Hüzünlü bir gün...
Ben de size hüzünlü bir hikâye anlatacağım...
Daha doğrusu bir mail’i yayınlayacağım...
Okuduktan sonra, ‘Bunun nesi hüzünlü? Hatta tam senlik! ‘Kadının gerçek zaferi budur’ dedirten bir hikâye’ diyeceksiniz...
Siz bi okuyun da sonunda ben niye hüzünlü olduğunu yazacağım...
“Bir kadının korkunç intikamı...
Kariyerli, güçlü, hoş bir kadın, 40’lı yaşlarının başında...
Beğendiği bir adamla bir süredir beraber.
Ancak bir ay kadar önce, adam kendisinden yaşça büyük eski sevgilisiyle yeniden beraber olmaya başlıyor ve kadınla arasına mesafe koyuyor...
Aramalar taramalar boş, adam eski sevgilisindedir ve kadın için yapılacak fazlaca bir şey yoktur...
Kadını o haliyle gördüğümde, sinirleri müthiş bozuktu...
İntikamını nasıl alacağını bilemediğinden, gerilmişti...
O sırada, yıllar önce ayrıldığı kocasının polisle başının dertte olduğunu öğrendi...
Eski kocası iki çocuğunun babasıydı ve kadının morali iyice bozuldu...
‘Ağlama nöbetleri’ geçiriyordu ve tam anlamıyla dibe vurmuştu...
Ama hayat ilginçti...
Çok enteresan bir tesadüf o anda meydana geldi...
Eski kocasının durumuyla uğraşırken, bir avukatla tanıştı...
Avukatla aralarında çok hızlı bir elektriklenme oldu...
İkinci konuşmalarında randevulaştılar...
İlk randevulaşmada, elektrikler arttı, kadının ağlamaları azaldı...
O randevudan sonra çok ilginç bir olay daha oldu...
Kadının kendisini terk eden sevgilisi onu aradı ve yeniden görüşmek istediğini söyledi...
Kadın hiçbir şey olmamışçasına eski sevgiliyi evine davet etti...
Birlikte yemek yediler, romantik saatler geçirdiler...
Erkek geceyi terk etmiş olduğu kadının evinde geçirdi...
Sabah ayrıldılar...
Erkek mutluydu...
Sevgilisini yeniden bulmuştu...
Ertesi günü erkek işine giderken, kadın hiçbir şey olmamışçasına yeni randevulaştığı adamı aradı...
Akşama onunla randevulaştı...
Artık onu arzuluyordu...
Onunla buluşmayı iple çektiği saatlerde, gece beraber olduğu sevgilisi aradı...
Buluşmak istiyordu...
Gece güzel geçmiş, duygular yeniden doruğa çıkmıştı...
Yani erkek öyle zannediyordu...
O anda kadın intikamını yavaş yavaş almaya başladı...
‘Çok isterdim ama...’ dedi, ‘Bugün bana gelemezsin...
Başka misafirlerim olacak. İşlerim çok yoğun. Hoşçakal...’
Erkek şaşırmıştı...
Dün yeniden döndüğünü düşündüğü sevgili kayıplara karışmış, başka aşklara yelken açmıştı...
Kadın artık oralı değildi, akşam yeni randevulaştığı adamla yemeğe çıktı...
O gece aralarında bir şey olmadı...
Ama yakın zamanda olacaktı...
Eski sevgiliden intikam aheste aheste, acımasızca hatta gaddarca alınacaktı...
Şimdi daha fazla çektirmeyi düşünüyordu kadın...
Yani:
Bir kadının ‘ağlamaları, sızlamaları, dibe vuruşları’ sanılır ki kadınları batırır...
Oysa bu olay erkekleri fena aldatır...
Ağlama nöbetleri kadının zaafını göstermez...
Birazdan gelecek sağanak yağışın gök gürültüsüdür onlar...
Gerçekte kadın, en fazla dibe vurdu denilen anlarda ayaklanır...
‘Bitti bu’ dendiği an da, ‘karşısındaki erkeği bitirdiği’ andır...”
Hikâye bu.
Gelelim işin hüzünlü tarafına...
Ne biliyor musunuz?
Bütün bunların yaşanıyor olması...

