Hiç heveslenmeyin, aklınızdan geçenleri yazmayacağım.
İçinde sado-mazo geçiyor ama sizin beklediğiniz anlamda değil.
Bugün magazin dünyasına takılacağım.
Biraz Hülya Avşar’dan söz edeceğim.
Aslında amacım ondan bahsetmek değil. Onun durumuyla ilgileniyorum.
Kişisel değil yani.
Selülitleri mi?
Hayır, o da değil.
Ama ille de bir laf etmem gerekirse...
Biliyorum siz şimdi, “O kadar spora rağmen, bir de kimbilir bizim bilmediğimiz ne kremler sürmesine, Allah bilir her gün masaj yaptırmasına rağmen... Biz yine iyiyiz” diyorsunuz.
Hatta içinizden, “Demek ki bütün bunları ben yaptırsam taş olacağım taş!” diye de geçiriyorsunuz.
Ama ben hiç öyle düşünmüyorum.
Belki onları yaptırıyor belki yaptırmıyor, ne önemi var?
Önemli olan hiç çekinmeden poz bile vermesi...
Peki neden?
Şunlardan biridir değil mi? “Umursamıyor” veya “Kadının kendine güveni var.”
Hangisi?
KADIN NE ZAMAN GÜZELLEŞİR?
Hayır bence hiçbiri.
Bence, o mutlu bir kadın.
Bu güven ve umarsızlık, kendisini güzel hisseden bir kadında olur ancak.
Ancak, bir sürü erkeğin ona “Güzelsin” demesiyle de olmaz bu.
Aynaya bakıp kendi kendisini güzel bulmasıyla da...
Nasıl olur biliyor musunuz?
Demesini istediğin adamın sana “güzelsin” demesi gerekir.
Bir kadın kendini o zaman güzel hisseder.
O zaman kendisine güveni gelir.
Bu kadar basit aslında.
Evet bu kadar basit ama bazı hödük sevgililer ya da kocalar bunu yapmaz.
Pardon, bazı dedim değil mi? Düzeltiyorum; çoğunluğu... Hatta yüzdeye vuracak olursam yüzde 90’ı falan.
Yapmaz.
Yapmadığı gibi tam tersine, ona “çirkinsin”, “şişmansın” ya da “yaşlandın” efekti verecek hareketler yapar.
Şımaracağını hatta daha da açıkçası, kıçının kalkacağını düşünür. Öyle bir saçma kanaat vardır bunlarda.
Hadi diyelim ki şımardı. Ne var bunda? Şımartsan ne olur?
Adamların bu soruya çok mantıklı bir cevapları vardır:
“Olmaaaz...”
Hıı.. Tamam o zaman.
Olmasın.
Olmasın da... Başka biri ona iltifat ettiğinde... Ne yapacaksın? Hele ki kadının hoşuna da giderse...
Bilemem. Ben söyleyeyim de...
İKİNCİ İNTİKAM ZAFERİ
Konuyu dağıttım yine...
İşin sado-mazo tarafına gelince...
Sado dediğim, Sadettin Saran.
Artık Hülya Hanım, ona “Sado” mu diyor bilmiyorum ama benim başlığa uydu diye...
Diyeceğim; Hülya Avşar, eski eşinden daha iyisiyle birlikte ya şimdi...
En azından sıkı biriyle...
Eski eşi çocuk bakarken, Feraye Hanım’la...
Hem de nedense benim kanım şu; sanki Hülya Hanım’ın boşandıktan sonra sapıtacağını düşünürken ve beklerken...
Kibar konuşacağım:
Kıç oldu...
Evet, bu magazin dünyamızın ikinci intikam zaferi.
İlki, Asena’nınkiydi.
Amacımız neydi?
Onsuz da mutlu olmak. Yani gerçek intikam.
Tabii Hülya Hanım’ınki daha kuvvetli oldu. Çünkü o bir de eskisinden daha sıkı birini buldu.
Bence yani...
Sado-mazo ilişkiler...
Haberin Devamı

