1 Numaralı ders

Haberin Devamı

Bireysel kararlarında çok yanlış yapabilen insanların ortak hareket ederken daha az yanlışa düştüklerine ben de inanırım.

Demokrasinin gücü belki biraz da bundan geliyor; kim bilir?

Milyonlarca vatandaş yeni umutların ve geleceğe daha fazla güven besleyen bir ruh halinin iyimserliği ile gözlerini açtı 30 Mart sabahına..

Gerçekten de yeni bir dönem başlıyor ve herkes gücünün kaynakları yanında günahlarını da doğru teşhis etmeli.

Seçim gecesi AKP oylarının önceki seçime göre 7 puan geriye düştüğünün neredeyse kesinleştiği dakikalarda Başbakan Erdoğan’ın TV’lere yansıyan “devlet adamı görüntüsü” ve hırçın bir propaganda dönemine nazire yapan “ermiş havalı” sakin beyanları çok dramatikti.

“Milletimizin verdiği mesajı alacağız” vaadinin samimi olmasını dilerim. Ama yaptığı değerlendirme pek cesaretlendirici gelmedi.

Mesela küresel finansal kriz, AKP’nin oy kaybının sebebi değildir. Hatta kriz, üretim ve istihdam politikalarındaki başarısızlığın üstünü örten bir mazeret olarak iktidarı korumuştur bile.

Hatalar zinciri...

Daha sonra “medyaya karşı mücadelesini” sanki zorunlu bir görevdi de bunun bedelini göze almakla fazilet göstermiş bir havada sundu.

Oysa gerçek bunun tersidir.

Büyük güçleri hedef alıp mağdur görünmenin rantını devşirmekte uzmanlaşan AKP liderliği, 2007 genel seçimleri arifesinde olduğu gibi askerleri kışkırtmanın fırsatlarını kollamış ama askerler bu defa tuzağa düşmeyince büyük güç hedef tahtasına bağımsız medyayı koymuştur.

Ama bu durum, diktaya yönelik tehlikeli bir gidişin işareti olarak algılandığı için silâh geri tepmiş, iktidarı dışarda ve içerde erdemli aydınların gözünden düşürmüştür.

Başbakan’ın en ibretli yakınması başarısızlığın üçüncü sebebi olarak gösterdiği “Hizmet karşılığını bulmuyor” kanaatidir.

Belli ki Antalya’yı CHP’ye kaptırmak Başbakan’ı çok derinden yaralamış.

“Şahsım olarak 28 kere gittim oraya” diyor. Yine de seçim kaybediliyor. “Bu normal değil” diye köpürüyor. Aklı almıyor!

Görüleceği gibi yandaşlarının yaptığı “Gururlanma padişahım, senden büyük Allah var” göndermeleri bile artık işe yaramıyor.

Halkın sandık yoluyla verdiği mesajları tercüme ederken Başbakan mutlaka dünya nimetlerinden elini çekmiş bilge adamlardan yardım almalıdır. Buna ihtiyacı var!

“Hizmet karşılığını bulmuyor” derken acaba “Senden gelecek hayır Allah’tan gelsin” sözünü hatırlamadı mı?

Denizden içerilere

AKP’nin Antalya’da uğradığı yenilginin sebebi nankörlük değil, devlet gücünü kendine yontan ve adaletsiz kullanan iktidara halkın ders verme kararlılığıdır!

Akdeniz Üniversitesi’nin demokratik iradesine saygı gösteren bir “tarafsız cumhurbaşkanı”mız olsaydı Prof. Dr. Mustafa Akaydın şu anda rektör koltuğunda oturuyor olacaktı.

Ama sırf Atatürkçü olduğu ve cumhuriyet değerlerine bağlı olduğu için üniversitesinin iradesine rağmen Cumhurbaşkanı tarafından rektör yapılmayan Prof. Akaydın’ı Antalya halkı kentin başına getirmiştir.

Hem de AKP’nin cumhuriyet değerleriyle sorunu olmayan düzgün ve başarılı bir belediye başkanını harcamak pahasına.

Başbakan mesaj arıyorsa 1 numaralı ders buradadır. Seçmen “İktidarı mülkün gibi, beni mürit gibi görme. Bana kul muamelesi yapma” demiştir.

Şimdilik deniz havası alan yerlerde yaşanan bu uyanış Anadolu’nun içine de zamanla nüfuz edecektir!

DİĞER YENİ YAZILAR