Günaydın sevgili VATAN okurları. Yeni yıl hepinize sağlık ve mutluluk, ülkemize barış, huzur ve bereket getirsin.
Bilmiyorum yeni yıla girerken sizin yüreğinizde de hicran duygusu uyandı mı?
Bitirdiğimiz yıla teşekkür duyguları ile veda ettiğimiz bir yılbaşı görmeyecek miyiz şu ahir ömrümüzde?
Düşünüyorum da biten yılların hepsini “kurtulduk” diye kovaladık. İçenlerimiz biten yılın şerefine içmedi yeni yılın umuduna içti.
Fakat 2010’un daha iyi geçeceğine inanıyorum.
Kara mizah yapıyor demeyin; tahminim “2009’dan daha beteri olamaz” tezine dayanyor.
Darbe paranoyası
Dileğim, iktidar önderlerinin esaslı bir özeleştiri yapmalarıdır.
Türkiye hiçbir dönemde böylesine derin bir güven bunalımı yaşamadı. Kimse kimseye güvenmiyor.
Anayasa Mahkemesi’nin “laikliğe aykırı eylemlerin odağı” olmaktan mahkûm eden kararı AKP’yi darbe paranoyasına sokmuş, bu durum iktidardan etkilenen kurumları da hasta etmiştir.
İktidar her taşın altında darbe arıyor. Vesveseli ruh hali yanlış işler yaptırıyor.
Askeri kurumda arama yapan sivil hâkimin 40 polis tarafından korunması ne kadar akıl dışı ise dün aynı hâkimin aracını takip ettikleri şüphesi ile durdurulan iki araçtan asker kişilerin çıkması da o kadar tuhaf ve endişe verici bir olaydır.
Kurumlar arasındaki güven yerle bir olmuş haldedir. Çankaya’da yapılacak 5 Ocak zirvesinden başlayarak devletin bir numaralı meselesi, bu tehlikeli ve ayıplı yarayı sarmak olmalıdır.
Doğru zamanda...
Siyasette başarıya yalnız cesaret yetmiyor.
Özelleştirme gerekli bir operasyondu. Kürt açılımı doğru bir rotada yapılması koşulu ile geç bile kalmıştı.
Ama ne oldu; ikisi de ülkenin başına eski hallerinden daha büyük gaileler açtı. Çünkü doğru şeyler yanlış zamana denk geldi.
Küresel krizde kapitalist ekonomiler devletçi politikalardan medet umarlarken biz devlet fabrikalarını arsa spekülasyonuna meze yaptık, üretimi unuttuk, işsizlikte dünya rekoru kırdık.
Yılın son günü akaryakıttan alkollü içkiler ve sigaraya, taşıt vergisinden köprü ve otoyollara yağan sağanak zamlar “kriz teğet geçti” diyen Başbakan’ı yalanlıyordu.
Bölücü terör konusunda yolun sonuna gelindiğini gösteren işaretler hem dışarda hem içerde alabildiğine çoğalmıştı.
PKK’nın tasfiyesini kolaylaştıracak olan bu şartları iktidar kullanamadı.
Hazırlıksız açılımın yarattığı yüksek beklentiler Kürt sorununu daha tehlikeli bir çatışmanın eşiğine sürüklemiş görünüyor.
2010’u ancak 2009’un yanlışlarını dikkate alan yeni bir yol haritası kurtarabilir.
Alçak gönüllülük isteyen bir iş bu. İktidar bu basireti gösterebilir mi? Biraz zor...
Çünkü kibir ve vesvese at başı gidiyor!
2010 daha iyi geçecek
Haberin Devamı

