Mutlu musun?

Böyle bir soru vardır ya... Manalı... Ağır yani... Soruluş şekline göre de değişir aslında. Sorulduğu mekân ve atmosfer de önemli tabii... Hangi niyetle sorulduğu da...

Haberin Devamı

Böyle bir soru vardır ya... Manalı... Ağır yani... Soruluş şekline göre de değişir aslında. Sorulduğu mekân ve atmosfer de önemli tabii... Hangi niyetle sorulduğu da... Mesela başına “şimdi” eklenirse yani, “Şimdi mutlu musun?” diye sorulursa, olay birden değişir.

“Karagümrük yanıyor” kıvamına gelir. Ortada bir aşk-meşk meselesi var demektir. Ve tabii bir de ayrılık.

Mağdur taraf sorar bunu, hâlâ seven ve muhtemelen orada takılı kalmış taraf, “Şimdi mutlu musun?” Yani, “Beni bıraktın gittin, içimize ettin, rahatladın mı?” nın manalısı...

İçinde acındırma da var tabii... Yani, “Ben b..k gibiyim, haberin olsun. Gelirsen de buradayım” ın arabeskçesi...

İçler acıtıcısı... Başka türlü de sorulabilir tabii... Ama konu yine aşk-meşk çerçevesini aşmaz. Henüz tavlama aşamasında... Adam birkaç kadehten sonra kadına sorar: “Mutlu musun?” Bu da aslında, “Sen biraz dökül, sonra da bana...” demektir.

Mutsuz kadınların daha kolay tavlandığını biliyoruz değil mi?

O mutsuz kadında bu soru, turnusol kağıdı etkisi gösterir.

Bakışı değişir. Sanki sığınacak bir liman bulmuştur. Dökülür...

Aynen adamın düşündüğü gibi yani...

O kadın, o sorudan itibaren içgüdüsel olarak adamla evlenmeyi hayal eder.

Adam da onunla yatmayı...

Dedim ya, içgüdüsel olarak...

Artık hangisiyle sonuçlanır, bilemiyorum. Yani bu soru iki amaçla sorulur genellikle ama...

Ama cevapları yaşlara göre değişir.

40’LIKLAR TERBİYESİZDİR
Kadınlar bu soruya her yaşında farklı cevaplar verir.

Mesela, 20’li yaşlardakiler boş boş bakar. Ne diyeceğini şaşırır ve heyecanlanır.

Üç-beş yerden kulağına çalınmış bir iki beylik laf etmeye kalkar,

“Anlık mutluluklar vardır, insan sürekli mutlu ya da mutsuz olmaz ki” türünden...

Çuvallar yani. Yazık.

30’lu yaşlarda işte az önce bahsettiğim bunalım dönemleri yani, bu soru önemlidir. Hem abuk sabuk ilişkilerin başlangıcı olarak hem de 40’lara hazırlık bakımından... 30’lardaki kadın, çok yaşadı ya(!) bu sorunun cevabını bulmuştur kendince. Kendince tabii...

Bu soruyu duya duya, güzel bir cevap da oluşturmuştur kafasında... Beğendiği, akıllıca bir cevap. Bu kadının iki amacı olabilir: Karşısındaki adamı şaşırtmak, zekâsıyla... O yaşta nedense bir “Ben akıllıyım” iddiası vardır. Ya da kendini acındırmak ister, bunalım yani... 40’lıklarda durum tamamen değişir. Hele 40’ların ortalarına doğru... Hiç tavsiye etmem. Sormayın. Bu soruyu onlara sormayın. Alacağınız cevabın meali şudur:

“Ne diyon dümbük?”

Ya da: “Hadi canım, hadi... Bunlarla uğraşamam. Ne istiyordun sen?”

Biliyorsunuz 40’lıklar da biraz terbiyesiz olur. Bir vurdumduymazlık, bir arsızlık gelir üzerlerine... 50’ler işi bilir. Mutlu mu, mutsuz mu olduklarını yani... Durum ortadadır zaten. 60’larda... Ne bileyim? Bence var ya... Bu soru da yasaklansın.

Nedir bu yaa? Cak cuk ediyorsun? Mutlu muymuşuz da, değilmişiz de... Neyse derdin söyle...

DİĞER YENİ YAZILAR