Ne zamandır aklım takılıyor onlara...
Hadi yazmayayım, ne de olsa hemcinslerim diyorum ama artık dayanamayacağım...
Bir de, eskiden abuk sabuk kadınlardan duyduğum lafları, şimdi aklı başında sandığım kadınlardan da işitmeye başladım.
Nasıl laflar?
Mesela kadına bakıyorsun, gayet modern görünümlü hatta belli ki hayatın içinden biri. Ne demekse? Yani pasif falan değil.
Ama pat diye bir laf ediyor: “Erkeğimin ayağını yıkarım.”
“Beter ol!” diyeceksin de...
Artık yıkayacağından mı böyle söylüyor, mesaj mı veriyor, iyi bir şey söylediğini mi sanıyor nedir, ama diyor işte...
Açıkçası şimdiye kadar böyle konuşan kadınların benim gözümde pek makbul bir yeri yoktu.
Ne bileyim, yani öyle söylese ne olur, söylemese ne olur diyordum.
Ciddiye almıyordum.
Hatta biraz daha ileri gidip kendi kendime “sen bul da, ayak yıkaması kusur kalsın” bile dedim.
Ama son zamanlarda işin rengi değişmeye başladı.
Hiç beklemediğim kişilerden bu anlamda sözler duymaya başladım.
Söyledikleri, “ayaklarını yıkarım” gibi değil de, ona yakın...
Benim anlamadığım şu:
Hayatın her yerinde modern ve çağdaş düşüncelisin hatta sadece düşüncede kalmayıp gerçekten de öyle yaşıyorsun...
Her yerde hakkını ara, bul, bunun için savaş ver, türlü bedeller öde...
Sonra da belki de hayatını değiştirecek çok önemli kaz ayaklarından birinde, birdenbire “Ben klasik Türk kadınıyım” de!
İşte ben bunu anlamıyorum.
Gerçekten anlamıyorum.
Üstelik de bunu bir rol model olmaya hazır ve nazır bir şekilde söylüyorsun.
Olmuyor.
Bu hafta iki kadın üst üste böyle konuşunca dayanamadım.
İsim vermeyeceğim çünkü amaç onlara laf atmak değil.
Biri evlilik sözleşmesi konusunda:
“Ben bu konuda klasik Türk kadınıyım” dedi.
Ama sadece bu konuda...
İkincisi de bir röportajında,
“Sevgilim su istediğinde, evdeki yardımcının getirmesini istemem, kalkar ben getiririm. Meyve istediğinde, ben soymayı tercih ederim. Nedenini bilmiyorum ama böyle...”
Nedenini bilse, yapmayacak zaten!
Ama yanlış anlaşılmasın. Kimse erkeklere su götürmesin demiyorum tabii ki.
Gerektiğinde ya da canın istediğinde tabii ki yapılır.
Sen de yaparsın, o da yapar.
Bunun hesabı tutulmaz.
Hata bazen keyifle bazen mecburen yaparsın.
Ama verdikleri mesaj bu değil.
Mesaj başka!
Türk kadınının yeni hali bu olmamalı...
Buraya kadar olmamalı...
Eve kadar yani...
İt gibi çalış didin, her türlü hakkını al, eve gelince “Ben soyarım, ne verirsen imzalarım” olmaz.
Ne olur?
Söyleyeyim...
“Ben de soyarım, o da soyar. Ben de su getiririm o da getirir. Ne var ki bunda?” olur.
“Bizim evliliğimizde sözleşme mözleşme gibi hesaplar olmaz” olur.
Bir kadının hakkı eve kadar değildir.
Kadın hakları eve kadar mı?
Haberin Devamı

