Neredeen nereye...

Haberin Devamı

Tam da diyecektim ki...

Hani Rahmi Koç’un, “Sakallı, bıyıklı adam çalıştırmam” sözlerini RTE ilkel ve ayırımcı buldu ya...

Herkes de Rahmi Koç’un aslında ne demek istediğini yazdı.

Derli toplu, temiz, medeni görünümden bahsettiğini, sözlerinin ayırımcılıkla bir alakası olmadığını...

Hepimiz Rahmi Koç’un sözlerinden bunu anlamıştık zaten.

Peki o halde RTE neden yanlış anladı?

Yoksa doğru anladı da, böylesi mi işine geldi?

İşte ben de tam, RTE’nin aslında ne demek istediğini yazacaktım...

Onun bu tavrı, popülizm mi yoksa kompleksten mi kaynaklanıyor, diye...

Bunlarsa, normal yani yadırgamayız ama ya bunlar değilse?

Başka bir şey demek istediyse...

Yani onun “sakallı ve bıyıklıdan” kastı farklıysa...

Badem bıyıklı şeriat sakallılar mesela...

Türbanlı kadınların, erkek versiyonları...

Ya onlardan bahsediyorsa...

Simge bıyık ve sakallardan...

İşte tam bunları mı yazsam diyordum ki...

Şimdi çıkacak biri, “Velev ki, simge” diyecek, ortalık daha da karışacak falan...

Amaann... Dedim sonra...

Yaz gelmiş, millet akın akın tatile gidiyor...

Benim danalar da...

Sakalsız bıyıksız olanlar yani...

Şunların bir huzurunu kaçırayım dedim.

Kocaları veya sevgilileriyle tatile çıkan kadınlar, size söylüyorum, danalar siz anlayın.

Şimdi, kahvaltıdan sonra kumsala veya havuz kenarına indiniz...

Öğleye doğru kurtlanır bunlar.

Huzursuzlaşırlar...

Çok sakin dururlar ama mesela ayakları sinirli sinirli sallanır...

Sonra cebi çalar.

“Hıh!” der gibi hemen atlar. Göz göze gelirsiniz ama belli ki iş yerinden biri...

Sonra bu, telefonla konuşa konuşa yanınızdan uzaklaşır.

Bir de bunu çok doğalmış gibi yapar.

Sanki “iş konuşuyor da, kimse duymasın veya rahatsız etmeyeyim” gibilerinden...

Ne alakası varsa...

Sanki kozmik bilgiler verecek!

Siz ona bakarken o, konuşarak cola falan almaya gidiyor gibi yapar...

Ya da onun gibi bir şey...

Sizin ona “Nereye?” diyemeyeceğiz bir pozisyon alır.

Yoook! Yanlış anlamayın numara falan yapmıyordur.

Yapamaz zaten.

Hem hiçbir erkek bu kadar iyi rol yapamaz hem de ne yani, sevgilisine “n’aber Ahmet işler nasıl?” mı diyecek? Yok, bu cesaret de yoktur.

Yani sanırım o kadar arsızlaşmadılar...

Buradaki amaç, oradan uzaklaşmaktır.

Çünkü her şey ondan sonra başlar...

Uzaklaştıktan sonra hâlâ iş yeriyle konuşuyor gibi her yerle konuşur bunlar...

Veya:

Aynı konseptte ele alacak olursak...

Sevgiliniz “arkadaşlarıyla” tatilde veya bir “seminerde” veya daha manasız bir nedenle bir tatil yöresinde...

Öğleye doğru size telefon açıyor ve arkada güçlü bir rüzgâr efekti...

Ve cilveli bir sesle:

“N’aapıyorsuun?” diyorsa...

Bakın bütün mesele o rüzgâr sesinde...

Ama yine de kimsenin günahını almayın, her rüzgâr sesinden nem kapmayın.

Bu yüzden, tam yemek saati siz onu arayın.

Sabah erkenden de olabilir...

Artık gerisi size kalıyor...

Fondaki seslerden, onun ses tonundan, kelimelerinden anlarsınız siz...

Anlarsınız...

DİĞER YENİ YAZILAR