“Seviştiğin biriyle arkadaş olmak isteyebilirsin, hep arkadaşın olan biriyle de günün birinde durup dururken sevişmek isteyebilirsin ve sevişirsin.”
Bunlar benim değil, Okan Bayülgen’in sözleri... Geçen pazar günü Ayşe Arman’la söyleşisinde okumuştum.
Herkesin yaşadığı iki durumdan bahsediyor.
“Seviştiğin
biriyle arkadaş olabilirsin.”
Bunu biliyoruz.
Hani seviştiğinle (bendeki lafa da bak: “Seviştiğin!” Bari bir de tekmele! Bu kadar mı önemi yok yani? Sanki o biri değil de şişme insan. Ayıp ayıp!)
Baştan alıyorum; hani seviştiğinle arkadaş kalınır mı kalınmaz mı polemiklerine girip de bir türlü karar kılınamayan ikilem...
Ama öteki söylediği..
“Hep arkadaşın olan biriyle günün birinde durup dururken sevişmek isteyebilirsin ve sevişirsin.”
Evet böyle bir durum da var.
Bunu da biliyoruz.
Biliyoruz ama nedense bu konuyla henüz çok fazla yüzgöz olmadık.
Herkes bunu yaşıyor da nedense pek irdelenmiyor.
Bir almaza yatma durumu var yani...
“Alan memnun - satan memnun, fazla kurcalama” hesabı...
Ama ben biraz kaşınıyorum.
Hepinizi biliyorum, hepinizi...
Ne yaptığınızı, niye yaptığınızı...
Hepsini...
SUİİSTİMALİ ANDIRIR
Evet, ne yaptığınızı biliyoruz, konumuz da bu zaten.
Arkadaşınızla yatıyorsunuz...
Arada sırada...
Peki niye?
Bunun iki ayrı cevabı var.
Kadınlar için ayrı, erkekler için ayrı cevap.
Önce erkeklerden başlayalım.
Onların birinci ve asıl nedeni şudur:
Hiçbir erkek bir kıza sadece ama sadece arkadaş gözüyle bakmaz. En eğitilmişinin bile bir kırılma noktası vardır.
Bazen kadeh sayısı, bazen zekice bir laf bazen de bir dekolte, o arkadaşlık sınırını kırıverir.
Arkadaş markadaş bakmaz, sevişir.
Ha, pişman olmaz mı?
Olur.
“Allah kahretsin!” demez mi?
Der.
Sonra bir daha yapar.
Bir daha...
Biraz suiistimali andırır yani...
O DA NE BİÇİM
SALDIRDI AMA...
Ertesi gün de bunun hesabını kendine şöyle verir:
“Ne olacak ki? Seks dediğin bir ihtiyaç. Bildik tanıdık biriyle ihtiyacımızı giderdik.”
Sorarsan böyle cevap verir.
Ama biraz zorlarsan, dökülür:
“O da ne biçim saldırdı, demek ki ihtiyacı vardı. İyilik yaptım işte! Ne var? Bu yaştan sonra gidip fahişeye para mı verelim?”
Kadınlar içinse neden biraz daha farklıdır ama aynı cümleyle başlar:
“Ne olacak ki?”
“Hiç olmazsa beni kırma ihtimali yok. Ondan bir şey beklemediğim için hayal kırıklığı falan da yaşamam. Ağzı da sıkı... N’apayım oluyor işte!”
Amma...
Bir de bunun ertesi günü, daha sonraki günü var...
O olaydan sonra arkadaşlığı devam ettirmek erkekler için belli bir profesyonellik gerektirir.
İki gün sonra falan telefon açıp hiçbir şey olmamış gibi, “N’aber kız?” denir.
Denmesi gerekir.
Çünkü belli bir süre aramazsan bir daha hiç arayamazsın.
Bu şey gibidir; hani trafik kazası yapanlara hemen araba kullandırırlar ya korkusu geçsin diye, onun gibi..
Ha, bu doğru bir şey mi?
Yoksa ayıp mı?
Ne bileyim ben?
İnsan arkadaşını?..
Haberin Devamı

