Her evli en az bir kere bu hayali kurar

“Gece karımın yanında yatarken boşanmayı düşünürdüm, teklif eşimden geldi.” Fazıl Say’ın sözleri bunlar. Demek ki eşi de onun yanında yatarken aynı şeyleri düşünüyormuş

Haberin Devamı

“Gece karımın yanında yatarken boşanmayı düşünürdüm, teklif eşimden geldi.”

Fazıl Say’ın sözleri bunlar.

Demek ki eşi de onun yanında yatarken aynı şeyleri düşünüyormuş.

Düşünsenize, ikisi de birbirlerine arkalarını dönmüşler, uyuyormuş gibi boşanma hayalleri kuruyorlar.

Onları eleştirmeye kalktığımı sanmıyorsunuz değil mi?

Sanmayın.

Her evli insan hayatında en az bir kere bunun hayalini kurar.

Boşanma hayali kurmak için evliliğinin ille de çok kötü olması gerekmez.

Hatta hiç kötü değildir.

O kadar kötü değildir ki, boşanmanın sadece hayalini kurabilirsin.

Sadece sıkılmışsındır. Yok, sıkılmak da değil, öteki hayatı yaşamayı istemek bu aslında...

Bekârlığı...

Çünkü evlenirken şimdiki imkânlarınız yoktur.

Maddi-manevi yoktur.

Yani ne aklın ne de paran bekârlığın tadını almaya yeterlidir.

Sanki şimdi tam sırasıdır.

Şimdi bekâr olsan var ya...

ŞÖYLE, AZ EŞYALI BİR EV
Ama her şey iyi giderken, nasıl, ne diye boşanacaksın ki?

Ya dedim ya, boşanmak da istemezsin aslında da keşke ikisini birden yaşayabilsen değil mi?

Olmuyor işte...

O halde başlarsın hayal kurmaya...

Asla gerçekleşmeyecek bir boşanmanın hayalini...

Her evlinin en az bir kere aklına bu gelir dedim ama...

Bu fikir insanın aklına bir kez düştükten sonra bir daha çıkmaz. Arada sırada aynı hayali kurmaya devam edersin.

Bazen kısa kesersin, bazen de hayalin cılkını çıkarırsın.

Nasıl çıkarırsın?

Artık plan kurmaya başlarsın. Hayalini gerçeğe yaklaştırırsın.

Gece yattığında gözlerini kapatıp evini döşersin; şöyle az eşyalı bir ev... Kocaman bir plazma falan. İstediğin cep telefonunu ya da konsolu alırsın...

Hesap vermek, sormak falan yok, düşünsene... “Oh bee...”

Yeni birileriyle tanışırsın ya da o sırada taktığın birini tavlarsın. Sonra bir bakarsın ki sabah olmuş.

BİR ŞEY OLMUŞ, ÖLMÜŞ MESELA...
Bazen bu hayalini işe de taşırsın. İşte burada hayal plan haline dönüşür.

“Evi ona bıraksam...”, “Ayda ne kadarla geçinebilirim?” gibi soruların cevabını ararsın.

Hesap kitap yaparsın.

Yazarsın bile...

Bazen bu kadarla da kalmaz.

Hatta, bu da bir şey mi?

Akla daha neler gelir, neler...

Mesela onun öldüğünün hayali...

En temizi budur.

Çünkü her şey düzgün giderken boşanamayacağınıza göre, hatta bunu istemediğinize göre, en iyisi onun bir şekilde ortadan kaybolmasıdır.

Öldürmek falan değil ha, bir şey olmuş, ölmüş mesela...

İnsan aklına gelenden utanır. Hatta sonra da korkar.

Tahtalara vurur üç kere... “Allah korusun” diye...

Hatta öyle bir şey olsa, üzüntüden kahrolur.

Ama yine de bunu düşünmekten kendini alıkoyamaz...

Evet, bunlar her evlinin en az bir kere aklına gelir...

Bazı şanslıların da başına... (Ölüm hariç.)

DİĞER YENİ YAZILAR