Nihayet geçti, gitti. İdare edeniyle, yakalananıyla... Çiçek alanı, almayanıyla...
Kimi çok sevdi, kimi nefret etti, strese girdi...
Dün herkes kendi dünyasındaydı... Ama bir başka dünyada...
“Öbür dünyada”da ‘Sevgililer Günü’ yaşandı.
İki gündür, “dinci” kesimi takip etmeye çalışıyorum.
Sokakta artık görmeye alıştığımız ‘ılımlı İslam’ kıyafetli, makyajlı genç kızları da, İslami basını da izledim. “Onlar” Sevgililer Günü’e nasıl bakıyor?” diye...
Hoşlanmadıklarını biliyordum da, “Ne kadar?” ve “Nasıl?” olduğuna baktım.
Şimdi size neler gördüğümü anlatayım...
Mesela dün Zaman Gazetesi’nde ‘Sevgililer Günü’yle ilgili, iç sayfaların birinde küçük tek bir haber vardı. O da şu:
“Sevgililer Günü virüsü bilgisayarları tehdit ediyor.”
Yeni Şafak’ta dün konuyla ilgili hiç ama hiçbir haber yoktu.
Sadece köşe yazıları vardı.
Hüseyin Hatemi’nin, “Sevgili’nin Günü” başlıklı bir yazısında Türkçe kelime az olduğundan, sadece Allah sevgisinden bahsettiğini anladım. Galiba...
EN BÜYÜK KOZLARI, AŞK
Aynı gazetenin iki türbanlı kadın yazarı da bu konuya girmişti.
Fatma K. Barbarosoğlu, gazetesinin ‘Sevgililer Günü’ ilavesi vermesini önce bir okuyucu vasıtasıyla -ben de öyle konuşur oldum, düzeltiyorum- aracılığıyla eleştiriyordu:
“Bu sene seküler zihniyetteki gazeteler Valentino Günü’ne gayet eleştirel yaklaşırken ‘BİZ’ pek bir bağrımıza basıyoruz. Yani... Ne diyeyim!” diye...
Fatma Hanım, “SİZ”i bir konuda düzeltmek isterim; Valentino değil, Valentine...
Özlem Albayrak da, “Sevgililiğin bu raddede kabul ve onay görmesi, modernizmin ürettiği ve dolaşıma soktuğu popüler kültür tarafından pek haz edilmeyen evliliğe alternatif bir ikili ilişki biçimi olarak seçeneğe dönüşütülmüş olmasından geliyor. Bu projenin mimarlarının da en büyük kozu da “aşk” demiş.
Bir daha okumayın, ben özetleyeyim; yani “sevgililik kötü, evlilik iyi” diyor.
ORADA BURADA ÇİFTLEŞECEĞİNİZE...
Vakit Gazetesi, dün birinci sayfadan şöyle görmüş:
“Fuhşa teşvik gibi”
Devam ediyor:
“Papaz St. Valentine’nin ölüm günü olan ve ‘Sevgililer Günü’ olarak kutlanan 14 Şubat’ın arkasında tüketim çılgınlığı yatıyor. Sevgililer Günü dolayısıyla bütün dünyada fuhuş adeta teşvik ediliyor. Bunu fırsat bilen Eczacıbaşı Grubu da Okey marka prezervatif reklamlarıyla büyük bir skandala imza attı.” Reklam afişlerinde, “Ailenize karşı zor duruma düşmemek için prezervatif kullanın” masajı veriliyormuş.
Eee?
Bir de köşe yazısı var Vakit’te.
Yavuz Bahadıroğlu’nun...
“Bu kapitalist düzenin icadı yüzünden herkes kavga edip ayrılıyor. Herkes hediye derdinde” anlamında...
Sonra da ekliyor:
“En güzel armağan kadına şiddet uyulamamaktır.”
Dayak atmazsan, hediye vermiş kadar olursun yani...
Bir gün önceki Vakit’te Abdurrahim Karakoç da Sevgililer Günü’ne farklı yaklaşmış!
Yazısından bir alıntı:
“Bir de derler ki, ‘Türkiye kalkınmıyor.
Nasıl kalkınır bre, sizler gibi yolda-yolakta, evde-sokakta, ormanda-konukta çiftleşen, saatte bir sevgili değiştiren tüketim araçları var oldukça.”
Yani, “Orada-burada sevişeceğinize, çalışın” diyor.
Evet.
Çalışın arkadaşlar...
“Öteki”yi biliyoruz... Ya “öbür dünya”nın Sevgililer Günü...
Nihayet geçti, gitti. İdare edeniyle, yakalananıyla... Çiçek alanı, almayanıyla... Kimi çok sevdi, kimi nefret etti, strese girdi... Dün herkes kendi dünyasındaydı... Ama bir başka dünyada... “Öbür dünyada”da ‘Sevgililer Günü’ yaşandı. İki gündür, “dinci” kesimi takip etmeye çalışıyorum
Haberin Devamı

