Mutluluğu erkekte arayanlar...

Var tabii.. Mutluluğun hayatlarına girecek bir erkekte olduğuna inanan kadınlar...

Haberin Devamı

Var tabii.. Mutluluğun hayatlarına girecek bir erkekte olduğuna inanan kadınlar...

Maalesef bu kadınların sayısı da öyle böyle değil, o kadar çok ki...

Daha doğrusu buna “inanmak” değil de, “sanmak” diyelim. Yani mutluluğu bir erkekte bulabileceklerini sanan kadınlar...

Peki bulurlar mı? Mutluluğu yani...

Hayır.

Bunların hayatlarında erkek olsa bir türlü, olmasa bir türlüdür. İkisi de birbirinden beterdir. Varsa, öyle bir yüklenir ki adama... Daraltır. Gülmek için onu bekler, ağlamak için onu bekler, sinemaya gitmek için onu, çarşı pazar için bile onu... O yanında yokken de canı sıkılır.

Sıkıcı bir insan olur.

Yani aslında zaten sıkıcıdır da...

Eğer yoksa...

Yani hayatında bir erkek yoksa hiç çekilmez. Bir kere pisleşir.

Kendisine bakmaz yani...

Kendisine bakmadığı gibi üzerine bir de asabileşir.

Gel-git’leri sıklaşır.

Bir bakarsın aşırı neşelidir, bir bakarsın aşırı nemrut.

Bir bakarsın her gece dışarı çıkar, bir bakarsın eve kapanır.

Bir gün komple bakıma girer, ertesi gün perperişandır.

Bir gün erkeklerden nefret eder, ertesi gün kadınlardan...

Dengesizdir.

İç huzuru yoktur.

Korkarım ben onlardan.

Korkarım.

Arkadaş olmam. Onlar da benimle olmaz ya...

Evet onlardan arkadaş da olmaz. Yalnızken çok iyi arkadaşınız olur, birini bulunca yok oluverir.

Onu neredeyse hiç göremezsiniz.

Ta ki, sevgilisinden ayrılana kadar.

Ya ayrılmazsa...

Ayrılır, ayrılır...

BUNU SAYMAYALIM...
Hani Ezel Akay ile Şebnem Dönmez evliliklerini ayrı evlerde sürdürme kararı aldıklarında,

“Keşke...” demiştim. “Deneseler de biz de öğrensek...”

Ayrı evlerde evliliğin nasıl sürdürülebileceğini...

Umut etmiş, sürmesini istemiştim.

Geçenlerde okudum, ayrılıyorlarmış.

Doğrusu üzüldüm.

Ama bu sayılmaz.

Çünkü onlar evlerini sonradan ayırdı. Baştan öyle başlayacaksın ki...

Mutlu olmak için...

“Mutlu olmak için bol bol gülün ve çikolata yiyin” demiş.

Ne kolaymış meğer.

Laetitia Casta var ya, o söylemiş bunu. E tabii...

Biz de Laetitia Casta olsak...

Bize de biraz çikolata yeterdi herhalde... Şöyle anlatayım;

Biz mutlu olmak için değil de, mutlu olduğumuz zamanlarda gülüp çikolata yiyoruz.

Onun dediği gibi mutlu olmak için yemeğe kalkarsak bin kilo olarak geri döner o bize...

Ama mutluyken yersen, o kalorileri yakacak aktiviteler de olacağından... Bir mahzuru yok yani...

Yeşim Salkım’a nazar değdi...

Henüz ondan “iyi” erkeklerle evlenebilme brifingi alamadan...

Neredeyse bir kocadan nasıl boşanılır kursuna geçeceğiz...

Demek ki neymiş?

Evlenmekle iş bitmiyormuş!

DİĞER YENİ YAZILAR