Aç gitsin olmaz!

Türban ve imam hatip takıntısından kaynaklanan YÖK husumeti iktidara yanlış şeyler yaptırıyor. Geçenlerde Başbakan, özel üniversitelere izin vermediğini söylediği YÖK'ü suçlarken "kafaları basmıyor" diye konuşmuştu

Haberin Devamı

Türban ve imam hatip takıntısından kaynaklanan YÖK husumeti iktidara yanlış şeyler yaptırıyor.

Geçenlerde Başbakan, özel üniversitelere izin vermediğini söylediği YÖK'ü suçlarken "kafaları basmıyor" diye konuşmuştu.

YÖK Başkanı basın toplantısı düzenleyip özel üniversiteye kendilerinin değil anayasanın izin vermediğini hatırlatarak "Kimin kafası basmıyor?" veya "Kim neye kafayı takmış?" sorularına açıklık getirmiş oldu.

Dün de Milli Eğitim Bakanı aynı takıntıya yenildi. "Ruhban okulu ne olacak?" diye soran bir gazeteciye cevap verirken sözü YÖK'e getirmek uğruna hatalar yaptı. Özetle dedikleri şu:

"Okulu 24 saatte açarım. Bugüne kadar kapalı kalması doğru değil. AB olmasaydı da böyle düşünürdüm. Ortodoks falan değilim, Müslümanım. Dinimin emrettiği, kültürümün gerektirdiği budur!"

Hüseyin Çelik saltanatın Maarif Nâzın mı, cumhuriyetin Milli Eğitim Bakanı mı?

istikametini dinin emirlerinden mi, cumhuriyetin yasalarından mı alacak?

Aynı demecinde bakan sözü YÖK'e getirip yapısını değiştireceklerini, AB'nin ilerleme raporunda bile bu konuda ifadelerin yer aldığını savundu.

Hemen belirtmek gerekir ki, ruhban okulunun kapalı olması ile YÖK'ün hiçbir alâkası bulunmamaktadır.

Bu okul özel okulların devletleştirilmesi sırasında, yani 34 yıl önce kapanmış, açılması mümkünken Patrikhane'nin kaprisleri nedeniyle kapalı kalmaya devam etmiştir.

Hiçbir egemen ülkede kamu otoritesinden bağımsız okul olmaz. Patrikhane seçim yapmak zorunda: Adadaki okul ya YÖK'e bağlı olacak veya Milli Eğitim Bakanlığı'na..

Ama ekümenik kimlik iddiası yüzünden Patrikhane, bağımsız bir devlet gibi ruhban okulunu hiçbir Türk makamına hesap vermeden yönetmek istiyor.

Bu inat kırılmadıkça Bakan Çelik okulu 24 saatte değil, 24 yılda bile açamaz. Hukuk devletinde "Ver gitsin, aç gitsin" olmaz.

Radikal İslamcı tarikatlar yarın Heybeliada'yı örnek göstererek kendi okullarını açmak için sıraya girecek olurlarsa ne diyecek?

İlk ders tevazu
Olli Rehn Türkiye'ye gelirken çok değerli bir ahlâk kriterini yanında getirdi.

AB Komisyonu'nün Genişlemeden Sorumlu Komiseri, bakan seviyesinde protokol uygulanan bir kişidir. Onu Brüksel'den getiren uçak önceki gece Esenboğa'nın VIP terminali önüne yanaştı. Kırmızı halılar serilmiş, değerli konuğu karşılayacak zevat hazır bekliyordu.

Aşağıdakilerin bilmediği şuydu ki Olli Rehn bu yolculuğu Business Çlass'ta değil ekonomik mevkide yapmıştı.

Öteki yolcuların arasına karışarak uçaktan indiği için kırmızı halı, yüz kızartıcı bir özenti olarak yüzden çok ayak tarafından çiğnenmek suretiyle müstahakını buldu!

Terminalde de uçakta da yolcularla yan yana gelmekten "korunan" siyasetçilerimiz acaba bu tevazu dersinden bir değişim fazileti çıkaracaklar mı?

DİĞER YENİ YAZILAR