Sürpriizzz...

Birden ışıklar açılır, herkes bir ağızdan başlar:“İyi ki doğduuun Ahmeeet...” “İyi ki doğdun, İyi ki doğdun!” “İyi ki doğduuun Ahmeeet...” Bir de, “mutlu yıllar” versiyonu var

Haberin Devamı

Birden ışıklar açılır, herkes bir

ağızdan başlar:

“İyi ki doğduuun Ahmeeet...”

“İyi ki doğdun, İyi ki doğdun!”

“İyi ki doğduuun Ahmeeet...”

Bir de, “mutlu yıllar” versiyonu var.

Ahmet de hiç anlamamış ya da bilmiyormuş gibi çok sevinir.

Şimdi sürpriz parti ya, herkes anlaşmalı, sabahtan itibaren kimse onu aramaz.

Kimse yaşgününü kutlamaz. Herkeste bir tuhaflık vardır. Zaten iki üç gün önceden garip fısıldaşmaların farkındadır.

O gün yani doğum gününde kös kös eve gider.

İşte orada, birden ışıklar yanar...

Sürpriz yaşgünü partileri vardır ya, ondan bahsediyorum.

Son yıllarda çoğaldı da o bakımdan.

Ne zaman bir sürpriz partiden söz edilse aklıma hep aynı şey gelir.

Eski bir filmdeydi...

Adam eve geliyor, kapıyı açıyor,

ev karanlık. Belli ki kimse yok. Ya da karısının içeride uyuduğunu falan

sanıyor.

Usulca telefona doğru gidiyor, numarayı çeviriyor:

“Aşkım, keşke seninle birlikte olsaydık. Seni çok istiyorum” gibi bir laf ediyor.

Vee...

Birden ışıklar yanıyor...

Ama o doğum günü şarkısı söylenmiyor tabii...

HEM DE HALININ ÜZERİNDE...
Ben de bunun başka bir versiyonunu düşünürüm. Adam mesela başka bir kadınla, hem de halının üzerinde...

Zaten o gün kimse aramamış ya, kendi programını yapmış.

Tam o sırada, kapı çalınıyor.

Adam kapıyı bir açıyor ki, tanıdığı ne kadar insan varsa kapıda...

Şapkalarla falan...

Al sana sürprizin âlâsı.

Şimdi sakın mantık yürütmeyin, “Niye kapıyı açsın ki?” falan diye.

Açmış işte.

Çok çalmış, açmış.

Hani bir de, televizyonlarda, “bahar geldi” haberleri vardır ya...

Şehirden, parklardan görüntüleri verirler...

Genç kız sevgilisiyle gizlice buluşmuş mesela...

Akşam haberlerine çıkıyor.

Ailece(!) seyrediyorlar...

Köprüden geçen bilmem kaçıncı kişi gibi...

O da, birlikte görünmemesi gereken biriyle mesela...

Bir anda kameralar üzerinde.

Neşeyle...

ORTADA BİR YALAN VAR
Dedim ya, bu aralar sürpriz doğum günü partileri moda diye..

Açık söyleyeyim, sinir oluyorum.

Hem öyle bir partiye davet edilmekten hem de böyle davet verenlerden...

Ne demekse?

Koskoca insanlar...

Bir de, “Ne hediye alacağım?” derdi...

Ortada bir yalan, yapaylık var...

Eski Amerikan gençlik filmlerinden çalıntı bu işi bizde genellikle bunalımlı orta yaş kadınları akıl ediyor.

İçlerinde mi kalmış ne?

Yoksa başka bir ruh hali mi?

Sahiplenmek mesela...

Ağır baskı var ama... “Bak ben sana ne kadar önem veriyorum. Ona göre...” gibi.

Ne bileyim?

Yoksa, “Sen de benim doğum günümde bir şeyler yap” demek mi?

Bir ihtimal daha var tabii:

O da benim ruhsuzluğum...

DİĞER YENİ YAZILAR