevcut yargı sistemimizin bir “zaman aşımı çöplüğü” olduğunu yazmış.
Savcının talebi ile düşen “Vurgun Davası”nı önemsememiz hukuk çevrelerinden destek buldu.
Yüksek yargıçlar, Yargıtay’ın hızla artan iş yükü nedeniyle her yıl 500 bine yakın dosyanın zaman aşımı nedeniyle düştüğünü, bunun kabul edilemez olduğunu, soruna hızla çözüm bulunması gerektiğini söylediler.
Yıkıcı maliyet
Çözümsüzlüğün maliyeti ağırdır: Zaman aşımı kararları özellikle yolsuzluk suçlarına meyilli insanlar üstünde teşvik edici etki yaratacaktır.
Diğer yandan toplumun yargıya olan güven duygusu sürekli ağır yaralar almaktadır.
Fazla önemsenmiyor ama şu da var: Zaman aşımı dolduğunda beraat etme olanağına sahip sanıklar kurtuluyorlar ama en azından manevi anlamda aklanmış olmuyorlar.
Adalet anlayışı ve çağdaş bir hukuk devleti böyle bir hakkı ihmal edebilir mi?
Zaman aşımı tabii tamamiyle gereksiz değil. Hiç kimse uzun yıllar boyunca suçlama ve ceza tehdidi altında yaşatılamaz. Bu, insan haklarına uymaz. Ama kasten uzatılan davaların veya sistem bozukluğundan doğan düşme kararlarının savunulur yanı yoktur.
Ve adaleti yaralayan bu olaylar sürekli yargı reformlarının yapıldığı Türkiye’de yaşanmaktadır.
Demek ki reformlar sistem bütünlüğü içinde yürütülemiyor. Çünkü iktidarlar yargıyı kontrol etmelerini kolaylaştıracak kadrolaşma niyetleri ve eylemleri ile her iyileşme hamlesini sakatlıyorlar.
Yargıtay 10. Ceza Dairesi eski Başkanı Şener Güngör dün VATAN’a şunu söylüyordu:
“Her gün kanun değişiyor. İntibak mesele. Uyarlama zaman alıyor. Beş yıl önce Yargıtay’a 100 bin dosya geliyorsa şu anda 400 bin dosya geliyor. Bunun çaresi bulunamadı. Hepimiz sorumluyuz. Ama en çok yargı bağımsızlığına duyarlılık göstermeyen, şaşı bakan yönetimler...”
Deve dikeni gibi
Yargıtay 4. Ceza Dairesi üyesi Ali Suat Ertosun, çarenin “hızlı yargılama” olduğunu söylüyor. İstinaf (Bölge Adliye) mahkemelerinin çözümü kolaylaştıracağını savunuyor.
Tabii hakim kadrolarının sayı ve kalite yönüyle yeterli hale gelmesi koşulu ile...
Zaman aşımı, Türk adaletinin ayağına batan deve dikenine benziyor. AİHM bile kasıtla işlenen suçlarda zaman aşımına bağlı düşme kararlarını insan hakları ihlâli görüyor. Bu uygulamayı sadece taksirle işlenen suçlarda kabul ediyor.
Sistemimiz en kısa zamanda bu görüş paralelinde düzenlenebilir, düzeltilebilir.
Geciken adaletin mağdurları çoğalırken ve “zaman aşımı çöplüğü” sürekli genişlerken toplumsal barışı koruyamayız.
Acele çare
Haberin Devamı

