“Tık” yok, dizilere sardırdık

Haberin Devamı

Kimsenin gerçek hayatında “tık” yok, dizilere sardırdık! Sanki gerçeklermiş gibi...

Sanki biz de oradaymışız gibi...

Hatta hatta dizilerdekilerden biriymişiz gibi...

E, öyle...

Yani televizyonun karışısında diz yeri yapmış eşofmanlarıya kendini “Hatırla Sevgili”deki zarif kadın Yasemin zannedenler yok mu?

Oturduğu yerden “Necdet”i tercih edenler...

Veya hayatında hiçbir şeyle mücadele etmemiş, en ufak bir sorunda, “Ama ben bunu hak etmedim kiii...” diye zırlayan ama “Annem”i seyrederken kadına akıl verenler...

İşten-eve, evden-işe, telefon parası, kredi ödemesi uğraş dur, sonra da hayatı dizilerde yaşa...

Yaşarmış gibi yap.

Ohhh! Bedavadan hayat.

Aslında bu da bir şey. Yani hiç yoktan iyidir.

Bazı ayrıntılar hariç tabii...

Mesela:

MEKTUP

“Annem” dizisindeki mektuptan söz ediyorum. Hani eski karısına yazdığı o mektup...

“Kızımın annesi, sınıf arkadaşım, sıra arkadaşım, eski hayat arkadaşım, yüreğimin bir köşesinde hâlâ en güvendiğim insan olarak durduğunu bilmeni isterim” diye başlayan...

Of! Of! Of!

Daha ne olsun!

“Budur!” değil mi?

Hangi kadın bu sözlerden duygulanmaz ki?

Kim sarsılmaz ki?

O mektup sanki hepimize yazıldı.

Ama şunu da hatırlatmak isterim.

Sizi gerçeklerle yüz yüze getirmekten çok hoşlanmıyorum ama bu mektubu yazan bir senarist. Üstelik de kadın.

Zaten senaryo için dahi olsa, hangi erkek böyle şeyler yazabilir ki?

Sarsılın, kendinize gelin ve gerçek hayatta böyle bir mektup beklemeyin.

Yanınızdaki adama da kötü davranmayın diye söylüyorum.

Evet. Dizilerdeki adamlara bakıp bakıp sizinkinden iyice soğuyorsunuz da...

NECDET Mİ,

AHMET Mİ?

Gelelim, “Hatırla Sevgili”ye...

Burada da, “Ahmet mi, Necdet mi?” ‘sorunsalı’ yaşanıyor.

Ahmet’i sıkıcı ve pısırık bulanlar

çoğunlukta.

Necdet gönüllerde...

Niyeyse kimse Ahmet’le Yasemin’in büyük aşkını kale almak istemiyor. Yani bir şey olsa da, Yasemin Necdet’e âşık oluverse...

Ahmet’e ne olursa olsun.

Kadın milleti de tuhaf oluyor bazen; aşk mı istiyor, şefkat mi belli değil.

AYDAN ŞENER

“Neden bütün erkekler Aydan Şener’e âşıktır?”

Dizilerinden bahsetmiyorum, gerçek hayatta...

Bütün erkekler olmasa da yüzdesi çok yüksek böyle bir erkek grubu vardır.

Ona karşı “ciddi ve seviyeli” duygular beslerler.

İncelemek lazım bunları...

Ne buluyorlar bu tanımadıkları kadında?

(Bu arada, onunla kısa bir sohbetim olmuştu, gerçekten de çok tatlıydı... Ama onlar bunu bilmiyor ki!)

Bir de, önemli olan onun nasıl olduğu değil, bu adamların onda ne bulduğu...

Enteresan!

ÖPÜŞMEYİN

Yeni nesil öpüşüyor ya...

Dizilerdeki yani...

Sanat için öpüşüyorlar ya! İnsanlık için öpüşmesinler...

Lütfen.

Rica ediyorum.

İnsanı öpüşmekten soğutuyorlar.

Belli ki, tutuklar, utanıyorlar... Ne diye zorluyorsunuz?

Mecbursanız, onlara “Rüzgâr Gibi Geçti”yi veya ne bileyim, yenilerden “Dört Nikâh Bir

Cenaze”yi falan seyrettirin.

Öpüşme görsünler...

Veya sette bağırın:

“Sevgilinle de böyle mi öpüşüyorsun sen?” diye...

Konu öpüşmeye gelmişken daha ayrıntılı yazmak isterdim ama bugün biraz başım ağrıyor!

DİĞER YENİ YAZILAR