Teker teker gelin...

Haberin Devamı

Bizim gazetenin erkek yazarları bana kükrüyormuş...

Ne o?

Onlara “Sex and the City” erkekleri demişim!

Ne o?

Onları eşleştirmişim!

Çok alınmışlar, çook...

Bu işi hiç beğenmemişler.

Hatta, bu iş benim yanıma kâr kalmazmış.

Artık eşleştirdiğim karakterleri mi beğenmediler, yani aslında hayallerindeki başka biri miydi yoksa bu fikre külliyen mi karşılar bilemem...

Tamam.

O zaman ben de senaryomu değiştiriyorum.

Filmi de izledim artık, işim daha kolay.

Yeniden bir rol dağılımı yapacağım. Kiminin rolünü değiştireceğim, kimini diziden atacağım...

Belki bu sefer beğenirler.

İlk yapacağım değişiklik Selahattin Duman’la ilgili...

Onun, Carrie olmasına karar verdim.

Hem sigara takıntısından hem de çok okunuyor olmasından dolayı...

Bizi anlatmasından...

Bir de, “gerçekten gülünç bir şey olduğunda gülmesinden.”

Tamam, medyada tüm zamanların en çok okunan yazarı olabilir, hepimizi kıskandıracak kadar iyi yazabilir ama...

Ama onun da kusurları var tabii...

Mesela matematiği biraz zayıf!

Günlerdir havuz problemi çözmeye çalışır gibi, Sex and the City kızlarının kaç erkekle yatmış olabileceklerinin hesabını yapmaya çalışıyor. Çarpıyor, topluyor, çıkarıyor, bölüyor, işin içinden çıkamıyor.

Sonunda 1172513 gibi bir rakam bulmuş.

Dedim ya, matematiği biraz zayıf...

Hayır, rakamın yanlışlığından, abartmasından değil, bu hesabı burada bırakmasından.

Sıkı bir Türk erkeği bu hesabı burada bırakmaz.

Bunun santim hesabı var...

Bunun saat hesabı var...

Bunun kere hesabı var...

Normalde, azimli bir Türk erkeği daha analitik bir hesapla karşımıza çıkardı.

Bu konuda ne kadar yetenekli olduklarını biliyoruz:

“Bunların birlikte oldukları erkekleri santim santim toplasak, dünyanın çevresini iki kere dolaşırdı” gibilerinden...

Veya daha detaya girebilirdi: “Bir erkekle bir kerede 5 defa yapsalar, birlikte oldukları erkek sayısı (...)” diyerekten...

Yok, “5 defa” demezlerdi. 3’te kalırlardı...

Hesabın çeşidi mi yok?

Kelebek etkilisi bile çıkar:

“Seviştikleri erkekler aynı anda zıplasa, İstanbul’da deprem olurdu ve kimse bunu faylarla açıklayamazdı.”

Ama hepsi boş...

Üç kere dolaşsa ne olacak?

1 değil 2 milyonla yatsalar ne olacak?

Bunun cevabı çok kısa ve net ama...

Yazamıyorum işte!

Daha önce Samantha rolünü verdiğim Reha Muhtar’ı diziden çıkarıyorum.

Dizinin zarafetine ve mertliğine yakışmadı.

Haşmet Babaoğlu ise Charlotte olarak dizideki yerini koruyor.

En akıllımız olarak, kimseye bulaşmadan kendi huzurlu hayatını sürdürmesi bakımından...

E, haklı.

Zaten kadınların gözdesi, okuduğuma göre şu sıralar şehir dışında, keyiflidir de, bu aynı zamanda sigara krizi de yok demek oluyor; ne diye bizimle uğraşsın ki?

O romantik olmasın da kim olsun?

Ama yine de, belli olmaz tabii...

Selahattin Duman’ın durmadan bana karşı dolduruşa getirme çabalarına karşı durabilecek mi, bilemem.

DİĞER YENİ YAZILAR