Yüzeysel bir aşk yaşıyormuşum...

Fransız Le Nouvel Observateur dergisi de aldatma ve boşanma salgınına değinmiş. Dün bizim Pazar Vatan’da vardı. Fransızların bu konuya dair bütün cümleleri ilginç

Haberin Devamı

Fransız Le Nouvel Observateur dergisi de aldatma ve boşanma salgınına değinmiş.

Dün bizim Pazar Vatan’da vardı. Fransızların bu konuya dair bütün cümleleri ilginç.

Tek tek bakmak lazım...

“Artık hızlı, yüzeysel aşklar yaşanıyor. 19. yüzyılda evlilikler ortalama 17 yıl sürüyordu, bugün ise 45 yıl...”

Hiç böyle düşünmüş müydünüz? “Eskiden” deyince biz en fazla babamızın babasına kadar geri gideriz ve onların 45-50 yıl süren evlilikleriyle övünürüz.

Oysa birazcık daha geriye gitsek...

Aklımızın, fikrimizin frekans ayarını değiştirsek...

Ki zaten biz istemesek de yaşam değiştiriyor, belki daha mı rahat edeceğiz?

Yahu normal mi zaten? 45 yıl, dile kolay...

45...

Devam edelim...

“İnternetin, ucuz seyahatin çağında insan bütün ömrünü tek bir kişiyle geçirebilir mi?”

İnterneti biliyoruz da, ucuz seyahate daha geçiş yapmamıştık. Hazırlıklı olalım. Bayramda Budapeşte turları falan...

Ucuz yani...

Üç gün-iki gece...

Hı?

Üç gece-iki gün mü olsun?

Peki.

“Zaten tek eşliliğimizin nedeni sonradan ortaya çıkan ahlak ve din yasaları değil mi?”

Evet, öyle de...

Sevgili Nouvel Observateur yazarı, gel de bi anlat sen onları burada. Aslında ahlaksız değil de, ya azgın kadın ya da andropoz adam oluyorsun burada.

Bizde ahlaki ve dini yasalar başka platformlarda tartışılıyor...

Ve şöyle bağlamış konuyu...

“Acaba aldatma ’normal’olmak üzere mi?”

Sanırım bir 19. yüzyıla dönüş havası yok desem yalan olur.

Gidişatımız o güzergâh üzerinde...

Hatta bazen insanın kulağına dergideki o ilk cümle bile hoş geliyor:

“Artık hızlı, yüzeysel aşklar yaşanıyor” diyor ya o...

Yani aslında kötü de, cümle insanı rahatlatıyor.

Hiiç sorumluluk yok, yemek yapmak, para sıkıntısı, kişilik savaşı falan...

Aldatma korkusu...

“Seviyor mu?” şüphesi...

Bunun gibi sizi daraltanları sıralayın...

Düşünsenize hiçbiri yok.

Ya, konu yine nereye geldi?

Nereye geldi biliyor musunuz?

Bundan sıkı bir fantezi konusu çıkar; şöyle başlayan:

Yüzeysel bir aşk yaşıyormuşum...

*****

Sanki zayıf olsa aldatmayacak!
Ya... Aldatan erkeklerin eşlerine bakılıp, “O da bıraktı canım kendini... Çok kilo aldı bir kere...” falan deniyor ya...

Sanki kadın kilo almasa, adam gitmeyecek...

Sanki kadın kendini bırakmasa, adam başkasına bakmayacak...

Boş konuşmayın...

*****

Bakireler ayaklandı
Memleketimizde 25 yaşın üzerinde ne çok bakire varmış.

Bakire raporunu çantasında gezdiren ve hatta her yıl yenileyen manken kızımız için,

“Asıl bu yaşta bakire olmak ayıp” yazdım diye kıyamet koptu.

Vay efendim bakireliğin nesi ayıpmış!

Söyleyeyim size nesi ayıp...

25 yaşına gelene kadar kızlar, en azından yüzde 80’i, en az bir kez cinsel deneyim yaşamıştır.

Bakire kalarak veya kalmayarak.

Veya bakire kalmaya çalışarak...

Her haltı çevirip, sonra da, “Bakireliğin nesi kötü?” diye karşıma çıkmayın.

Kimse kimseyi, salak sanmasın!

DİĞER YENİ YAZILAR