Sezen Aksu yeni köpek alsın mı?

Haberin Devamı

İyi bilirim...

İki aylıkken eline gelmiştir...

Cano, Fıstık, Venüs, Lokum veya Kont...

Tam 15 sene birlikte yaşamışsındır. Belki biraz daha az, biraz daha fazla...

Kaç hüznü, kaç kederi, kaç sevinci paylaşmışsındır onunla...

Kimse yokken ona sarılıp ağlamışsındır kaç kere...

Seni bir tek onun anladığını zannederek...

Bazen de, o kadar sana muhtaçtır ki, öyle bir bakar ki, “gel yanıma” dediğinde öyle bir sevinçle gelir ki, dayanamaz sarılır sarılır öpersin...

Koklarsın...

Kaç arkadaş, kaç dost, kaç sevgili görmüştür...

Kimler gelip kimler geçmiştir hayatından ama o hep evdedir, yanındadır...

Birlikte sayarsınız bazen, kimler

vardı diye...

Kaç sırrını paylaşmıştır seninle...

E, ister istemez!

En mahremini bile...

Bir tek onun bildiği ne çok sırrın vardır.

Ne aşağılık taraflarına, kaç mağrur yanına şahitlik etmiştir.

Bir tek o bilir.

Bir de sen.

Hatta bazen ödün kopar, “bir konuşsa, bir gün dile gelip konuşsa... Ya konuşursa...” diye...

Sonra gün gelir, ölür.

Hiç beklemediğin bir zamanda veya yavaş yavaş, ne fark eder?

Artık seni karşılamayacak.

Kapıdan eve girdiğinde kimsenin dolduramayacağı bir boşluk hissedersin.

Onu özlersin...

Ararsın... Üzülürsün. Çok üzülürsün...

Sezen Aksu’nun köpeğinin ölüm haberini okuduğumda ben de üzüldüm.

Çünkü dedim ya, iyi bilirim...

Çoğunuz gibi...

Ondan sonra olanları da...

Herkes başka bir şey söyler.

Teselli için...

Kimi, “hemen yavru bir tane al” der. O zaman sen kendini kötü hissedersin. Ona ihanet ediyormuşsun gibi...

Kimi, “alma” der. Hatta, “bir daha hiç alma...” O zaman da kendini kötü hissedersin. Bir daha o duyguları yaşayamayacakmışsın gibi...

Kimi de, “acısı geçsin sonra alırsın bir tane daha” der. Yine kötü olursun. Onu hemen unutacakmışsın gibi...

Ne alacağım diyebilirsin, ne almayacağım...

Öyle bakarsın...

Öyle...

HAYAT TAM BİR TİYATRO

“Herkes bu hayatta üzerine düşen rolü oynuyor, hayat tam bir tiyatro kral var, asker var, kameraman var, herkes bu hayatta rolünü oynuyor. Tiyatro bittikten sonra özel hayatta birlikte vakit geçiriyorlar.”

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın bu sözleri sizin de dikkatinizi çekti mi? Ne güzel, ne naif...

Aslında öyle bilinmeyen veya çok ağır bir söz değil, farkındayım...

“Hakikaten yaa...” türünden hiç değil.

Değil ama bazen böyle sözler insana iyi gelir ya, bana da öyle oldu.

İyi geldi nedense!

Birden yükselip kendimize bir kez daha baktım.

Kuşbakışı insan manzaraları...

Ama ben nereye takıldım biliyor musunuz?

“Tiyatro bittikten sonra özel hayatta birlikte vakit geçiriyorlar” diyor ya, ona...

Biraz İbrahim Sadrivari olacak ama...

Tiyatro bittikten sonra sahneden inmeyenler aklıma geldi... “Bu tip ne çok insan var artık” dedim kendi kendime...

Sahneden inmesini bilmeyenler veya daha da kötüsü, bulunduğu yerin sahne olduğunun farkında olmayanlar...

Gerçek hayatı tiyatrodaki rolleriyle karıştıranlar...

E dolayısıyla hayatı kaçıranlar...

Ne çoklar! Ve de ne sevimsiz...

Ne bileyim, o rol, kendisinden daha iyi de, ondan mı ne?

Ne o?

Böyle yazdım diye şaşırdınız mı?

Evet, konunun ilişkilerle, seksle hiç alakası yok. Ama isterseniz hemen sizin için bir şeyler ayarlayayım...

“Hayat gerçekten de tam bir tiyatro... Yatakta bile...”

DİĞER YENİ YAZILAR