19 Mayıs’ta veda

Haberin Devamı

Atatürk “Ey yükselen yeni kuşaklar, gelecek sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk onu yüceltecek olan sizsiniz” demişti.

Bugün 19 Mayıs. Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı’na başlamak için Samsun’a çıktığı günün 90’ıncı yıldönümü...

Sevincimizi bu yıl Atatürk’ü çok iyi anlamış bir toplum liderini, bir insanlık gönüllüsünü yitirmenin üzüntüsü gölgeliyor.

Atatürk değişimin adresini gençlik, hedefe götürecek araçları da bilim ve eğitim olarak belirlemişti. Rahmetli Ahmet Taner Kışlalı’nın bir teşhisi vardır:

Gençliğe hitabesinde açıkça anlattığı gibi Atatürk, geleceğin siyasi iktidarlarının kişisel çıkar uğruna düşmanla bile işbirliği yapabileceği ihtimalini düşünmüş ama gençlikten hiçbir zaman şüpheye düşmemiştir.

Genç idealisttir, yeniliklere açıktır ve cesurdur; onun için cumhuriyeti gençlere emanet etmiştir.

Atatürk’ün gelecek iktidarlar konusunda yanılmadığını düşündüren örnekler, gençlere yönelik sorumluluklarımızın önemini artırıyor.

Çünkü gençliği çağdaş değerlerle donatmakta düşeceğimiz yetersizlik devrimin yaşam kaynağını kurutacaktır.

İlâhi rastlantı gibi

Prof. Dr. Türkân Saylan, cumhuriyetin hayat damarlarını kurtarmak için ömür tüketmiş bir devrim savaşçısı, insanlık gönüllüsüdür.

Genç yıllarını cüzzam gibi lanetli bir hastalığın kökünü kazımaya vakfeden ve insanlığa yaptığı büyük hizmetin evrensel takdir duyguları ile taçlanan bu “muhteşem kadın” eğitim ve toplumsal gelişme alanında da unutulmayacak işler yapmıştır.

Prof. Saylan “Görevimi yaptım, ölüme hazırım” demişti.

Ölümün eşiğinde yaşanan bu gönül rahatlığı kaç faniye nasip olur?

O gerçekten Tanrı’nın armağan diye gönderdiği özel insanlardan biriydi.

Hiç şansları olmayan 65 bin çocuğa eğitim olanağı yaratarak onların makûs talihini değiştiren bir kadın, ulusun da kaderini değiştirmiş sayılır.

Örnek alınmasını dilediğimiz bu “Atatürk kızı” bugün, yani 19 Mayıs günü toprağa verilecek.

Bu ilâhi rastlantı, ona son günlerinde yıldırma yöntemleri uygulayarak saygısızlık edenleri düşündürmelidir.

Bu yolda ölmek...

Cumhuriyetin en önemli teminatı, eğitimli genç nesillerdir.

Bu ideale adanmış bir hayatı, ilerlemiş kanserin verdiği acılar yetmiyor gibi bir de devletin azaplı baskısına tabi tutmak bağışlanmaz bir suç, acınacak bir küçülme değil midir?

Evinin penceresinde o gün çekilen resme dikkatle bakın...

Görevini yapmış bilgelerden yansıyan huzuru yakalamak kimseyi yanıltmasın.

Evini hallaç pamuğu gibi atan operasyonun emrini verenleri ve hele “Kimse devletten üstün değildir” diye bu aşağılayıcı saldırıyı tahrik edip övenleri Türkân Saylan affetmeyecektir.

Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu dün şöyle dedi:

“Türkân hocamız beş hafta önce hukuk dışı bir işlemle karşı karşıya geldi. Beş hafta sonra da hocamızı kaybettik. Devlet görevlilerinden beklentim bir özür borcudur!”

Yakınları, geçirdiği sarsıntının etkilerini yakından izlediler: Kanserle 19 yıl savaşabilen Türkân Saylan, hayatına yöneltilen devlet görüntülü saldırının acısına beş hafta dayanabildi.

Hayatını kutsal bir davaya adamış bir insan olduğuna ve bu yüzden kahredildiğine kimse itiraz edemeyeceğine göre, onun şehit sayılacağına da bilinen kinciler dışında kimse karşı çıkamaz.

Mekânı cennet olsun.

DİĞER YENİ YAZILAR