Türkiye'nin müzakere tarihi aldığı AB zirvesinde çeşitli dillerde "Türkiye'ye Evet" pankartlarının kaldırıldığı Avrupa Parlamentosu var ya...
O parlamentoyu oluşturan bütün siyasi gruplar, İstanbul'daki Dünya Kadınlar Günü gösterisine müdahale eden polisin, özellikle yerde yatan bir kadını tekmelemesi olayını peş peşe protesto ettiler.
Dostlarımızı ve o dostlukların dayandığı güven duygusunu kaybetmekte eşi olmayan bir ülkeyiz..
Parlamento Başkanı Borrel "Olayın sorumlularının cezalandırılmaması halinde Türkiye'nin, zaten ipotekli olan üyelik sürecine hiç de olumlu olmayan bir giriş yapılacağını" söylüyor.
Hükümet ne yapacak?
Türkiye'den istenen, gösteri özgürlüğü adına sokakların anarşiye terk edilmesi değil, kamu düzeninin korunmasında sınırın aşılmamasıdır. Tehdit edici bir etkinliği kalmamış, yerde yatan bir kadının tekmelenmesi hiçbir bahane ile savunulamaz.
Hükümet, bu olayın sorumluları hakkında AB'nin tepkisini beklemeden harekete geçme basireti gösterebilse, Türkiye'nin imajına zarar veren bu kampanya önlenebilirdi.
İktidar "sorumluların cezalandırılması" taleplerine direnmemelidir. Çünkü savsaklama tavrı, şiddeti bireysel suç olmaktan çıkarıp kurumsal bir politika görüntüsüne sokacaktır.
AB'ye gerçekten girmek istiyorsak halkın arzusu yermez, kurumları da topyekûn içine alan bir değişim iradesi gerekir.
Manisa'da liseli gençlere işkence yapmaktan sanık polislere devlet yıllarca tebligat yapamadı. Maaşını ödediği memurunun adresini bulamadı. Aynı komedi oynanmamak.
Avrupa normları, ülkesine zarar veren bir olayın en uçtaki küçük sorumlusunu cezalandırmakla kalmaz, en tepedeki siyasi sorumlusunu da bedel ödemek zorunda bırakır.
Bir AB ülkesinde olsaydı İçişleri Bakanı çoktan istifa ederdi.
Türkiye'de kentleri suç örgütleri teslim almış, can ve mal güvenliği kaybolmuş durumda. Ama İçişleri Bakanımız kale gibi duruyor.
Van'da bir uyuşturucu sanığı karakola yapılan silâhlı baskınla kaçırıldığı halde ne Bakan'ın aklına istifa etmek geldi, ne de Başbakan'ın aklına istifasını istemek..
Avrupa Birliği sayesinde inşallah yakında onu da öğreneceğiz!
Bakan'dan açıklama
Orman Bakanı Osman Pepe dün telefonla arayarak Çanakkale'de tek taraflı yanlış bir iş yapmadıklarını anlattı.
Bölgenin düzenlenmesi sırasında ortak bir hatıranın varlığını bilen bir saygı içinde hareket ettiklerini, Avustralya basınındaki tepkinin eksik bilgilenmekten kaynaklandığını belirtti.
Bakan'a göre Gelibolu'daki Anzak Koyu'nda her yıl 20 bin Avustralyalı ve Yeni Zelandalı, savaşta ölen yakınları için tören yapıyorlar. Yolun yetersizliği nedeniyle tören alanına kadar 4-5 km. yolu yürüyorlar.
Pepe "Yolun genişletilmesine iki ülkenin büyükelçilerinin oluru ile karar verip başladık. Şehitlerin hatırasına saygısızlık anlamına gelecek en küçük bir kusur işlenmesine izin vermiyoruz, vermeyiz" dedi.
Yayınlar üzerine Bakan büyükelçilere "isterseniz durduralım" önerisini getirmiş. Onlar da "Devam edin" demişler.
Bakan Pepe'ye duyarlılığından dolayı teşekkür ediyorum.
AB normu: İstifa
Türkiye'nin müzakere tarihi aldığı AB zirvesinde çeşitli dillerde "Türkiye'ye Evet" pankartlarının kaldırıldığı Avrupa Parlamentosu var ya...
Haberin Devamı

