Hadi biraz yalan söyleyelim...

Haberin Devamı


Bazıları vardır ya, “Ben yalan söyleyeni hiç sevmem” der.

Hem de öyle bir edayla söyler ki, sanki yalanı ve yalanın kötü bir şey olduğunu kendisi keşfetmiş!

Onun bu ruh halinden sıkıldıysanız ve açıkça, “Aptal aptal konuşmasana be!” diyemiyorsanız...

Ezberini dağıtmak için tek cümle söyleyeceksiniz,

“Ben bayılırım. Çok severim!”

O biraz afallamış bakacak sana...

Hemen o sırada, bastıracaksın:

“Evet yalanı ve yalancıyı öyle çok severim ki... Yani öyle olsun ki, ona hiç güvenmeyeyim. Aslında onların iyisi de bulunmuyor artık. Şöyle sıkı bir yalancı bulsam, bırakmayacağım ama...”

Bu tür kâşifler çoktur aslında...

“Saygısız insan hiç sevmem!”

“Nankör insana katlanamam!”

“Sinsileri sevmem!”

Biz çok mu seviyoruz yani?

Böyle boş boş konuşmayın arkadaşlar yaaa...

Sevmezmiş!

BAŞKA ERKEKLE Mİ? ASLA!

Zaten ben başka bir şey yazacağım.

Güzel bir pembe yalan okudum da...

Hani şu sevgililere söylenen, zararsız sayılanlardan...

Bakın şimdi şu yalana:

“Başka erkeklerle ilgili fantezi kurmak mı? Asla. O masmavi gözleri ve kaslı kollarıyla süper seksi iş arkadaşım Berkant hakkında bile kurmam.”

Ne zararsızı yahu?

Yıktın adamı.

Bitirdin.

Bir erkeğe, başka bir erkeği seksi bulduğunu söyleyeceksin...

Hem de artist falan da değil, adam yanıbaşında...

Buna yalan denmez, bu resmen işkence.

Ama daha kötüsü de var.

Onu da ben keşfettim.

Seksi bulduğun adam, senin değil, sevgilinin arkadaşı olacak.

Ki daha fazla bunalıma girsin.

Durun bir dakika, aklım karıştı; hangisi daha kötü?

Her gün iş yerinde 8 saati birlikte geçirdiğin, öğle yemeklerine falan çıktığın kendi arkadaşın mı?

Yoksa onun yakın bir arkadaşı mı?

Hangisi bir erkeği daha fazla hırpalar?

NE TUHAF!

Size bir şey söyleyeyim mi?

Yalan iyi bir şey değil!

Hele böyle bir yalanı, oyun olsun diye bile söylemiş olsanız, tatlı bir anınızda, kıskandırmak için falan...

Sonradan unutulacağını sanarak!

Başınız dertten kurtulmaz.

Vı vır vır... Dır dır dır...

Amaan...

Beyninizi yer artık!

“Yemeğe o da sizinle geldi mi?” “Asansöre onunla mı bindiniz?”

Vs... Vs...

Öyle bir yer ki, iş ciddiye döner.

Kim bilir belki de gizliden gizliye onu araştırır bile...

İş öyle bir hal alır ki, artık, gerçekten yalan söylemeye başlarsınız.

“Onu görmedim bile...”

“Sevgilisi var, çok tatlı bir kız...”

“Ne bileyim ben evi nerede?” Gibi...

Ama artık çok geçtir...

Sevgilinizi ikna edemezsiniz. O hep kendisini kıyaslayacaktır.

Ama...

Garip bir şey daha olur; yavaş yavaş o adamdan hoşlanmaya başlarsınız.

Ne tuhaf!

Yok canım...

Pembesi, mavisi, siyahı fark etmez...

Yalan kötü bir şey.

Söyleyen ben değilsem tabii!

DİĞER YENİ YAZILAR