Bugün torpilliyiz.
Benden...
Bugün onların görüşlerine yer vermeyeceğim. Ve açık konuşayım, bundan hiç rahatsızlık duymuyorum.
Benim gibi düşünenlerle biraz dertleşmek istedim.
Öyle, çok fazla derinlere girmeden... Konuşur gibi...
Başka bir gün de sadece onlarınkini yazarım.
l “Niye kadınlar erkeklerin daha özgür, daha haklı, kendilerine hükmedebilir olduğunu peşinen kabul edip farklılaştırıyorlar kendilerini?”
Bilsem! Bunu bir anlasam... Hatta onlar anlasalar... Anlayabilselerdi zaten böyle olmazlardı değil mi?
* “Bir kültür gezisi için gittiğim Yemen’de gördüklerimden sonra bu genç kızların nasıl kullanıldıklarını onlara nasıl anlatsak diye çırpınıyorum. Bu hükümet gittikten sonra ne haller yaşayacaklar acaba?”
Ne yaşayacaklar ki? Bu sefer de açılırlar. Sözüm, çok kolay kapananlara ki artan çoğunluğun onlar olduğuna inanıyorum; kapadıkları kadar kolay açılırlar. Ne yaptığını bilmeyen kesim yani...
* “Türbanlı kadınlar erkek hegemonyasını peşinen kabul etmiş ve ikinci sınıf insan olmayı kendilerine uygun görmüşler. Eşitlik falan hikâye, yok öyle bir şey.”
Acaba çaresizlikten mi? Yani hayatta birey olmak, birinci sınıf veya eşit olmak için bütün imkânlar elinden alındığı için mi kabulleniyorlar? Biraz da intikam duygusuyla...
* “Sözde seni eleştiren bir bayan okurun, ‘Yapmayın ben de baş örtüsü takıyorum’ diyor. Türban demeyerek baş örtüsü sömürüsü yapıyor.”
Baş örtüsüyle türbancıların görüş farklarını bilmeyen mi var? Onun de demek istediğini anlamayan yok, merak etme.
* “Bizim sokakta vardı. Liseyi bitirdi, evlendi şimdi kapalı. Aynı sokakta biri daha liseden ayrıldı şimdi nişanlı ve türbanlı. Dershaneye giden bir başkasını son gördüğümde kapanmıştı, artık görmüyorum.”
Birini bulunca mı kapanıyorlar, ne?
* “Bu okumamış kızların kapanmasının en büyük sebebi anne-baba, toplum baskısı gibi gözükse de esas dertleri kendi yaşıtları olan ve fakat onlar kadar kaybedilmiş genç erkekler değil mi?”
Bu türbancı erkekleri de ayrıca incelemek lazım. Bir kadını ezerek, hırpalayarak “sahip” olmaktan ne gibi mutluluk duyduklarını falan... Onların yürekleri, bir kadının ihtiyacı olmadığı halde kendisini sevmesine dayanır mı acaba?
* “Atatürk’ün, Gençliğe Hitabesi’ni okurken hep düşünürdüm: Bizi uyarıyor ama bunları yaşamayız diye. Ancak o kadar iyi biliyormuş ki olabilecekleri...”
Dur bakalım, moralini bozma. Bu da böyle bir dönem. Geçecek...
Sadece dertleşmek için...
Haberin Devamı

