“Geyiğin manalısı mı olur?” diyeceksiniz... Yani ben olsam derdim... Olur tabii... Niye olmasın?
Vardır da... Onun sonu kötüdür.
Yani geyiğin konusu manalıysa...
Daha açık konuşayım; sevgilinizle manalı konuşmaya başladıysanız yolun sonu gözüktü demektir.
Artık saçmalamıyorsanız, olmayacak şeylere de artık alınganlık yapmıyorsunuz demektir.
Zira alınganlıkla, saçmalamak aynı zamana denk gelir.
Biraz daha ileri gideyim; hatta aynı anlama bile gelir.
Geyiğin konusu önemlidir.
Konu siyasete, ekonomiye falan geldiyse eli kulağında, ha ayrıldınız ha ayrılacaksınız demektir... Zira ikinizden biri, başkasıyla manasız geyiklere çoktan başlamıştır bile...
Ama ben bugün sevgili geyiklerinden bahsetmeyeceğim. Günlük hayatta herkesin aynı olayda, aynı anda yaptığı geyiklerden söz edeceğim... Hani şey gibi; televizyonda biri sigara yakınca onu seyreden bilmem kaç kişi de aynı anda sigara yakarmış ya, onun gibi...
Mesela: Haberleri seyrederken “İsviçre’de 3 saniye içinde olay yerine gelen ambulans”la başlayan cümleden sonra...
Hadi bakalım...
Aranızdan bu haberi seyreden kaç kişi bunu söylemez?
“Bizde olsa adam çoktan ölürdü.”
Arkasından da geyiği başlar:
“Ambulans da kaza yapardı...”
“Ambulans gelse ne olacak? Hastane adamı almazdı...”
falan filan...
Bu arada aynı İsviçre’de dakikada bilmem kaç kişi niye intihar ediyor sorusu kimsenin aklına gelmez ama...
Pekiii...
Elektrikler kesilmiş. Kesildiği an kaç evden aynı nida yükselir?
“Haydaaa...”
Bitmedi...
Mumları yaktınız, beklediniz beklediniz, gelmiyor. Tam o sırada iki saniyeliğine ışıklar yanıp söner...
“Hııı... Uğraşıyorlar.”
Anladı zeki insan!
Elektrik İdaresi de bunu bilir mi ne? Hep böyle yapar. “Kızmayın, arayıp durmayın da, uğraşıyoz işte!” demek isterler. Hâlâ elektrik idaresini arayan var mı acaba?
Umarım vardır.
Ya da...
Yanınızdaki biri ayağını, kolunu işte bir yerini çaptı. Çok acıyor.
Geçmiyor acısı...
Bir süre sonra dönüp size diyor ki:
“Kırıldı mı acaba?”
Kaçınız aynı cevabı veriyor?
“Kırılsa yerinde duramazsın!”
Yahu nereden biliyorsun onun canının ne kadar acıdığını da bu lafı ediyorsun. Belki ağrı eşiği yüksek.
Belki... Ne bileyim bir sürü “belki” var işin içinde.
Sana ne? Niye aşağılıyorsun?
Hadi onu da geçtim; bir yeri telefonla arıyorsun. Niye yanındakine bakıp, “Çalıyor” diyorsun?
Eline ne geçiyor?
Lafa bak; “Çalıyor...”
Bir tane daha yazayım mı?
Hani temmuz ya da ağustos ayında güneyde bir yere tatile gidersin. (Bunu da hiç anlamış değilim ya...)
Ve orada şu dersin:
“Aslında buraya eylülde geleceksin”
E, eylülde gel o zaman...
Manasız geyikler...
Haberin Devamı

