Evet, bilmiyorum...
“Markette, benzincide ya da trafikte nasıl tanışılır?” bilmiyorum...
Ha, ondan sonrasını iyi bilirim o başka!
Tanıştıktan sonrasını...
Biraz daha ilerisini...
Ama anladığım kadarıyla o noktalarda ne yapılacağını bilen kimse de yok. Her konuda vır vır vır akıl verirsiniz, bakıyorum sizin de nutkunuz tutuldu.
En yaratıcı olanınızın bile, fikri gelmiş!
* “Gülümsersin.”
Oldu.
Biz öyle kalakalırsın, utanırsın falan diyoruz o, gülümse diyor...
Bırak gülümsemeyi, diyelim ki şanslı günündesin ve o gülümsedi sana... Veya aştı kendini, geldi telefonunu istedi...
Verecek misin? (Telefonunu!)
Hadi daha iyi bir ihtimal üzerinde duralım.
O gülümsedi, sen gülümsedin geldi yanına ve dedi ki:
Ne desin?
“Bir kahve içelim mi?”
Yok canım, daha neler...
Diyemez de, hadi dedi...
Ne yani? Markette kasada gördüğün adamla kahve içmeye mi gideceksin?
Nasıl olacak arkadaşlar?
Bak, siz bunu söyleyin, ben de gerisini...
Heh heh hee...
Bugün, “Aaaa... Evet yaa... Benim de aynısı oldu” türünden çok mail geldi. Hepsi kös kös tanışamadan, ne tanışması, gülümseyemeden kendi yoluna gitmiş.
Ama biri farklı.
Birinde her şey çok farklı da olabilir...
Olmayadabilir...
Kritik!
Okuyun bakın:
* “Ben de benzer şekilde apartmanın garajında karşılaştım ve ’O!’dedim...
Ne yapmalı ne etmeli diye çok düşündüm... Dediğiniz gibi utandım ve öylece kaldım..
Elimde soyadından başka bilgi yoktu..
Ama 2 haftalık geniş istihbarat sonrasında en yakın dostuna kadar ulaştım..
Şu an neresinde beni olduğuna kadar öğrendim desem yalan olmaz...
Şimdi harekete geçmek için doğru zamanı kolluyorum. Ne yapmam gerektiği konusunda çok fikrim olmasa da en kötü karşısına geçip ben senden çok hoşlandım demeyi bile göze aldım (Totosunu havaya kaldırma pahasına).
Bakalım neler olacak...”
Arkadaş şanslı.
Neredense soyadını biliyormuş...
Kim olduğunu da bulmuş...
Acaba ne yapacak?
Gerçekten de karşısına çıkıp, “senden çok hoşlandım” diyecek mi?
Daha da önemlisi, desin mi?
Ben olsam...
Ben olsam, demem.
Başka bir şey yaparım. Daha yaratıcı, tahrik edici, eğlenceli ne bileyim, daha hoş bir şey...
Diyorum size, oradan sonrasını bilirim diye...
Ya sanki karşısına geçip öyle söylerse dakka bir gol bir, adam 1 hafta içinde hissiz adama dönüşüverir gibi...
Sonra, ayrıca “ilk konuşan kaybeder” gibi bir felsefemiz de var...
Yani taktik olsun diye değil ama elimizdeki donelerle daha güzel, romantik ve kışkırtıcı şeyler yapabiliriz.
(Bakar mısınız, hemen de “biz” olduk...)
Ne yapabiliriz?
Mesela?
İtiraf ediyorum: “Bilmiyorum”
Haberin Devamı

