Önce dinci kesimden duydum o sözleri, “Kadın ve paradan korkarım.” Meclis Başkanı Bülent Arınç söylemişti bunları.
Kadın ve paradan korkuyormuş.
Niye ki?
Bunun nedenini düşünmüştüm o zaman.
Yani kadın ve para, bir insanın dünyasını zenginleştireceğine nasıl bir bakış açısıyla tam tersi hale gelebilir?
Bir azap haline nasıl dönüşebilir?
“İkisini de hor kullanırsan” herhalde diye düşünmüştüm. İkisine de nasıl davranılması gerektiğini bilmediğinden de olabilirdi.
Elbette...
Bu yüzden olmalıydı...
Suç, onlara iyi bir kullanım klavuzu göstermeyenlerde miydi?
Yoksa kendilerinde mi?
Şimdi de karşıma daha acayip bir durum çıktı. Bunlar da Fethullah Gülen cemaatinden...
“Kız arkadaş cemaat içinde kabul edilebilir bir şey değildir. Flört edilmiyor olsa bile kızlardan arkadaş edinilmez, bu konuda hassasiyet yüksektir.”
“Boş vakitlerini genelde birlikte geçirerek kız arkadaş (kızlar için erkek arkadaş) edinmeleri önlenmeye çalışılır.”
Kız arkadaş, flört yasak yani...
İnsan doğasına kural koyamayacağınıza göre... Koyabilecek misiniz?
Erkeklerin rüyalarına, kızların ateşine dur diyebilecek misiniz?
Bu ikisinin birlikteliği zehir gibiyse onlara hangi panzehiri önereceksiniz?
Bu genç delikanlılar, genç kızlar ne yapacak?
Kiminle flört edecek?
Kime dokunacak, kiminle oynaşacak?
Birbirleriyle mi?
Kız kıza ya da erkek erkeğe...
Bu daha mı iyi yani?
Bunu mu öneriyorsunuz?
“Başı açık kadınlara gerek olmadıkça bakılmaz, gözler kaçırılır” diyorsunuz... Kapalı kadın mı öneriyorsunuz? Bakınca göremeyeceği bir kadını...
Ayrıca...
Kadına bakmadın da ne oldu?
Daha doğrusu bakma diyorsun da ne oluyor?
Yapma diyorsun da ne oluyor?
Bizden çok ürüyorsunuz...
Ha, kadına baksalar ne olur?
Ne olur biliyor musunuz?
Aklıma ‘Kadın Kokusu’ filmi geldi. Hatırladınız mı?
Al Pacino, kör bir adamın kadın kokusuyla hayata nasıl bağlandığını göstermişti.
Göremediği dünyanın, kadının sadece kokusuyla bile nasıl da zevkli bir hale geldiğini... Bir de görebilseydi...
Ne tuhaf...
Herkes hayatı başka bir yerde buluyor...
Kimi kadın kokusunda kimi kadın korkusunda...
Fransız filmleri bence de yasaklansın
Evet, yasaklansın. Benim önerim, soykırım yasasıyla falan ilgili değil, amacım; bunu bahane edip o sıkıcı filmlerden kurtulmak...
Düşünsenize...
Hiç konuşmadan uzayan sahnelerden, o ağır tempodan, manalı ama asık suratlardan kurtuluruz...
Hatta dünyada da Fransızların film çekmeleri yasaklansın. Fransız sinema aktör ya da aktristlerine de Amerikan filmlerinde oynama mecburiyeti getirilsin.
Böyle evrim teorisine...
İnsan ırkının önümüzdeki bin yıl içinde neye benzeyeceğini tanımlamışlar.
Buna göre, erkekler daha büyük penise, kadınlar ise daha büyük göğüslere sahip olacakmış.
Ben de yıllar geçtikçe erkekler sosyalleşir, akıllarını cinsellikle bozmaktan biraz olsun vazgeçerler sanıyordum.
Neredee...
Baksanıza, anlaşılan bunlar gitgide azacak...
Üstelik belli ki, bizi de rahat bırakmayacaklar...

