Sizi gözlüğünüzden yakaladım

“Güneş gözlüğü takan erkekler” dedim, kıyamet koptu...Açık damarınızdan yakaladım sizi. Yakaladım, bırakmam

Haberin Devamı

“Güneş gözlüğü takan erkekler” dedim, kıyamet koptu...

Açık damarınızdan yakaladım sizi. Yakaladım, bırakmam.

Ben çalışırım bunun üzerine...

Demek ki, erkeklerin yakalanıp sürüklenecek uzuvlarından başka aksesuarları da varmış.

Güneş gözlükleri...

Ne o?

Kendinizi kötü mü hissettiniz?

Çekilip sürükleniyor gibi...

Bu ne alınganlık yahu.

Ben aslında kısaca onlara, “artistler” dedim. Ne var ki?

“Güneş gözlüğünü takınca başka, çıkarınca başka olurlar” dedim.

Bak, şimdi aklıma geldi; keşke şu soruyu da sorsaydım:

“Asıl olan hangisi?”

diye...

Asıl kimlikleri, gözlüklü mü yoksa gözlüksüz halleri mi?

Yoksa bunlar gözlüğü takınca olmak istedikleri erkek haline dönüşüyorlar da, çıkarınca çısçıplak yakalanıyorlar mı?

Yani hangisi takiye?

Ya aslında bana ne. İster taksınlar, ister takmasınlar ama bu işi kafalarına

çok taktılar...

Çok büyük haksızlığa uğramışlar...

Gözleri kamaşıyormuş. Ben güneşte göz kamaşmasının ne demek olduğunu biliyor muymuşum? (Bak çok üzüldüm şimdi! Ne acı...)

Tabii National Geographic’çiler de konuya hemen atladı. Onlarsız olmaz:

“UV ışınlarının yüzde 50’si yeryüzüne ulaştığından koruma önlemleri alınması gerektiğini unutmayın. Sık dokuma ve renkli giysiler tercih edin. Ayrıca şapka ve gözlük de kullanın...” diye atladılar hemen.

Bir de direkt üzerine alınanlar var. “Benim gözüm açık renk de,

ondan yani...” diye...

Sanki ben de sizin kişisel

hassasiyetlerinizle uğraşıyordum...

Sana özel yazı mı yazayım tatlım?

Çıkar kendini o kategoriden, olsun bitsin.

Bazıları da daha hassas çıktı.

Diyor ki,

“Çok parlayan gri tonlu gökyüzü dahi rahatsiz eder ve gözlük takarım. Hatta bana inanmıyorsanız gazetenizde yazmaya baslayan Reha’ya sorun. Burdur’da beraber askerlik yaptık, aynı takımdaydık. Toplu fotoğrafta bir tek benim güneş gözlüğüm vardı, açsın bakıp size göstersin.”

Haydaa... Bir askerlik anısı eksikti....

Elinde fotoğraf albümünü alır

gelir, yakında...

“Şu arkadaki adam, deminki fotoğrafta gösterdiğim bizim gelinin

eniştesi” diye...

Arkadaşlar, nedir bu savunma haliniz?

Takmayın kafanıza yaa...

*****

Demek ki neymiş?
“Sıla”yı seyrediyoruz ya...

Başrolde iki manken oynuyor: Cansu Dere, Mehmet

Akif Alakurt.

Demek ki neymiş...

Manken de iyi oyuncu çıkıyormuş.

Var mı itirazı olan?

Yani?

“Mankenim diye beni kabul etmiyorlar” diye bir şey de yokmuş.

*****

Ne kadar güzel bir kadın
Hazır Sıla’dan bahsederken...

Sıla’nın annesi Bedar’ı oynuyor ya...

Zeynep Eronat...

Ne kadar güzel bir kadın değil mi?

Yüzü, sesi, tavrı...

Herkesin içini açıyor...

DİĞER YENİ YAZILAR