Hatırlarsanız bu konuya (tanışma) onun hikâyesiyle başlamıştık.
Hani soyadından yola çıkarak adamın neresinde beni olduğuna kadar öğrenen ama henüz tanışmayan biraz da ne yapacağını bilmeyen onunla...
Diyorum ki, bugün de ona fikir verenleri okuyup artık konuyu tatlıya bağlayalım...
* “Belki biraz saklambaç oynanabilir... ;) Posta kutusuna not bırakmalar gibi...
Bir adet eti tutkuyla beraber: ‘Bu ilki... Diğer tutkularımı da paylaşmak isterim’ tarzı biraz çocukça biraz şımarık biraz da kışkırtıcı bir not vs...”
Tabii... Kışkıracağı kesin! Da, sonrasından pek emin değilim.
Başka?
* “Ben olsam bir daha karşılaştığımda yanına giderim, elinden cep telini alır kendimi arar, teli geri veririm. ‘Görüşürüz’ deyip giderim.”
Bu bir filmde mi vardı? Bu aralar herkeste bu numara!!! Deneyen var mı aranızda? Anlatsanıza...
* “Arabaysam, şöyle hafiçe bir tampon-tampona çarpışmayı göze alabilirim gibi;).”
Fena değil, ha?
* “Hemen plakasını ve arabayı nerden aldığını öğrenirim hani plakaların altında yazıyor ya:) sonrada oraya arayı şu plakalı araç benim arabama çarpmış ve benim ulaşmam lazım plakayı da kazaya şahit olan kişi verdi derim ve bir şekilde numarasına ulaşıp arayıp ‘Çok güzel gülüyordunuz’ deyip kapatırım:) Ama tabi numaram görünecek şekilde ondan sonrası ona kalmış artık:).”
Bak, son gülen iyi gülmesin sonra!!!
* “Diyelim ki, adam markette alışveriş yapıyor. Siz de onun civarında dolaşır bir şeyler alırsınız. O ara söylenecek bir sözcük bulunabilir. Aldığı şeye ya da aldığımız bir şeye yorum yapılabilir.
Bu o kadar da zor değil.
Yeter ki, yüreğiniz yerinden hoplasın.
Kim tutar sizi!
Bir bakarsınız yardım eder poşetlerinizi taşımaya. Bu iş hem çok kolay hem de çok zor... İsteyince yapamayacağımız bir şey yoktur biz hanımların:)))”
Sen de haklısın...
* “Sık sık karşılaşıyorsa, o zaman devamlı baksın, bakışlara karşılık versin. Gülümsemesin de. O yabancı filmlerde olur. Bakarken, ürkek bir kuş gibi korkuyor, heyecanlanıyor havası versin. Delikanlıya saldırı cesareti versin yani. Adam fırlamanın, işe yaramazın tekiyse zaten, b.ktan bi bahane bulup konuşur, maymunluklar yapar. Öyle bi tipse hayatta pas vermesin zaten. Ne pas ne başka bişey. İt edene kadar dolandırsın onu. Ama adam sessiz, sakin, efendi görünümlü ise yine dikkatli olsun. Konuşamıyor benimle, cesareti yok falan sanmasın. O, çayın demlenmesini bekliyordur. O, topun kaleyi tam gören bir yere ortalanmasını bekliyordur. O sakin adam, zamanı geldiğinde öyle bi vurur ki (topa. çifteyi yani. yumuşak atın çiftesi... işte o) kaplan çevikliğinde. Ona gerekli zaman ve sinyaller verilsin yeter ki. Sabır sabır sabır diyorum. Ha kadının hiç vakti yoksa, ‘Farketmez ben fast-food takılırım’ diyorsa, gevşesin hemen. Her teklifini kabul etsin. Kahve, çay, yemek. Gitsin, görsün sonra da bu köşeye yazsın.”
Hadi bekliyoruz...
* “Utanacak bir şey yok ki! Valla ben çoğu kişiyle bu saydığınız yöntemlerle tanışıyorum. Dikersin gözlerini market veya başka yerdeysen; adam gelir, numaraları alıp verirsiniz. Trafikteyse, zaten peşinize takılıyor:):) Takılamayacak durumdaysa, hemen bir kartvizit uzatır ya da alırsınız. Bir kişi geri dönmedi şimdiye kadar bu yöntemle:D Hatta o kadar mükemmel insanlarla tanıştım ki aşık oldular bana ama ben olamadım.”
Senin yanında acemi kaldık ha!
* “İnşallah bu konuyu hep beraber çözeceğiz, sonra da sizin sonrası için ’iyi bildikleriniz’var ya! İşte onları öğreneceğiz... heh heh heh.”
E, tamam o zaman...
Başlayalım mı?
Ne yapmak lazım?
Haberin Devamı

