Onu da sevme, bunu da sevme... Nereye kadar? Sevmemecileri yazmaya devam...
GAZETECİ SEVMEYENLER
Bunlar bütün gazetecileri harcarlar. Onların gözünde bütün gazeteciler yalan haber yazar. Ya da canının istediğini yazar. Ellerinde büyük bir kudret vardır ve onu kötüye kullanırlar. Ya da istedikleri gibi kullanırlar. Hiç araştırmadan, kulaktan dolma bilgiyle haber yazarlar. Onlara göre gazeteciler budur. Anlatırsın. Gazetelerin haber merkezlerinin, istihbaratının nasıl çalıştığını anlatırsın. Rekabeti, haber atlamayı, yalan haberin sonunu falan... Öyle filmlerdeki gibi olmadığını da... O zaman susarlar. Ama yine de kendilerine yediremezler; “iyi de, herkes öyle değil” derler. Hayır kardeşim, herkes öyle!
Ama bütün gazetecilerin istediği herkesi bir kalemde harcayabileceğini sandıkları için ondan nefret ederler.
FAKİR SEVMEYENLER
Bunlar genellikle bir zamanlar fakir olanlardır. Nedense(!) hâlâ fakir olanları sevmezler. Artık onlara geçmişi hatırlattığı için mi yoksa korku bastırdığından mı bilemem.
Belki de... Aralarından tanıdık çıkar diyedir...
Kimbilir, fakirken çok mu kötüydüler ne?
Aslında insanlar zenginleştikçe kötüleşirler ama!!!
Biliyorsunuz, gurur ve kişilik fakirlere ait duygulardır. Zenginleştikçe arsızlaşılır. Aynı oranda!
Bir zamanlar kendisinin yaptığını yapanları, kendisinin giydiğini giyenleri, kendisinin yediğini yiyenleri, kendisinin gittiği yerlere gidenleri şimdi sevmezler.
Sevmemek bir tarafa, aşağılar, onlardan nefret ederler.
Mutlaka ama mutlaka onları buluşturan bir ortak payda vardır.
GEÇMİŞİNİ SEVMEYENLER
Aslında, fakir sevmeyenlerle çok benzerler. Aralarındaki en belirgin fark şudur; biri akrabalarına sahip çıkar. Sahip çıkmasa da kabul eder. Öteki küser. Küser kurtulur. Hayatından çıkarır, rahatlar. Onlar yokmuş ve hiç olmamışlar gibi davranır. Düğününe bile çağırmaz. Hiçbir aile cenazesine de gitmez.
ÜNLÜ SEVMEYENLER
Bunlar bütün ünlüleri küçümserler. Hele bir yerde karşılaşırlarsa onlara küs gibi davranırlar. Öyle! Tek taraflı bir küslük yaşarlar. “Sen kimsin?!” edası takınırlar. Arsızları, ünlünün duyacağı şekilde hakkında kötü cümleler kurar. Moral bozmak ister.
Niye mi?
Ne bileyim ben... Öyledirler işte!
Aptalca tabii...
PATRONUNU SEVMEYENLER
“Bunda ne var?” diyeceksiniz. “Kim patronunu sever ki?” de diyeceksiniz...
Sevgi de demeyelim, mutlaka herkesin bir kızgınlığı vardır.
Tamam, doğru ama bu bunu abartanlar vardır. Yani nefret edenler...
Fütursuzca arkasından konuşurlar. Bağıra bağıra hem de...
Kimse de çıkıp, “Kardeşim, madem bu adam bu kadar kötü, çek git o zaman” demez.
O zaman yalaka durumuna düşecektir.
Bu da çok saçma ve aptalca ama böyle...
BAŞARI SEVMEYENLER
Başarılı insanları sevmezler. Aslında işe önce başarılı insanın aslında başarısız olduğunu anlatarak başlarlar.
Hele aynı iş yerinde ve aynı iş kolundaysalar... Üff....
Hele hele bir zamanlar ondan daha üst durumdaysa...
Başlar artık; “bir zamanlar benim kapımı vurmadan içeri giremezdi” lere...
Başarılı olması onun suçuymuş gibi!
Ya da mutlaka b.k atacak en az üç şey bulurlar. Oysa bu sevmemelere verdiği emeği sevmelere verseler...
Ama...
Ellerinde değil işte...
Yazık!
Sevme sen, sevme!
Haberin Devamı

