Ne yükselişi!
Tavan yaptı, tavan!
Bu narsizmin ilk belirtileri nasıl ortaya çıkmıştı biliyor musunuz?
Bizde yani...
Bundan 8-10 yıl önce kadar...
Belki biraz daha önce...
İnsanların “Bundan önceki hayatınızda kimdiniz?” sorusunun cevabını yüksek sesle söylemeye başladığı zamanlarda...
Önceleri herkesin kendi tahmini vardı:
“Ben kesin prensesmişim!”
“Ben kesin savaş kahramanıyımdır.”
Hiç kimse de dilenci olmaz ya da bir sürüngen...
Herkes mi kral kraliçe, kahraman olur yahu?
Sonra internet siteleri açıldı ya, “Önceki hayatınızda kimdiniz?” diye...
Orada da hiç mi kötü bir şey olunmaz???
Artık internette de gördü ya, “Ben bilmem kaçıncı yüzyılda prensesmişim. Aşkım uğruna öldürülmüşüm” falan...
Prenses olmakla kalmayıp bir de hoş ve dramatik hikâyeyle kendilerini tescil ettiler.
Ama bu hayatta bir şey olamamış, o ayrı...
Yani demek istiyor ki; “bakmayın şimdi benim bi b.k olmadığıma, aslında yüksek ruhta bir insanım.”
Oldu!!
Sıkıyorsa, kolaysa burada da ol!
Sıkıyor işte!
Bu dünyada mutlu olamayışını bir başkasına veya başka bir şeye bağlar bunlar.
Annesine, babasına, kocasına, karısına, parasızlığa, patronuna...
Başarısızlığında veya mutsuzluğunda kendisinden başka herkesin suçu vardır.
İşin tuhafı, mutsuzluğuyla savaşmak yerine, onunla beslenmeye başlarlar.
Ama bu da yetmez.
O halleriyle kabul görmek isterler.
Kabul göremedikçe de çaresiz, ellerindekileri yüceltmeye başlarlar.
Fazıl Say’ın bahsettiği “cehaletin soylulaştırılması” da belki böyle başlar.
İleri gidemediği için, hatta gitmediği için geriyi savunmaca...
Bir de üstelik bu haliyle ayrıcalık aramaca...
Olmaz ki!
Kifayetsiz muhteris olunmaz ki!
Hem yetersiz hem hırslı...
Böyle yani...
Zamanla hırçınlaşan bu tatminsiz ruhlar nihayet kendilerine çıkar bir yol buldular.
Narsizm onlara iyi geldi.
Mesela bence “Evetçi demokratlar” da onlardan...
Niye mi?
Aslında size narsizm testi yaptıracaktım, orada görecektiniz ama laf uzadı..
Artık yarına...
Narsistlik yükselişteymiş!
Haberin Devamı

