Kimin, neyin cezasını kesiyorsunuz?

Hükümetin, “aileden sorumlu” kadın bakanı Nimet Çubukçu, “Evli olmayan kadınlar dövülebilir” dedi. Görevi kadınların, ailenin sorunları olan... Bir kadın bakan...

Haberin Devamı

Hükümetin, “aileden sorumlu” kadın bakanı Nimet Çubukçu, “Evli olmayan kadınlar dövülebilir” dedi. Görevi kadınların, ailenin sorunları olan... Bir kadın bakan...

Bunu söyledi...

Cümle tam olarak böyle değildi ama meali buydu. Ya da benim anladığım...

Aile içi şiddet yasası konuşulurken “Evlilik dışı birliktelik yaşayan ve şiddete uğrayan kadınların düzenleme kapsamında nasıl değerlendirileceği” sorusuna cevabı şu oldu:

“Aile kavramı Anayasa’da belli.”

Belli dediği, “resmi nikâhlı kadın.”

E, bundan da şöyle bir sonuç çıkıyor:

“Evli kadınlar dövülmesin, diğerleri dövülebilir.” Bundan başka bir anlam çıkar mı? Çıkmaz.

Bir kadın, kadını da geçtim bir insan, nasıl bir başkasına, “dövülebilir” yaftası iliştirmeye kalkabilir?

“Bu dövülebilir”, “bu dövülemez” diye... Hangi duyguyla?

Hangi mantıkla?

Hangi vicdanla?

Şu mantıkla olabilir:

“Bana ne kardeşim? Ben aileyi korurum. Evli kadınları korurum. Başka kadınlar beni ilgilendirmez.”

Bu nereye kadar gider biliyor musunuz?

“Onlar da evlensin canım”a kadar...

Acaba birileri aileyi koruyacağım diye namus bekçiliğine mi soyunuyor?

Çünkü:

Evlenmezseniz dövülebilirsiniz...

Evlenmeyen kadın bunu hak eder...

“Vurun kahpeye!..”

HİÇBİRİ DAYAĞI HAK ETMİYOR
Anlamak, kabul etmek istemediğim bu aslında...

Sadece evli daha doğrusu resmi nikâhlı kadınları korumaya çalışan bu yasa kime, neye ceza öneriyor?

Dayak atan kocaya mı yoksa evlenmeyen kadına mı?

Bu iş göründüğü kadar kolay değil.

Olmaz ki!

Öyle bir yasayla çarpıklıkları düzeltemezsiniz...

Öyle bir yasayla sosyal gidişatı yönlendiremezsiniz...

Önce bir bakmak lazım.

Aileye, kadınlara...

Ben kısaca Türkiye’deki kadınlardan bahsedeyim, bilmeyenlere...

Evlilik kıstasıyla yola çıkarsak, Türkiye’de:

Evlenen kadınlar var; isteyerek veya istemeyerek...

Evlenemeyen kadınlar var; isteyerek veya istemeyerek...

Bir de evlenmek istemeyen kadınlar var. Hepsinin yaşadıkları düzeni seçmelerinin sosyal, ekonomik ya da duygusal gerekçeleri var.

Hatta bazılarının seçme hakkı dahi yok.

Türkiye’de bu kadınlar yaşıyor.

Ve hiçbiri dayağı hak etmiyor.

UCUZ ŞARKICILAR GİBİ...

Siz kanunlarla sosyal hayatın hızına, değişimine yetişmelisiniz.

Buna uygun yasalarla uyum getirmelisiniz.

Bu ülkede insanların artık birlikte yaşadıklarını da görmelisiniz.

Bu ülkede kadınların zorla kuma yapıldıklarını da...

Kadınların her durumunu gözetmelisiniz; herkesi kendi anlayışınıza göre terbiye etmek yerine...

Evli ya da değil, kadın ya da erkek, ne fark eder?

Benim hâlâ, aklı başında, medeni ve çağdaş bir insanın dayağın her türlüsüne karşı çıkmamasına aklım ermiyor...

Yoksa ortada ucuz bir popülerliğin peşinde olanlar mı var?

Hani albümü çıkacak ucuz şarkıcılar gibi... Gündeme gelmek için saçma sapan polemikler ortaya atarlar ya...

DİĞER YENİ YAZILAR