Sevgisiz insanlar

Haberin Devamı

Korkmayın.... Romantik bir şeyler yazmayacağım. Ama şunu da itiraf etmem lazım; “galiba” yaşlanıyorum.

Zira, “insanlar sevgi dolu olsalardı...” falan diye düşünmeye başladım.

“Galiba” dedim çünkü hâlâ bu sevgisizliğin tatminsizlikle ilgili, hem de direkt ilgili olduğuna inanıyorum.

Öyle manevi tatminsizlik falan değil, bildiğin tatminsizlik... “O” manada...

Yani hâlâ hayat(!) belirtisi var.

Aslında diyeceğim şu:

Sevgisizlerden bana fenalık geldi. Sanki bununla besleniyorlar.

Sevmemelere doyamıyorlar...

Ben de çiçek böcekçilerden değilim ama... Çok uzattım. Şimdi bunların her birinin ayrı bir takıntısı vardır. Anlatayım...

GÜZEL SEVMEYENLER

Genellikle kadınlar güzel kadınları, erkekler de güzel erkekleri sevmez. Bu klasiği biliyoruz.

Ama...

Abartılır ya...

Yani mesela ünlü ve güzel bütün erkekler diğer erkeklere göre “gey”dir.

“Hadi len” diye itiraz edince, sanki kendisi bizzat tanık olmuş gibi de tezlerini savunurlar...

Yani mesela kız, güzellik kraliçesi olmuş, herkes başlar “Ayyy, hiç güzel değil” demeye...

Veya bir artist...

O gün, boylu boyunca bir fotoğrafı yayınlanmıştır; başlarlar, “Bunun nesi güzel?”

Bakarsın, objektif olarak bakarsın, güzelce bir kızdır...

Bizde herkes, güzelde kusur bulmaya bayılır. Bir kusuru olsa, gitti...

Küçük parmağı biraz büyük olsa, iğrenç statüsüne iniverir.

Kadınların şöyle bir inançları vardır: “O kadar bakım bana yapılsa ona 10 basarım...”

Yaptır o zaman!

Hülya Avşar konusunda mesela...

Ben şuna bile rastladım, “Üff! İğrenç kadın. Çok çirkin...”

E, ama...

Oha yani...

Sev, sevme; takdir et, etme ama güzel kadın. Ne yaparsan yap, güzel işte...

Belki sen otantik tipleri daha çekici bulursun, ayrı...

Ama o da güzel, bunu kabul et.

Bir de kıyasçılar vardır: O mu güzel yoksa bu mu?

Yahu niye biri kazansın ki? İkisi de güzel.

Ne mahzuru var?

İkisi de güzel olsa, birleşip seni mi... Seni mi dövecekler?

ZENGİN SEVMEYENLER

Bunlar bütün zenginlerden nefret eder. Onların hepsinin kötü olduğunu da düşünürler.

“Eşşoğlu... Her gün süt banyosu yapıyormuş.”

“Eşşoğlu... Galerisi varmış, 50 arabalık.”

Böyle bir sürü şey... Ne yapacaktı?

Parası var, tadını çıkarıyor işte...

Sana mı versin yarısını?

Harcamasa bu sefer de, “O kadar parası var, dolmuşla geliyor işe” falan der.

Sana ne?

Belki orada buluyor kendini...

Bir de şu var ya, “Benim o kadar param olacak, daha çalışacam!!!”

Ondan paran yok zaten!

Ya da adam sonradan zengin olmuştur, “Ben onun eski zamanlarını bilirim, otobüs kuyruğunda sıra beklerdi.”

E n’apsın adam? Hâlâ o kuyruğa mı girsin? Ne diyon yani sen?

Sırada, “gazeteci sevmeyenler”, “fakir sevmeyenler”, “geçmişini sevmeyenler”, “ünlü sevmeyenler”, “patronunu sevmeyenler” ve “başarılı sevmeyenler” var.

Onları da yazacağım.

Başka var mı?

DİĞER YENİ YAZILAR