P şifresi... Popülerlik yani...

Edebiyat çevreleri, büyük penise sahip bir adamın hayatını anlatan romanı kimin yazdığını tartışıyormuş

Haberin Devamı

Edebiyat çevreleri, büyük penise sahip bir adamın hayatını anlatan romanı kimin yazdığını tartışıyormuş.

Enis Batur’dan şüpheleniyorlar.

Roman’ın adı “P” ve yazarın ismi de Enis Roman ya, o bakımdan...

Hatta Enis Batur’un, yıllardır bir türlü ‘en çok satanlar’ listesine girememesi üzerine, “Bir gün öyle bir roman yazacağım ki, yer yerinden oynayacak” dediği de iddia ediliyor.

Popüler kültüre tepki manasında...

Biraz, “Penisimle yazarım ben bunları” havasında...

Biraz da, “Siz buna layıksınız” ukalalığında...

Halbuki neyinle yazarsan yaz, bize ne? Ayrıca kimin neye layık olduğunu nereden biliyorsun?

Belki sen buna layıksın. Her kimsen?

O mu yazdı, kim yazdı bilemem ama...

Her kim yazdıysa bunu; ‘çok satar, popüler olur’ tepkisi ya da umuduyla yazmamıştır.

‘Kadınlar kıçını başını açınca popüler oluyor, ben de penisimi açayım’ gibi basit bir formül de değil bu.

Kendisini tutamadığındandır...

Olsa olsa, her erkek gibi penisine olan hayranlığını bir şekilde ifade etmek istediğinden.

Herkesin eli kalem tutmuyor tabii...

Mesleğine, kişiliğine, gelişmişliğine göre değişiyor tezahürü...

Kimi taciz ederek, kimi şiddet kullanarak, kimi resim yaparak, kimi konuşarak, kimi çok çalışarak...

İşte kimi de yazarak...

O kaddar mühimdir yani...

DİREKT ORAYA BAKARLAR
Hayranlar ya, ona ne laf söyletirler ne üzülsün isterler.

Penislerine yani...

Bir laf söylenecekse, onu da sadece kendileri söyleyebilir.

Erkeklerin dostu, aşkı, sırdaşıdır o.

Zaten dikkat edin, bir erkek boş kaldığı anda direkt orasına bakar.

Hani işin gücün bittiğinde, “Ne yapsam? Kimi arasam?” diye düşünürsün ya, bunlar, “Ne yapsak?” diye oralarına bakarlar.

Bu yüzden mesela otel odalarında akılları kayar. Çünkü ikisi baş başa kalır orada.

Mesela bu yüzden aldatmalar, kaçamaklar çoğaldı.

E, tabii...

Eskiden ev geçindirme dertleri, çocuk sorumlulukları falan vardı.

Hatta evdeki ufak tefek tamiratları bile yaparlardı.

Boş kalmıyorlardı yani...

“KALK, BİRAZ GEZELİM”
Şimdi?

Kadın da çalışıyor, ev geçindirme sadece onun işi değil. Çocuğa bakıcı tut, için rahat etsin. Tamirci çağır, bozulanı düzeltsin.

Bir perde asacaklar, bir bulaşık makinesini boşaltacaklar bin dereden su getiriyorlar.

O nasıl bir tavır? O nasıl bir kibir?

Bir de yaptıktan sonraki havaları...

O ne öyle? Sanki ikiz kuleleri inşa ettiler...

Yani bunların aklını oyalayacak şeyler azaldı.

Veee....

Dolayısıyla boş zamanları...

Yine veee...

Boş kaldıkları anda ne yapıyorlardı?

Oralarına bakıp, “Ne yapsak?” diyorlardı.

Penisin vereceği cevap ne olur ki?

“Kalk biraz gezelim...”

Yani diyeceğim, bence o kitabı yazan Enis Batur değildir.

Onu tanımıyorum ama penisinin ne kadar büyük olduğunu söylediğinde, yer yerinden oynar sanacağını düşünmüyorum.

DİĞER YENİ YAZILAR