Eskiden arada sırada rastlardım, hoşuma da giderdi. Şu, Proust Anketi’nden bahsediyorum. Hani 20 sabit soru var ya, “en sevdiğiniz kelime?”yle başlayıp “öldünüz, Tanrı’nın kapıda size ne söylemesini isterdiniz?”le biten...
Ünlülere sorarlar da okuruz ya, o anketten bahsediyorum.
Gerçekten de o kişi hakkında ipuçları verir bu anket.
Nerede rastlasam okurum, kendi kendime de oyun oynarım; “bu, kesin şu cevabı vermiştir” diye...
Bakarım, çoğunlukla tutar.
Şimdilerde her yerde bu.
Biraz b.ku çıktı yani...
Yakında karşılaştığımız arkadaşlarımıza “merhaba, nasılsın?”dan sonra “hangi doğal yeteneğe sahip olmak isterdin?” falan diye sormaya başlayacağız herhalde...
O hale geldi yani.
Gelsin.
Bence mahzuru yok.
Yok da...
Şimdi o ankette birkaç soru var ki, oldum olası beni
gıcık eder.
Bazılarının da cevabı...
En ama en gıcık cevaptan başlayayım...
“Kendiniz olmasaydınız, kim olmak isterdiniz?” sorusuna, arkadaşlar şimdiye kadar okuduklarımın yüzde 90’ı ne cevap veriyor tahmin edin:
“Kendim.”
İşte ben bu cevapta çıldırıyorum.
Yani sen nesin ki? Kimsin?
Türkiye’de yaşayan bir ünlü kişi. Vazgeçemediği de bu!
Bu ne kendine hayranlıktır böyle?
Mozart ol, Einstein ol, Marilyn Monroe ol, ne bileyim milyonlarca enteresan ve gerçekten de önemli insan gelmiş geçmiş, onlardan biri ol di mi?
Yoook. O kendi olacak!
Kimseleri beğenmiyor, kendinden başka!
Pes ama!
Her şey bir tarafa hiç olmazsa bir değişiklik olsun değil mi? Hayııır... O kadar mükemmel yani...
Bir de, “Nerede yaşamak isterdiniz?” sorusu var. Bu soruya da yine yüzde 90 İstanbul diyor.
Aaaaaaa....
Hem bütün gün İstanbul’dan şikâyet eder ve ne bileyim Maldivler’in hayalini kurar, sonra da İstanbul’da yaşamak ister.
Ayrıca yaşamışsın işte bu kadar sene, önüne ankette de olsa yeni bir imkân çıkmış, çalıştır kafanı, değerlendir fırsatı.
Hıh, şimdi en manalı soruya geldik.
“Nasıl ölmek isterdiniz?”
Yanarak...
Yok yok, boğularak!
Aslında şöyle sürünerek de olabilir!!
Ne diyeceksin yani... Tabii ki, yüzde 99’un cevabı gibi “aniden.”
Evet, yüzde 1 de değişik cevaplar oluyor.
Mesela biri şu cevabı vermişti:
“Sevişerek.”
Tabii ki bir erkek.
Bencilliğinden belli.
İlk bakışta yaratıcı, hayat dolu ve neşeli geliyor insana değil mi?
O kadın ne yapacak?.. Düşünen yok!
Tam o sırada düşünsene, adam hık diye gidiveriyor. Ondan sonra uğraş dur.
Polise mi haber versin, ambulansa mı?
Sonra ne diyecek?
Durup dururken zanlı olacak.
“Hâkim Bey valla öyle fantezi
falan da yapmıyorduk. Ne oldu anlamadım” diye...
Öyle bir fıkra mı vardı ne?
Hani geliyor sanmış da meğer adam gidiyormuş gibi bir şey...
Gerçi sonradan havan olur ama...
“Dayanamadı bana...” diye...
Heh heh hee...
Öteki de hesabını verir artık yukarıda,
“Ama efendim, ben onun da
hoşuna gideceğini sanmıştım” diye küçük harflerle...
Hadi bu bencillikleri biz yedik de...
O?
Proust anketi çılgınlığı...
Haberin Devamı

