Şimdi de bu çıktı: “LQ”.
“Lifestyle Quotient” yani “Yaşam Kalitesi Seviyesi...”
Önce sadece IQ vardı biliyorsunuz. Sonra EQ çıktı.
Yani, “Tamam, çok zeki sayılmazsın ama senin de duygusal bir takım üstün özelliklerin olabilir” demek istiyorlardı.
Şimdi de LQ...
Yani “zekân yok, duygusal zekân da yoksa üzülme! Sana uygun bir şeyler buluruz. Hiçbiri yoksa o zaman senin de LQ’n vardır” diyorlar.
Dikkat ederseniz çıtayı aşağı çektikçe çekiyorlar. Herkesi ille de adam yerine koyacaklar yani...
Bunu anlatabilmek daha doğrusu LQ’nu ölçebilmek için bir takım doneler vermişler.
Birkaçına bakalım...
* “Sadece iyi göründüğümde kendime güvenim vardır.”
İlk bakışta çok saçma gibi görünüyor değil mi?
“İyi görünmekle, kendine güvenin ne alakası var” gibi...
Veya “Kendine güvenen her zaman güvenir. Bunu bir şey bozamaz” gibi...
Şimdi biraz acımasız olma zamanı...
Çünkü öyle değildir aslında.
İyi görünmeyen insanın kendine güveni de azalır.
Yani her iyi görünenin kendine güveni yoktur ama kendisine güvenen biri, kötü göründüğünde kendine güveni azalır.
Üff çok karışık oldu.
Şöyle anlatayım:
Yani mesela bir kadın o gün hiç iyi görünmüyor ve markette eski sevgilisiyle karşılaştı. Hele bir de adamın yanında hoş bir kadın varsa...
Yoksa da fark etmez; orada artık istediği kadar kendine güvensin...
Geçmiş olsun!
Kıyafet bu kadar önemli mi?
Yoksa ben çok mu şekilciyim?
Ama önemli...
Görünmeyenler bile...
İçine nefis bir iç çamaşırı giymeyen kadın kendisini seksi hissedemez mesela...
Topuksuz ayakkabı giyen de...
“Kendine güvenle, seksi hissetmenin ne alakası var?” diyeceksiniz...
Şöyle anlatayım:
İçine seksi iç çamaşırı giyen kadının kendine güveni var demektir de ondan...
Öyle her kadının harcı değildir bu. Peki, başka bir örnek vereyim; ille de seks meks olmasın içinde...
Mesela, iş yemeğine gittin. Yeni aldığın takımınla pırıl pırıl görünüyorsun. “Merhaba” demen bile değişir.
Yalan mı?
Başka bir LQ donesi daha...
* “İnsanları dış görünüşüne göre yargılarım.”
Yine acımısız olma zamanı...
Buna “evet” demek, diyebilmek ne ister? Cesaret ister...
Özgüven ister...
Biraz da cins olman lazım.
Ayrıca insanları dış görünüşüne göre yargılamanın ne kötülüğü var?
Tabii ki yargılarsın ve mesafeni ona göre ayarlarsın.
Beğenirsin, beğenmezsin, sana uyar ya da uymaz...
Hemen Türk filmi gibi düşünüp beni sinir etmeyin ha!
Fakirlikten falan bahsetmiyorum...
Temizlik, zevk veya tarzdan söz ediyorum.
Bi bakarsın adama, anlarsın...
Kıyafeti, yürüyüşü, ses tonu, gülüşü...
Yaşına göre oranlarsın, sana yüzde 50 kişiliği hakkında bilgi verir.
Hatta biraz daha ileri gideyim; hayata bakışını bile çözersin.
Üstelik bunun için çok da zeki olmak gerekmiyor...
Ben bu konudan çok sıkıldım. Sizi de fazla daraltmayayım...
Şu yani:
Şimdi bana kimse, “Ben şekilci değilim” demesin.
Siz iyisiniz de, ben mi kötüyüm?
Hadi canım...
Kimse, ‘şekilci değilim’ demesin
Haberin Devamı

