Kim bunlar?
Hangi eller?
Olayın patladığı günden beri herkesin aklına başka başka
sorular geliyor...
Görüntüler gerçek mi?
8 yıl öncesine mi ait?
Yok, 11 yıl önce mi çekilmiş? Karısının haberi var mı? Kocasının haberi var mı?
Kimin evinde çekilmiş?
Ankara’da mı,
İstanbul’da mı?
Sarıgül’ün bu işte parmağı var mı?
İstifa etsin mi, etmesin mi?
Etti de iyi mi yaptı?
Yalanladı mı, yalanlamadı mı?
Pensilvanya aradı mı, mesaj mı yolladı?
Pensilvanya AKP’ye karşı mı?
CHP’liler sevindi mi, sevinmedi mi?
CHP’nin oyları artar mı?
AKP’nin düşer mi?
Genel Başkan kim olur?
Geri döner mi?
Dönsün mü, dönmesin mi?
Dönmezse ne olur?
Dönerse ne olur?
Emanetçi dönemi mi başlıyor?
Referandum sürecini etkiler mi?
Açıklamalar en az yaşananlar kadar düzeysiz ve çirkin mi?
Geçin bunları, geçin...
Su akar yolunu bulur.
Bütün bu soruların cevabı, gerçek cevabı tek bir yerde...
Tek bir soruda...
O orada duruyor ve kimse bunu sormuyor.
Kimse dürtmüyor.
Asıl cevap orada...
Gerçekler orada...
Ayıp orada...
Dengemiz, güvencemiz, moralimiz, terbiyemiz orada...
Ama biz o soruyu sormazsak, cevabını alamazsak kendi halinde akan suda teker teker boğuluruz.
Şu anda bizim tek bir meselemizin olması gerekiyordu.
Tek bir sorumuz?
Herkesin aklanacağı tek yer...
Hepimizi rahatsız eden tek soru:
“O kamerayı o dolaba kim koydu?”
Kim?
Ha, tek soru yetmiyorsa...
Kesmiyorsa...
Bir şeyler daha söylenmesi gerekiyorsa...
Söylenecek tek bir şey var:
Bunu yapanları bulun.
Bulamıyor musunuz?
Bu kadar mı zor?
Onlar o kamerayı o dolaba yerleştiriyorlar da...
Kimse bunları bulamıyor mu?
Gerçekten mi?
O kamerayı o dolaba kim koydu?
Haberin Devamı

