Uzanmıştım kumsala...

Haberin Devamı

Geldim. Tatil bitti. Ha, kafamı dinleyip yenilendim mi?
Hayır.
Kafa yine aynı kafa...
Ne olacak ki zaten?
Tatil yaptık diye kişilik mi değiştireceğiz?
Varsa tabi!!
Yani insan tatilde kişilik değiştirebilir ama gelince kös kös eski haline dönersin. Ha, gerçek halin hangisidir onu da bilemezsin.
Aman, felsefe mi yapacağım şimdi! “İnsanın gerçek hali diye bir şey var mıdır?” “Gerçek nedir?” diye başlarmışım...
Hiiç işim olmaz.
Ama tabii ki size neler yaptığımı veya yapmadığımı da anlatmayacağım...
Bir de yapamadıklarım var tabii...
Herkes gibi...
Offf, Of!
Bütün bunların yerini tutmasa da size bazı gözlemlerimi anlatabilirim.
Öyle gizli saklı veya benim keşfettiğim şeyler değil bildiğiniz manzaralar canım...
Havuz, deniz manzaraları...
Erkek mayolarıyla başlamak istiyorum.
Bu kadar mı çirkin olurlar?
Şu diz boyu olanlardan bahsediyorum. Boyu 1.85’in altında olanlarda, diz altına kadar inenlerden...
Haşema gibi!
Nedir yani bu?
Zaten çok hazzetmiyoruz sizden, bir de bunları giyince...
Hani bir laf vardır ya, “şahtı şahbaz oldu” diye, aynen durumunuz bu...
Bir erkeği bundan daha çirkin ne gösterebilir?
Çirkin olduğu kesin ama sağlıklı falan olsa yine susacağım... Tam tersine sağlıksız da...
Hem kendi sağlıklarına hem de bizim psikolojimize zararlı...
Ama düşündüm de, “niye giyiyorlar” diye, bunun altında korkunç bir gerçek var galiba...
Bunu giyince kendilerini uzun ve modern sanıyorlar korkarım.
Hem de çok korkarım...
Açık konuşayım Recep İvedik gibi görünüyorsunuz.
Elinizde bir şambrel eksik sanki...
Şöyle söyleyeyim, işin vahametini o zaman anlarsınız:
Biz de öyle giyinsek?
Hı?
Yani bizim bikini altlarımız da öyle olsa?
Anladınız mı şimdi?
Hııı...
Lütfen yani!
Bir de, sudan çıkınca abuk sabuk ve bol bol oramıza buramıza yapışan mayo bozuntusunda şeyimizi arasak.
Hoş mu?
Ayrıca niye arıyorsun?
Yüzme mi bilmiyor seninki?
Sen yüzerken o boğulmamak için kendisini dışarı mı attı? Çevredeki insanlar da boğulmakta olan şeyi görünce ona can simidi atıyorlar falan. Hatta isabetle üzerine geçiren bir Marlboro kazanıyor...
Sen de ara ki bulasın!
Hadi onu da geçtim...
Bir de duş alırken...
Hani mayonun içine su tutanlar vardır...
İki türlü yaparlar bunu...
Biri, alenen şortun lastiğini öne doğru uzatır, içeri su tutar.
Diğer yöntem de, karnın olabildiğince içeri çekilmesidir. Çeker çeker ki boşluk oluşsun, içeri su dolsun.
Aklı sıra çaktırmıyor!
Bu da hoş mu şimdi?
Nedir yani?
Amaç ne?
Sanki tuzlu kalsa pastırmalaşacak!
Hadi pastırmalaşmadı, tuzlu kalmazsa ne yapacak?
Veya klorlu kalsa, rengi mi açılacak?
Albino penis!
Anlatırsın artık:
“Aşkım denizden sonra su tutmadım da, ondan böyle oldu!”
Her iki teknikte de gözleri yine oraya kayar.
Ne bileyim, belki de amaç budur. Onu görmek yani...
Onunla birkaç saniye de olsa göz göze gelip “Birlikteyiz” hissini almak!
Bir nevi dayanışma!
Yoksa niye bakıyon?
Hayır, neyin peşindesin?
Benimki de soru mu yani?

DİĞER YENİ YAZILAR