AB yolunda tarihi bir yıl

Haberin Devamı

Başbakan Erdoğan’ın Berlin’de yaptığı açıklama dileriz buza yazılmış yazı hükmünde değildir.

Almanya’ya ziyareti vesilesiyle iddialı bir hedef verdi. “2014 yılı Türkiye-AB ilişkileri bakımından tarihi bir yıl olacak” dedi.

Türkiye’nin müzmin hastalıklarının farkında olan herkes bu temenniye aklıyla ve kalbiyle katılır.

Çünkü AB yolunda ilerlemek Türkiye’nin en verimli çabası bilinmelidir.

Kimse “AB’nin Türkiye’ye ihtiyacı, Türkiye’nin AB’ye olan ihtiyacından daha fazladır” klişesine takılıp fırsatları ziyan etmesin.

Yaşadığımız adalet sorunları bile hukukun üstünlüğüne dayanan bir demokrasi istiyorsak AB ortaklığına ihtiyacımızın mutlak olduğunu bize hatırlatıyor.

Mağdur rolü yanlış

İktidarın mağdur rolüne takıntısı Türkiye aleyhine propaganda üretiyor.

Başbakan’ın dün Merkel’le yaptıkları ortak basın toplantısında Türkiye’nin 17 Aralık’ta yeni bir örgütlü saldırıya hedef olduğunu söylemesi hangi iyiliğe hizmet etmiş olabilir?

Bence zarardır!

Başbakan Erdoğan şunu dedi:

“Emniyet ve yargı başta olmak üzere, devlet kurumlarına sirayet etmiş bir örgütlü yapı kullanılarak Türkiye siyaseti yeniden tasarlanmak yeniden dizayn edilmek istendi.”

Silivri mahkemelerindeki gibi ayağı yere basmayan bir hükümdür bu tarif.

Almanya gibi AB’de lider ağırlığı taşıyan bir devletin liderlerine bu kuruntuyu taşımanın Türkiye’ye sağlayacağı hiçbir menfaat yoktur.

Çünkü yargısı bile AB normlarına uyum göstermekte direnen Türkiye görüntüsü ancak bizi istemeyen kanadın elini güçlendirir.

Zamanı AB normlarına direnmeye değil, o kaliteleri bir an önce sahiplenmeye harcamalıyız.

Süreç ihmal edilmesin

Başbakan’ın konuşmasında teröre ayırdığı bölümün iyi niyeti aşan bir yanılgı olmasından korkmak lâzım.

Tayyip Erdoğan “Yoğun gayretlerimiz sonunde terör meselesi çözüm yoluna girdi. Bir yılı aşkın süredir Türkiye terör nedeniyle kayıplar yaşamıyor” dedi.

Terörün çözüm yoluna girdiği savı temennidir.

Ateşkes kalıcı bir barışa dönüşecek mi?

Bölücü örgüt silâhlı güçlerini söz verdiği gibi tümüyle sınır dışına çıkarmamıştır.

Sessizlik bir anlaşmanın değil, sürece bağlanan ümidin ürünüdür.

Şu uyarıları ciddiye almak lâzım:

Çözüm sürecinin sağladığı güvenlik sayesinde PKK şehir ve kasabalardaki yerleşimi güçlendirdi.

Örgüt bu bir yılı askeri ve ekonomik gücünü artırmak amacında değerlendirdi.

Önümüzdeki baharı, “terör meselesi halloldu” diye karşılamamalıyız.

Barışa inanalım ama tedbirde kusur etmeyelim!

DİĞER YENİ YAZILAR