Derler de... İşin aslı öyle değildir. Dün Selahattin Duman bana misilleme yapıp kumsalda kadın hallerini yazmış. “Siz asıl kendinize bakın” manasında...
Peki bakalım.
Mesela diyor ki, “Turist kadın, güneş yağı, gözlük, anahtar gibi aksesuarları basit bir çantada taşır. Bizimkilerin çantası bavul gibidir.”
Evet. Doğru.
Çünkü bizim Türk erkekleri yabancılar gibi bağımsız değildir.
Kendi kıçlarını toparlayamazlar. Her şeylerini kadına verirler.
Onları bıraksan yöre halkının küçük çocukları gibi naylon torbanın içine havlusunu tıkıp iner plaja...
Utanmadan.
Bir de, “Ne var ki?” der.
Sonra da dımdızlak kalır.
“Turist kadın güneşlenirken kitabını açar okur” diyor.
Bak işte buna dayanamam...
Nedir bu erkeklerdeki okuyan kadın merakı?
PLAJDA NİYE KİTAP OKUNUR Kİ?
Rus kızlar da aslında hep fizik, kimya öğretmeni ya da psikologtur ya...
Ben gemi mühendisine bile rastladım.
“Ya kadın gemi mühendisi aslında...” diye anlatıyordu.
Hem gemi mühendisi hem onunla seks yapmış...
O derece yani...
Hayır, ne fark ediyorsa?
Türk kadınlarının okumuşlarıya baş edemezler, o ayrı...
Hadi onu da geçtim.
Plajda niye kitap okunsun ki?
Saçma!
Yani o kadar yol gel; başka memlekete, başka bir şehre...
Otur kitap oku.
Mantıklı mı bu şimdi?
Yani 360 gün var geriye kalan, bilemedin 355 gün...
5-10 gün okuma da hayata, geldiğin yere, insanlara bi bak.
İki fikir oluşsun kafanda...
Denize bak, rüzgârı hisset, insanlara bak. Ne bileyim, bak işte...
Evine tıkılıp kalacaksın nasıl olsa. O zaman ne okuyacaksan oku.
SANA SELAM VERİR, ÖTEKİNE...
Ha, ayrıca turist kadın da sanki Camus veya Sartre okuyor.
Victoria Beckham’ın anılarını ya da kimdi o, hıh, Danielle Steel.. Onu okurlar işte...
“Turist kadın çevreden kendisine gülümseyerek selam verenlere de selam vererek karşılık verir” miş.
Ne oluyor gülüyor da?
Size gülüyor sonra gidip garsonlara... Yani garsonlarla birlikte oluyor.
Zaten onlar ülkelerinden kararlı çıkıyorlar. Yatmaya geliyorlar.
Niyetliler yani...
Ayrıca...
Türk erkekleri de...
Çok kibarsınızdır, öyle medenilik olsun diye gülersiniz, selam verirsiniz hep!
Yani ben aranızda öylesine rastlamadım!
Kötü niyetlinize...
Hep medeniyetinizden selam verirsiniz!
YALAN MI?
Potansiyel görmediğiniz kadına sofrada suyu bile uzatmazsınız siz.
Yalan mı?
Ya da size selam veren kadını nasıl algılarsınız, onu da biliyoruz...
Aklınızdan geçenleri yani...
Kadın eğer turistse, “Aha! Bu verir, kalbini yani... Çalışayım biraz” dersiniz.
Yok, eğer kadın Türk’se...
Ve kaliteliyse... Adam arkasına, sağına, soluna bakar, “Bana mı diyor?” diye...
Yok kadın biraz dandikse...
“Kaşınıyor bu. Kaşıyayım biraz.”
Aslında o sırada ne düşündüğünüzü kelime kelime biliyorum da yazamıyorum işte...
Medeniyetmiş!
Hızımı alamadım.
Yarın da Selahattin Bey’in National Geographic gözlemlerinden yola çıkarak analiz ettiği temel içgüdü meselesine değineceğim.
Ona öyle demezler...
Haberin Devamı

