Bugün de ben ters günümdeyim. Var mı?
İyisine, kötüsüne, kafama göre olanına olmayanına, iki çift laf edeceğim.
Hiç hoşgörülü falan da davranmayacağım, haberiniz olsun.
Şunu da söyleyeyim, bunu kendimi korumak için yapmıyorum.
Sadece kimse ama hiç kimse ’üzüntü’yü tekeline almasın diye...
Gözünden yaş akanın, ağzından zehir damlayanın acısının, sessizce oturup müzik dinleyenden daha fazla olmadığı bilinsin diye...
Yarın bir bara giden, yemeğini yerken gülenler, hatta sinemaya gidenler, komedi dizisi izleyenler vatan hainliğiyle suçlanmasın diye...
Kimse benden kendi komplo teorisine inanmamı istemesin diye...
İnanmadığım, katılmadığım için beni düşman bellemesin diye...
İlle de birilerinden nefret eden kalabalığın içine girmiyorum diye...
Onun üzuntüyle gösterdiği tepkinin aynısını göstermediğim için beni hırpalamasın diye...
Kimse kendisini savunmak durumunda kalmasın diye...
Ne kadar üzüldüğünü, vatanını nasıl sevdiğini, hain olmadığını ışıkları yakıp söndürerek göstermek zorunda kalmasın diye...
Kimse acısının ispata kalkışmasın, daha fazlasını göstermek zorunda kalmasın diye...
Sırf bu yüzden...
Bu baskıyı kurmak isteyenlere çatıyorum.
Ben üzülmeyenler olduğuna inanmıyorum. Huzursuzluk duymayanlar olduğuna da...
Herkesin kızgın olduğundan şüphem yok.
Aksine inananlara da hayret ediyorum.
Hayret!
Herkes göbek atsın, vur patlasın çal oynasın, kimsenin hiçbir şey umurunda olmasın demiyorum tabii ki...
Öyle demiyorum.
Kim böyle der, kim böyle düşünür ki?
Yapmayın.
Acıyı tekelinize almayın.
“Ben senden daha çok üzülüyorum, o halde ben iyiyim, sen de kötüsün” demeyin.
Kimse için, kimse namına öyle düşünmeyin. Öyle değil çünkü.
Diyorum ki:
“Başın dik olsun” diyorum. “Dik kafalı ol” demiyorum. Önüne gelene, senin gibi olmayana kafa at da demiyorum.
Çünkü:
Herkes her duyguyu kendisine göre yaşar ve yansıtır.
Ben sadece bunu söylüyorum...
Kavga çıkaracağım... Var mı?
Haberin Devamı

