Demokrasiyi "her gün tekrarlanan bir tamam mı, devam mı plebisiti" olarak tarif edenler vardır. Uç bir tarif de olsa haklılık payı yok değil. O nedenle demokratik rejimin yalnız inanç ve sorumluluk değil, sivil toplumdan özveri ve medeni cesaret de beklediği şüphe götürmüyor.
Fakat Türkiye'de halkı arkasına almakta yetersizliğe düşen bazı çevrelerin siyasi hedeflerini dayatmakta asker kozunu kullanma huyunu terk edemedikleri bir gerçektir.
Amaçları Türk Silâhlı Kuvvetleri'ni belli yöntemlerle kışkırtmak ve siyasi iktidarlara karşı kullanmaktır. Son günlerde Kıbrıs ve iktidarın laiklikle ilgili uygulamalarına dönük politikalarına açık bir tavır koyması için Türk Silâhlı Kuvvetleri, fısıltı gazetesinin iftira manşetleriyle desteklenmiş yaygın bir talep baskısı altına alınmıştı. Bu çevrelerin beklentisi, Genelkurmay Başkanı Özkök'ün dünkü basın toplantısında iktidara "Hizaya gel!" çağrısı yapması idi.
Oyunları bozdu
Orgeneral Özkök, iki konuda da askeri siyasi iradenin üstünde bir güç olarak görmek isteyenleri hayal kırıklığına uğratacak açıklamalar yaptı. Kürsüde AB üyesi bir ülkenin Genelkurmay Başkanı'na yakışan bir sorumluluk, açıklık ve denge içinde davrandı. Böylelikle yalnız içimizdeki kışkırtıcıların değil, rejim üstündeki asker ağırlığı nedeniyle Türkiye'nin AB'ye alınamayacağını savunan dıştaki muhaliflerin de oyununu bozdu.
Genelkurmay Başkanı'na göre Annan Planı olumlu yönleri yanında ciddi sorunlar yaratma potansiyeli taşıyor. Fakat artık süreç referandum noktasına gelmiştir ve mesele "Kıbrıs Türk halkının baskıya maruz kalmaksızın hür iradesiyle kendisi için en doğru kararı verebileceği ortamın yaratılmasını sağlamak"tır. Türkiye'nin güvenliği de söz konusu olduğuna göre "son kararı Türk ulusu adına TBMM verecektir".
Ne zaman taraf?
Genelkurmay Başkanı, asker üzerinden siyaset yapmaya çalışan çevrelerin, kendisini ve kurumu yıpratmaya ve kışkırtmaya yönelik çabalarını da değerlendirdi. Türk Silâhlı Kuvvetleri'nin siyasi taraf olmaya zorlanmaması gerektiğini belirten ılımlı, yapıcı ve dikkatli yaklaşımlarına "menfaat kaygısı" atfedildiğini hatırlatan Orgeneral Özkök şöyle dedi:
"Bu yaklaşım biçimimin bana vaat edilmiş bir ikbalden kaynaklandığını ileri sürerek bir dedikodu yaymaktadırlar. Tarafıma hiç kimse böyle bir vaat veya teklif (Cumhurbaşkanlığı) getirmemiştir. Buna cüret edecek birilerinin olduğunu da sanmıyorum."
Orgeneral Özkök bununla beraber şu güvenceyi de eklemeyi ihmal etmedi: "TSK'nın bugüne kadar daima taraf olduğu ve bundan sonra da taraf olmaya devam edeceği konu, cumhuriyetin demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti niteliği ile Türkiye Cumhuriyeti'nin bölünmezliğinin sonsuza kadar korunması ve kullanmasıdır."
Doğru olan budur.. Çünkü askeri siyasetin içine çekmeye çalışanların başarısı daima Türkiye'yi yol kazalarına uğratıyor. O kötü alışkanlık cumhuriyetin değerlerini değil, sadece hastalıklarını koruyup kolluyor!
AB'ye uygun adım
Demokrasiyi "her gün tekrarlanan bir tamam mı, devam mı plebisiti" olarak tarif edenler vardır. Uç bir tarif de olsa haklılık payı yok değil. O nedenle demokratik rejimin yalnız inanç ve sorumluluk değil, sivil toplumdan özveri ve medeni cesaret de beklediği şüphe götürmüyor
Haberin Devamı

