Abartmayalım, sömürmeyelim

Haberin Devamı

Askeri darbenin mahkûm edilmesi birkaç darbecinin hüküm giymesinden daha önemlidir.

Bu hedef şimdiden gerçekleşmiştir.

1982 Anayasası’nın geçici 15’nci maddesi yürürlükten kaldırılsa bile, getirdiği kesin dokunulmazlıktan Evren ve Şahinkaya’nın yararlanmaya devam edip etmeyeceği tartışması “teferruat”tır artık.

Çünkü asıl amaç yargılama daha başlamadan gerçekleşmiş, 12 Eylül askeri darbesi toplum katında mahkûm edilmiştir.

Müdâhil kabul edilmeleri için mahkemeye başvuranların yansıttığı çeşitlilik, toplumda benzersiz büyüklükte bir koalisyonun gerçekleştiğini ortaya koyuyor.

“Başarılmış darbeden hesap sorulmaz” mantığı Türkiye’yi darbeler ülkesi haline getirdi.

O nedenle bizim için öncelikli ihtiyaç başarılı olmuş darbecilerin dahi bundan böyle hesap vermekten kurtulamayacakları dersinin etkili bir ibret olarak tarihe geçirilmesidir!

İntikam duygularını tatmin etmekten daha değerlidir bu ibretin yaratılması.

Cevabını arayalım

12 Eylül’ün öncesi var, sonrası var.

Ülkenin 12 Eylül’e kadar içinde yaşadığı cehennem 13 Eylül’de, yani bir gün içinde sona eriverdi. İnsanların kafası karıştı:

“Akan kan darbe ile bir günde duruyorsa darbe yapılmadan da bir günde durdurulabilmesi gerekirdi. Fitne, fesat mı var bu işin içinde?”

Gazeteci Abdi İpekçi, Savcı Doğan Öz ve akademisyen Orhan Tütengil’in öldürülmeleri 12 Eylül’ü çağıran dramatik olaylardı.

İpekçi, Öz ve Tütengil ailelerinin müdâhil olmak talebiyle mahkemeye verdikleri dilekçede, bu cinayetlerin “basın, üniversite ve yargı mensupları arasında derin güvensizlik” yaratmak ve toplumda “ordunun tek kurtarıcı” olduğu fikrini yerleştirmek kastıyla planlanıp işlendiği görüşü savunuldu.

Bu savları, darbeci generallerin askeri müdahaleyi daha erken bir tarihe planlamalarına rağmen “şartların biraz daha olgunlaşmasını beklemek” amacıyla geciktirdiklerine dair bilgilerin ışığında tekrar değerlendirmekte yarar vardır.

Darbe, kaybolan kamu düzeninin kurulması amacına mı hizmet etti, yoksa ülke yönetimine el koymak ve Evren’i cumhurbaşkanı yapmak için araç olarak mı kullanıldı?

Bu soruların cevabını aramak ve bulmak iki yaşlı generale ceza vermekten daha yararlı bir çaba olur.

Darbeci zalim olur

Dava, hiçbir darbenin “insani” olamayacağını öğreten bir ibret etkisi daha barındırıyor.

12 Eylül darbe döneminde 1.5 milyon vatandaş fişlenmiş, 650 bin kişi gözaltına alınmış, 200 bini mahkemelere verilmiş, 50 kişi idam edilmiş, “sakıncalı” diye damgalanan 30 bin kişi işini kaybetmiş, 171 kişi işkence altında ölmüş, yaygın bir dernek ve sendika katliamı yaşanmıştır.

Dönemin Diyarbakır Cezaevi, darbe yönetimlerinin karakterini yansıtan bir simgedir. Mardin Milletvekili Ahmet Türk bir TV kanalında, yaşadığı tecrübeyi aktarırken şöyle dedi:

“24 saat işkence vardı. Gardiyanların ellerindeki sopalarda ‘Allah yok. Peygamber tatile çıktı’ yazardı!..”

Halkın rızasına dayanmayan iktidarlar mutlaka yozlaşırlar ve zalimleşirler.

Ankara’daki mahkeme en azından bu gerçeğin yargı kararıyla doğrulanmasını sağlayacaktır.

Darbeler tarihinde “SON”a geldiğimize inanmalı ve güvenmeliyiz.

O nedenle yargılamayı abartmaktan ve siyasi sömürü aracı olarak kullanmaktan sakınmalıyız artık!

DİĞER YENİ YAZILAR