Kendimizi bildik bileli böyleyiz... Sinemada... Televizyonda...
Kitaplarda...
Resimlerde...
Fotoğraflarda...
Şarkılarda...
Daha ne var? Neresi var? Her yerde içkiyi gördük.
Kaçımız alkolik olduk?
İçtik de...
Hatta daha 15’indeyken ucunu kaçırıp sokaklara kustuk. Korkudan eve gidemedik. Birileri şekersiz kahve içirdi.
20’lerimizde Jack Nicholson’ı Shining’de izleyip ona özendik... Tek başına bir bara gidip içtik ve orada, onun gibi kendi kendimize konuştuk.
Evet bazen istemediğimiz bir yerde, istemediğimiz insanların yanında uyandık.
Hâlâ bazen yatakta gözlerimizi kapattığımızda dünyayı fırıl fırıl döndürecek kadar kaçırdığımız da oluyor.
Ama kaçımız alkolik olduk?
Ya da bunların hiçbirini yaşamadık.
Bir filmde seyrettik...
Güldük, acıdık, üzüldük...
Biz yaşadık veya yaşamadık.
Ama hayatta bunlar yaşanıyor.
Ve yansıyor...
Filmlere, romanlara, resimlere, fotoğraflara...
Her yere...
Yansımasın mı?
RTÜK’ün ekranlarda içki görüntülerinin yasaklanması kararından bahsettiğimi anladınız herhalde...
Hem şaşkın hem sinirli hem de üzgünüm.
Hayatı ama gerçek hayatı buralardan çıkarmak, buzlamakla yani gözden saklamakla bir şeyleri engelleyebileceklerini sandıkları için şaşkınım.
Gençlere ve hatta herkese, etrafındaki buzlama buğusundan ne olduğunu seçemedikleri bir dünya dayatmaya çalıştıkları için üzgünüm.
Ve bütün bunları doğruluk ve ahlak adına yaptıklarını söyledikleri için de çok ama çok sinirliyim.
Bugün içki ve sigara, yarın kimbilir daha neler...
Bugün buzlu görüntüler yarın kimbilir hangi sahneler...
Hayatımızdan daha neler çıkacak ve onların yerine neler girecek?
Aslında bizi rahatsız eden de bu soru değil mi?
Yoksa, o içki görüntüleri buzlanınca alkolik oranının düşmeyeceğini en salağımız bile biliyor.
Asıl amaç ne?
Hayatımızdan içki çıksın mı yoksa çıkmasa da aman görünmesin mi?
Hangisi?
Gerçi ikisi de kötü ama...
Birincisi daha kötü.
Hem kötü hem de ürkütücü...
Daha da fenası ne biliyor musunuz?
Yine onlara inanmıyorum.
Çünkü bu mantıkla gidecek olursak aklıma başka sorular takılıyor:
“Nereye kadar?” diyorum.
Hayatta zararlı saydığınız her şeyi buzlamaya kalkarsanız ne olacak?
Yiyeceklerden tutun da kıyafetlere kadar gider bunun ucu...
O da görünmesin, bu da görünmesin...
Sonu yok.
Onları da buzlayacak mısınız?
Cevabınız ne?
Yoksa hayatımızı mı?
Yavaş yavaş hayatımıza da türban takmak mı isteyeceksiniz?
İşte bundan şüpheleniyorum...
Başkalarına da birkaç sorum var:
Siyasi muhaliflere...
Bütün sanatçılara...
Ve onların derneklerine...
Edebiyatçılara...
Entelektüellere...
Neredesiniz?
Niye bir iki laf etmiyorsunuz?
Türbana karşı çıktık, dinsiz olduk...
Varsın şimdi de alkolik olalım...
Hayatımızı da mı buzlayacaksınız?
Haberin Devamı

