Şarabın tadı müziğe göre değişiyormuş.
Mesela bir şarap Çaykovski eşliğinde yudumlandığında, “rafine ve hafif”, Depeche Mode dinlerken yudumlandığında, “keskin ve canlandırıcı” diye tanımlanıyormuş.
Şarap aynı şarap...
Bu haberi okuduğumda, “evet” dedim, “neyin tadı müziğe göre değişmiyor ki?”
Cevabını da hemen verdim: Her şeyin...
Her şeyin.
Evet, onun da...
Hatta özellikle onun...
Bazı insanları müzik yönetir.
Çünkü bazı insanlar kendisini müziğe teslim eder. Sonra da bekler...
Yemeğin, içkinin, aşkın, ayrılığın, yalnızlığın tadını versin diye...
Bir cümle, bir kelime, bazen de saksofon -diyeceğim yanlış anlayacaksınız- kemanın yükselişi, sonra birden inişi ve kadının sesi...
Bir bakarsın ki duygularını yönetmeye başlamış.
Bir daha bakarsın, elini kolunu, bakışını da...
Ona da...
Oyun havasıyla o iş yapılır mı?
Hayır.
Yapacağın varsa da yapamazsın. George Clooney gelse olmaz. Veya Angelina Jolie...
Tamam, uç bir örnekti ama mesela Türkçe sözlü bir müzikle de olmaz.
E, olmaz tabii...
Müzik slow olacağına göre, mutlaka ayrılıktan bahsediyordur. Onu dinleye dinleye...
Tıh! Olmaz.
Ama...
Şöyle soft bir jazz albümü... Norah Jones’umsu...
Yapmayacağın varsa yaparsın... En azından aklına düşürür.
Son yıllarda, Buddha Bar’vari duygu yükselten müziklerle...
Kendini aşarsın... “Ben var ya.... Bi istesem...” demeye başlarsın.
Şimdilerde, rebap sesiyle... Tasavvufgillerden başkaları da olur.
Olaya ayinimsi bir hava verirsin.
O zaman da senden başkası böyle yapmıyor zannedersin. Seninki bir başka gibidir...
Bir de, babaları Carmina Burana olan marşımsı-operalar vardır.
Bunlar insanı dolduruşa getirir.
Faşist bir coşku yaratır.
Zaten onu dinleyince ya sevişirsin ya da “Türkiye laiktir laik kalacak!” diye bağırırsın.
Artık bu, yaşadığın ortama, yaşına, durumuna göre değişir.
Bu müzik işi tabii adamına göre de farklılık gösterir.
Herkes, her müzikle olmaz!
Yani tek gecelik ilişkiler için rebap fazla gelir. Onlara Robbie Williams falan iyi gider...
Yeni başlayanlara (ilişkiye yani) blues falan...
Eski evliler biliyorsunuz, müzik falan dinlemez. Ondandır bu halleri...
Ha, bir de şu var tabii...
Bu araştırmayı yapanlar, -şarapla ilgili olanı- bir de şunun altını çizmiş... Diyorlar ki:
“Arka planda klasik müzik çalarak, kötü bir şarabın iyi gibi gelmesini sağlayabilirsiniz.”
Olabilir mi?
Yani bunu uyarlayabilir miyiz?
Ona da etkisi var mıdır?
Ya varsa?
Sonuç olarak hepsinde sevişirsin.
Yapılan hareketler üç aşağı beş yukarı aynıdır.
Ama tıpkı şarap gibi...
Tadı müziğine göre değişir...
Her müzik başka bir tat bırakır...
Kimi keskin, kimi hafif, kimi ekşi, kimi tatlı, kimi nahoş, kimi çok hoş...
Ne hoş!
Müziğe göre “o” da değişir...
Haberin Devamı

