Haberin Devamı
Sevgisiz, sevgi dolu... Sevgilili, sevgilisiz... Bugün internet sitesine gelen üç beş mail’e cevap yazayım dedim.
“Medya çok büyük bir güç ve o yüzden de yazılı ve yazısız bir etik”den bahsediliyor. Maalesef önceliğin “KÂR” olduğu bir yerde her zaman buna dikkat edildiğini söylemek çok zor. Yoksa başlığı başka içeriği bambaşka bu kadar çok haber olur mu? Veya gazeteler genel yayın politikalarında iktidardan ayrı hareket edebilir mi?”
Bir de şunu sor kendine:
Bu gazeteleri kimler satın alıyor? Sadece hükümet ve yanlıları mı?
Yok; belli, sevgisiz bir kişi değilsin ama bu kadar acımasız olma lütfen.
“Rahmetli Oğuz Atay ne güzel anlatmıştı. Siz de detaylandırmışsınız. Tutunamayanların, tutunamama nedenlerinin, ‘Onu sevmiyorum, bunu sevmiyorum’ diye bahaneleştirmesi bunlar sadece.
Ne güzel yazmışsın Figen... Bunların hep bir nedenleri vardır değil mi? Başarısız oldukları her şeyin nedeni bir başkasıdır. Veya bir başka şey... Anne, baba, koca... Yetmedi mi? O zaman, patron, öğretmen vs...
Bunlara yapılacak en büyük kötülük ne biliyor musun? Onları sevmek!
Işığı yakınca olduğu yerde kıpırdamadan kalakalan hamamböcekleri gibi olurlar.
Ama üstlerine basmayacaksın. (İyiyiz ya!)
“Seviyorum ama..
Sevmeyerek bir yere varılamaz dediğiniz gibi ama... Seviyorum seviyorum ama hayatımda kimse yok... Aşk yok... Sabır mı diyeceksiniz?”
Osman, aşkın sevgiyle ne alakası var? Yanlış yoldasın. Ayrıca insan sevdiğini... Kafan karışmış senin. Osman, acaba sen çok mu sevgi dolusun? Yani biraz fazla mı ki? Öyle ol da, bunu fazla belli etme. Bir de bunu dene, bakalım ne olacak?
“Takmışsınız bi sevgiye gidiyor... Tamam belki sizin alanınız gazetecilikte bu tür konular var ama kaç gündür evlat sevgisini bağrına gömen şehit annelerinin sevgilerini de anlatın. Biraz da ülke gerçeklerindeki sevgiye bakın. Aç insanın, oğlu ölmüş insanın sevgisi mi olur?”
Bak işte buna dayanamam.
Kimsenin acıyı tekeline almaya hakkı yok.
Ne yani sen üzüldün, ben “sevgi” yazdım diye üzülmedim mi? İçim yanmadı mı?
Hadi canım sende!
“Adam!!!
İlginç bir sıfat kullanmışsınız. Yazı boyunca ‘insan’ olan karakterler patron olunca ‘adam’ oluveriyor. Aaaah Dilek hanım ah...)”
Aman Orkan yaa...
Ne diyon sen şimdi bana yaaa?
Anlamadım. Yani iyi bir şey mi, kötü bir şey mi yapmışım?
Sen şimdi kişilik tahlili de yaparsın.
Yapsana...
Kesin doğru çıkar.

