Gözde Yörükoğlu

Gözde Yörükoğlu

gyorukoglu@gazetevatan.com

Geleneksele ilgi gittikçe artıyor

21 Mayıs 2016

İstanbul Moda Akademisi, Dice Kayek unutulmaya yüz tutmuş, geleneksel el sanatlarının yaşatılıp yeniden canlandırılması amacıyla Türk El Sanatları Koleksiyon Projesi’ni hayata geçirdi. İletişimin en güçlü yollarından biri modadan geçiyor. Bu yüzden yerel öğeleri öne çıkarmanın, kültürleri yaşatmanın en güzel tarifi yine modayla karşımıza çıkıyor. IMA ve Dice Kayek, bir araya gelerek Türkiye’nin farklı noktalarındaki el sanatlarını günümüze taşıyan bir sergiye imza attılar. Yolu çıkarken amaçları, geleneksel el sanatlarını güçlendirmekti. Moda dünyasında etnik öğelere olan eğilim, son dönemde yüzünü göstermeye başladı çoktan. Özellikle Domenico Dolce-Stefano Gabbana, son iki sezondur Dolce Gabbana için hazırladıkları koleksiyonlarda, etnik kökenlerine dair yolculuğun tüm detaylarını sergiliyorlar. Bu detay, sadece Milano podyumlarında değil, Paris ve Londra’da da kendisini gösteriyor. Hatta yerel motiflere hiç yaklaşmayan dev moda evleri bile son dönemde el işlemesinin altını çizmeye başladı. Bu konuda adeta bir hazineye sahibiz aslında. Bu hazinenin gün yüzüne çıkması için de, bu işbirliğiyle ortaya çıkan İzler Sergisi, çok önemli bir adım. Özellikle couture koleksiyonlarıyla yurtdışında büyük beğeni toplayan Dice Kayek markasının yaratıcıları Ayşe ve Ece kardeşler, bu proje için kolları sıvamış. Ece Ege, konuyla ilgili görüşlerini şöyle dile getiriyor: “İstanbul Moda Akademisi işbirliği ile hayata geçirdiğimiz, Anadolu’nun farklı yörelerinin unutulmaya yüz tutmuş el sanatlarının çağdaş orumlarından oluşan “Koleksiyon Projesi”nin kreatif danışmanlığını üstlenmek benim için son derece anlamlı. Geleneksel el sanatlarımızın yaşatılması ve yeniden canlandırılmasına katkı sağlayacak bu projede, İstanbul Moda Akademisi öncülüğünde tüm öğrencilerin ve gençlerin kreatif çalışmalarında ilham kaynağı olabilmek, onlara yol gösterebilmek işimizin en heyecanlı yanlarından biri.”Kültürel değerlerimiz avantajımızIMA Direktörü Seda Lafçı ise, Türkiye’nin kültürel zenginliklerine ve coğrafi konumundan dolayı sahip oldukları avantajlara dikkat çekerek, “Yaşadığımız coğrafyaya baktığımızda, Türkiye’nin çok önemli avantajlara sahip olduğunu görüyoruz. Bu avantajlarımız sahip olduğumuz değerler. Eğer bizler bu değerlerimizi günümüze çağdaş bir şekilde taşıyabilirsek, modada farklılık yaratabilir ve istediğimiz etkiyi sağlarız. Türk El Sanatları Koleksiyon projemizin bu sebeple önemi çok büyük. Bu projemizle sahip olduğumuz değerleri ve kültürel mirasımızı, modern ve çağdaş bir çizgide sunduk. Günümüz modasına uyarlayarak giyilebilir olmasını sağladık ve farkındalık yarattığımız bir moda unsuru haline getirdik. Genç, heyecanlı ve yetenekli öğrencilerimiz Ece Ege’nin danışmanlığında yoğun bir araştırma, tasarlama ve üretim süreci geçirerek ortaya çok başarılı bir sunum çıkarttılar. İstanbul Moda Akademisi, öğrenci ve eğitmenleriyle ülkemize ve sektörümüze değer katacak bu tür projelerle her zaman gündemde olacaktır” şeklinde konuştu.Üretim sürecini Gizia’nın gerçekleştirdiği koleksiyonlar için 21 bin 532 saat çalışıldı.Her öğrenci üç sunum hazırladı- Proje kapsamında, İMA Moda Tasarımı ve Teknolojisi Lisans Programı ve Moda Tasarımı ve Yönetimi Lisansüstü Diploma programlarından 5 öğrenci seçildi.- Anadolu el sanatlarını araştıran öğrenciler, iki ay süren yoğun bir çalışmanın ardından iğne oyası, tel sarma, tel kırma, sedef kakma, sanatlarını kullanarak 15 sunum hazırladı. Her bir öğrenci 3 sunumdan oluşturduğu tasarımlarında, tüm süreci couture tekniği ve el dikişi ile hazırladı. Geleneksel el sanatlarının çağdaş bir formatla sunulduğu sergide 9.000 adet tel kırmadan oluşan kafes ceket, 5.200 metre tel ile hazırlandı, toplamda 6.510 metre tel kullanıldı.- Çeşm-i bülbül desenlerinden esinlenerek 4.800 üfleme boncuk tasarımlara işlendi. 410 sedef taşı ve 600 metre tül kumaş kullanıldı. 70 metre Ödemiş keteni ile hazırlanan tasarımlar 1.200 adet iğne oyası ile tasarlandı.

Devamını Oku

Sinem ve Kenan’ın düğün anotomisi

20 Mayıs 2016

Sinem Kobal ile Kenan İmirzalıoğlu’nun aşk haberleri ilk çıktığında bu dedikodulara inananlar ve inanmayanlar olarak hayranları ikiye ayrılmıştı. Bu haberlerin üzerinden çok da zaman geçmeden, evlilik teklifi ve ardından da düğün haberi geldi. Ayvalık Ortunç Otel’de gerçekleşen düğün için, magazin basını İstanbul’da bölgeye göç etti. Evet, yılın düğünüydü. İkisi de şahane birer yıldız. Hal böyle olunca, davetliler de Türkiye’nin en ünlü yıldızlarıydı. Burçin Terzioğlu, İlker Kaleli, Yasemin İzzet Özilhan, Bergüzar Korel, Halit Ergenç, Fahriye Evcen, Burak Özçivit, Başak Dizer, Kıvanç Tatlıtuğ... En gözde çiftlerdi. E daha kim olsun? Daha da üst segment bir davetli listesi olamaz. 300 davetlinin olduğu düğünde sektörün yıldızları, en yakın arkadaşları ve aileleri bir hafta sonu tatiliyle birlikte bir rüya gibi bir düğüne uyandılar. Çift, davetlileri için üç ayrı otel kapattı. Kendi kaldıkları otelde en yakın arkadaşları ve aileleri vardı sadece. Bu yüzden de üç gün üç gece süren bir keyifli anılar kaldı geriye.Magazin kıskacıAşklarını ilk günden bu yana hep kendilerine saklamayı tercih eden çiftin, doğal halleri düğün mekanlarına da yansımıştı. Sinem hem gelinliğini hem de dekorasyonu Tuvana Büyükçınar ve A46 ekibine emanet etti. Tuvana’ya sordum süreci. “Beach wedding olduğu için tamamen vintage kokan bir konsept hazırladık. Özel bir koleksiyon yaptık. Bir tane gelin alma elbisesi, nikahta çıktığı gelinlik, ikinci gelinlik ve after party dress. Hepsi vintage dokunuşlu, özel kumaşların kullanıldığı, el işi işlerdi. İpek üzerine el işi bir gelinlik olduğu için çok zordu. 3.5 ay sürdü hatta bir ara Sinem stres oldu. Uzun yıllardır beraber çalışmanın etkisiyle, kendini bize bırakabildi. Derin dekolte isteğini baştan beri biliyorduk. Uzun zamandır gördüğüm en heyecanlı gelindi. Henüz o fotoğraflar paylaşılmadı ama çok güzel ve sade bir duvağı vardı. Cunda gibi tarihi ve deniz kenarı bir yer için seçilebilecek en güzel gelinliği giydi. Uzun kuyruğundaki danteller tamamen tıp Cunda, doğal hallerine uygun şahane bir tercihti bence aynı şekilde Sinem’in gelinliği de. Hamiyet Akpınar makyaja, Erhan Delen de saça imza attı. Bu isimler, Sinem’in hayatında zaten her zaman severek çalıştığı, alışkın olduğu kimseler. Özge Özpirinçci ve Engin Alatan Düzyatan, malum ayrılıklarının ardından ilk kez bir düğünde bir araya geldiler. Elbette ikisinin de yanında yeni hayat arkadaşları vardı.Özge Pirinçci düğüne sevgilisi Burak Yamantürk’le katıldı. Engin de elbette eşi Neslişah Alkoçlar ile.Sosyal medya nerede?Kenan ve Sinem, nikahın ardından basına özel ayırdıkları alana çıkarak, selam verdiler. Oldukça şık bir hareketti. Emeklerine saygı duyduklarını dile getirip, eğlenceye geçerken biraz da izin verin, rahatça eğlenelim dediler. Karşılıklı saygının işlevsel olabileceğinin en güzel örneğiydi bence. Malum yılın düğünü, sosyal medya başında düğüne katılan davetlilerin gireceği postları bekleyen milyonlarca hayran, çaresiz kalakaldı. Alışkın olduğumuz buydu, davetlilerin eğlence anlarından kareleri, nikah anından romantik anları sosyal medyada davetlilerin paylaşması. Hollywood dünyasında bu işler şöyle yürüyor: Eğer bir yere davetliyseniz, girişte telefonlarınızı bırakıyorsunuz, en yakın arkadaş olsanız bile, belirlenen prosedüre uymanız gerekiyor. Kim Kardashian Kanye West çifti de Angelina Jolie, Brad Pitt de aynı uygulamayı yapmışlardı. Prosedürlerin sert olmasına Hollywood dünyası alışkın ama bizde işler tersine gider. Bu yüzden, onlar yumuşak bir geçişle, ricada bulunarak bu işi hallettiler. Sinem ve Kenan, tüm davetlilere sadece eğlenelim dediler. Dijital dünyanın en rahatsız olduğum kısmı tam da bu. Eğlenirken, öpüşürken, sohbet ederken bir anda yanınızdakinin telefona sarılması. İşte bu dijital detoksu tüm davetlilerin gerçekleştirmesini sağlayan Kenan ve Sinem bu konuda da bir ilke imza attılar.Kutluyoruz. Evet, hayranlar fotoğrafsız kaldı ama aşklarını yaşayabilecekleri şahane anılar biriktirdiler. Bakalım onların başlattığı bu akımı kimler devam ettirecek?Önce İstanbul... Üç gün süren düğünden sonra İstanbul’daki yeni yuvalarına dönen çift, bir kaç günlük molanın ardından balayına doğru yola çıkacak. Aylar süren hazırlığın, heyecanın ardından İstanbul’da gördüğüm Sinem’in mutluluğu her haline yansımıştı. Her zamanki içtenliği ve pozitif enerjisi, bu aşkla daha da güzel bir yaşama evrilsin.

Devamını Oku

Elçin Sangu’nun sırrı doğallığında

30 Nisan 2016

Kiralık Aşk dizisinde Barış Arduç’la beraber yakaladıkları uyumu herkes konuşuyor... Elçin Sangu içtenliğiyle herkesi etkilemeyi başarıyor. Artık marka yıldız eşleşmeleri iki taraf için de çok fazla anlam ifade ediyor. Hem yıldızların kendilerini konumlamaları hem de markaların stratejilerini doğru oturtmaları adına, çok fazla mesaj içeriyor. Meryem Uzerli fenomeninden sonra, Kiralık Aşk dizisiyle iki yeni yıldızımız oldu: Barış Arduç ve Elçin Sangu. Bu dizinin alamet-i farikası, iki yıldızın da genç, dinamik ve içten olması ama ilginç olan başka bir nokta var ki, farklı kuşaklara hitap edebiliyorlar. Elçin Sangu, Z kuşağının hayran olduğu, kendini onun yerine koymak istediği bir rol model. Doğal güzelliğinin yanında mütevazı tavırlarıyla da X ve Y kuşağını da etkilemeyi başarıyor. Bir anda parlayan bir yıldızın peşinde işbirliği yapmak isteyen markaların olması da elbette çok doğal. Elçin, seçimini lüks segmente oynayıp elitist bir tavır sergilemektense, tıpkı hissettirdiği gibi, halka daha yakın markalarla işbirliği yapmaktan yana kullanıyor. Kızıl saçlarıyla önce Elidor’un yüzü oldu, şimdi de Boyner yeni yüzünün Elçin olduğunu açıkladı. Dinamik, değişime açık, renkli ve aynı zamanda “bizden biri” o. Elidor ile işbirliğinin ardından Boyner’in yüzü olmasının bir iletişim hatası olduğunu düşünenler var ki ben bu kanıda değilim. Kendisine sorduğumda, gayet net bir yanıt verdi: “Benim gibi bir kadın çok rahat bir şekilde Elidor da kullanır, Boyner de giyer bir iletişim hatası değil.” Türkiye’nin en gözde yıldızların-dan biri olmayı başardı, daha da yıldızlaşa-cağı kesin.Markaların buluşmasıLüks kategoriye doğru yumuşak bir geçiş yaparsak, Harvey Nichols’da bir işbirliğiyle çok konuşuldu bu hafta. Bu kez marka - marka kombinasyonunu gördük. Güçlü markaların lüks segmentte el ele yürümesi, globalde olduğu gibi lokal pazarda da artık iletişimcilerin başarılı sonuçlar elde ettiği bir mevzu. HP, Premium serisinden altın kaplı hissi uyandıran, ilk tanıtımını New York Times International Luxury Konferansı’nda yaptığı dizüstü bilgisayarı, moda ve teknolojiyi buluşturdu. Demet Sabancı Çetindoğan, mavi diz altı elbisesiyle defilenin ev sahipliğini yaptı, podyumun baş modeli Tülin Şahin de elinde dizüstü bilgisayarıyla podyumdaydı, Berrin Yoleri, Feryal Gülman, İdil Fırat da front row’da izleyenler arasındaydı,Bunları kaçırmayın!Kendini tazelemek isteyenlereMetin Hara “İnsana Güven” konseptini yeni bir oluşumla bahara tazelenmiş olarak giriyor. İnsana Güven, 12 yaşından beri tamamlayıcı tıpla ilgili farklı çalışmalar yapıyor zaten, onu bir anda tanıdık. Şimdi, kendisi dışında da farklı eğitmenlerle oluşturduğu konsepti, baharla birlikte yenilenmiş olarak sunuyor. Herkesin ihtiyacı elbette farklı ama biraz aynannın karşısında kendinizle yüzleştiğinizde aslında nelere ihtiyacınız olduğunu hissedersiniz. İkiye ayırmışlar olayı; Yang Zone ve Yin Zone olarak. Derslerin isimleri zaten anlatıyor mevzuyu: “Kim Olduğunu hatırla”, “Hayalindeki Seni Şimdiye Getir”, “Duygu Organ Analizi”... Seçenek bol, bireysel terapilerde 250 - 400 TL bandında geziniyor fiyatlar. Mossad ajanları için geliştirilen kendini koruma yöntemini öğrenebileceğiniz Can Höcük’ün verdiği “Krav Maga” eğitimi bile var. Workshop fiyatı da uygun.Çeşme’de lezzet arayanlaraÇeşme zamanı yaklaşırken bölgede gerçekleşecek yeniliklerin de haberleri ulaşmaya başladı. Murat Bozok, Çeşme’de Paşalimanı’nda konumlanan Sea Homes’da yeni lüks kavramını hayata geçirmeye hazırlanıyor. Yerel lezzetleri yorumlama konusundaki başarısına hayranız zaten, şimdi et ve balığın farklı yorumlarıyla karşımıza çıkıyor.

Devamını Oku

Şehirde neler oluyor?

1 Nisan 2016

Bu hafta magazin dünyasına Pınar Altuğ’un kızıyla ilgili yaptığı açıklamalar damga vurdu.Magazinsel yaklaşımHaftanın en çok konuşulan magazin haberlerine şöyle bir göz atınca, Pınar Altuğ ve kızıyla ilgili ‘’Yasaklar’’ mevzusuna takılı kaldım. Çocuk, en hassas konu, bence bir magazin malzemesi yapılmamalı. Pınar Altuğ’u arayıp, neler oldu diye sormadan edemedim. Kansersiz Yaşam Derneği’nin kermesinde, annesinin adını verdiği mücevher koleksiyonunun standındaki Pınar’a muhabirler, ‘’Kızınız Su da bu takılardan kullanıyor mu?’’ diye sorunca, o da anlatmış tüm içtenliğiyle. Diyor ki: ‘’Bir mücevher koleksiyonum var, kızınız da bu koleksiyondan takıyor mu diye sordular. Kızımın kulakları delik değil, altın bir yüzük takmak için de çok küçük yaşı. Biz küçük çocukların kulağında küpe takmaktan hoşlanmayan bir çiftiz.’’ Yani ne bir basın açıklaması var, ne de kızının eğitimiyle ve çift olarak koydukları yasaklarla ilgili bir haber değeri. Nasıl oluyor da kanserle savaş için yardım toplayan bir vakfın kermesinden böylesine saçma haberler çıkıyor, anlamlandırmak mümkün değil. Kenan Doğulu’yu özleyenler el kaldırsın!Popüler kültürümüzün en nadide isimlerindendir Kenan Doğulu. 90’lardaki şarkıları bile hala çocuğumuzun belleğinde. Son albümü Aşka Türlü Şeyler 2012’de yayınlandığından beri, ne zaman stüdyoya gireceği merak konumuzdu. Uzun zamandır albüm yapmadığı halde, bu yaz açık hava konseri tıklım tıklımdı. Onun asla eskimeyen ve sürekli yenileri eklenen bir kitlesi var. Duyduğuma göre, onun yeni şarkılarını dinleyip keyiflenmemize çok az zaman kaldı. Üstelik Doğulu, bu kez caz formlarından oluşan bir albümle arz-ı endam edecekmiş. Kendini yeniliyor olmasına şaşırmadık elbette, onu tam da bu yüzden çok seviyoruz!Gez göz-arpacıkAsmalımescit’teki 5 Coctails & More, şehrin yeni kokteyl mekanı. Hafta içi iş çıkışı kokteyl yudumlarken sosyalleşmek istiyorsanız, favori adres. Özellikle modeller başta olmak üzere moda dünyasının Asmalı’daki yeni adresi olduğu kesin. Tabii böyle olmasında mekanın kurucuları arasında Oben Budak ve Alexander Kokoskeriya’nın imzası var. Müzikten dekorasyona ve bir mekandaki en önemli faktör olan enerjiye, mekanın en iddialı olduğu konuysa, profesyonel mixologist’lerin elinden çıkan 30 farklı imza kokteylleri. Özel damla sakızlı, mercan köşkü çiçekli Chios Island favori kokteylleri. Bu konuda 10 üzerinden 10’dan daha düşük not veren henüz yok. Zuma, İstinye Park’da harikalar yarattı. İç dekorasyonu, ambiyansı ve hızlı servisiyle birden beyaz yakalıların, iş ve cemiyet dünyasının özellikle akşam yemeği için en favori mekanları listesine girdi. İçeriye adım attığınızda masanıza doğru ilerlerken göreceğiniz isimlerden bazıları kimler mi? Hamdi Akın, Cem Hakko, Levent Kızıl, Sitare Akdilek, Eda Taşpınar... Mekanı çekici kılan bar alanında bir kokteyl yudumlamadan geçmeyelim derseniz, South-East Asian Cooler ve Raspberry Passion Fruit Martini favoriler arasında. Dream Grubu, iki hafta önce de Roma’da Zuma’nın yeni şubesini açtı. Fendi Store’un binasında açılışını yapan mekana daha ilk günden Kendall Jenner gelince, olay kapandı zaten.

Devamını Oku

Jet-set’in balo rehberi

25 Mart 2016

Olay, Monte Carlo’da geçiyor. Malum, dünyanın en lüks memleketlerinden biri. Hollywood’dan Monaco Prensesliği’ne transfer olan Grace Kelly, 62 yıl önce dünyadaki korunmaya muhtaç çocuklara yardım etmek amacıyla ilk Gül Balosu’nu düzenlemiş. Monaco, yılın her mevsimi dünya jet setinin vazgeçilmez lokasyonu. Dünyanın en lüks otelleri, restoranları, kafeleri bu minik ülkede, tüm bunların işletmesi de prensliğe ait. Monarşi kültürünün tüm dünyada hala ne denli yaygın olduğunu anlamak için Monte Carlo’da bir baloya katılmanız yeterli. Uzak Doğu’dan, Avrupa’dan kraliyet ailelerinin katılımlarıyla, jet-setin buluştuğu muazzam bir ortamın havasını soluyorsunuz.Gül Balosu'nda jet-setin buluştuğu muazzam bir ortamı soluyorsunuzÜlke değil, festival mekanıGül Balosu ve Kızılhaç Balosu, Monte Carlo’nun gözbebekleri. Creme de la creme ne yer, ne içer, ne giyer merak ediyorsanız, bu balolardan birine davet edelim sizi.Eğer bu baloya Türkiye’den katılmak istiyorsanız, anahtar Monako’nun en büyük şirketi olan Monte Carlo La Société des Bains de Mer (SBM)’in Türkiye ve Orta Doğu temsilcisi Hülya Biren’de. Tam sekiz yıldır bu işi yapıyor.Hatta SBM bile yayınladığı Monte Carlo Society Dergisi’i karıştırırken, birden Hülya Biren’den “Monte Caro Türkiye Büyükelçisi” diye bahsettiklerini görmüştüm.Feryal Gülman müdavimlerdenMonte Carlo’da Gül Balosu’na katılıyorsanız, iki müdavimi göreceğinizden emin olun. Bizden Feryal Gülman, moda dünyasından Karl Lagerfeld. Chanel’in dahi tasarımcısı Lagerfeld, Monaco Prensesi Caroline’in 40 yıllık dostu, La Vigie’de bir villası var ve yıllarca orada yaşamış biri, o da fahri bir kraliyet üyesi muamelesi görüyor aslında. Feryal Gülman da yıllarca yaz aylarını Monte Carlo’daki evlerinde geçirdiği için, o sadece Türkiye cemiyetinin değil, Monte Carlo jet-setinin de üyelerinden. Gülman uluslararası jet-setimiz olmuş.Siren Ertan, Beyza Arslan, Sema Basa, Revna Demirören, Ruken Mızraklı Monte Carlo’da baloda görmeye alışk olduğumuz isimlerden. Demet Sabancı Çetindoğan en son 29 Ekim Balosu’nu Monte Carlo Hotel Hermitage’da yapmıştı. Hacı Sabancı da ertesi gün Yıldızlar Salonu’ndaki Tarkan konserini sevgilisi Özge Ulusoy ile izlemişti. Sabancı ailesi de Monte Carlo severler arasında.Kızılhaç mı, Gül Balosu mu?Kızılhaç’da davetlilerin yaş ortalaması daha yüksek. Katılım bedeli de öyle. Kişi başı 1200 Euro masada bir yeriniz, yemeğiniz ve konseri dinlemek için (ki konserde, o sahnede Sting’i de gördük, Lana Del Ray’i de) ödeyeceğiniz bedel. Elbette şampanya ve şarap içtikçe hesabınız kabarıyor, gecenin sonunda ödediğiniz meblağ, o konuda size bağlı. Genellikle Hotel de Paris ya da Hotel Hermitage’da kalıyor jet-set. Gül Balosu’nda 800 Euro’ya içki, yemek ve konseri üçü bir arada çıkartabiliyorsunuz. Bu yıl baloda 800 kişi vardı, Türkiye’den katılan ve kare masada oturan ise 32 kişi. Baloda bir sandalye kapmak da büyük prestij.

Devamını Oku