Gözlüklü adamın aklından geçenler

Haberin Devamı

Hani şu deniz/havuz kenarındaki adam... Güneş gözlüklü olan...
Kötü niyetli.
Kımıldamayan...
Kımıldamadan asık suratla oturan...
İşte onun, o sırada aklından geçenleri yazacağım. Ama önce ufak bir ayrıntıyı da aktarmak istiyorum.
Şimdi bu, havlusunu serdi oturdu, güneş gözlüğünü taktı, pozisyonunu da aldı ya...
Yüzü de atıyorum, sola dönük diyelim...
Mutlaka sağa bakıyordur.
Kafası düz duruyorsa, ya sağa ya sola bakıyordur.
Hedef şaşırtır yani...
Nereye baktığı aklımızın ucundan dahi geçmesin diye!
Niye?
Aklından geçeni anlarsak diye...
Sonra ama epey sonra baktığı yere doğru yavaş yavaş dönmeye başlar. Onu da farkında olmadan yapar.
Bu da hedefe kitlendiği andır...
O sırada gözlüğünü çıkarsa surat ifadesi nasıldır biliyor musunuz?
Hani kedilerin ayakta uyumadan hemen önce bir pozisyonları vardır. Boş boş derinlere doğru bakarak ileri geri şuursuzca ve hafifçe sallanırlar...
İşte aynen öyle.
Veya meditasyon yaparken mantrasını tekrarlıyor gibi
Eveeet...
Şimdi gelelim o sırada aklından geçenlere...
Pardon, aklından geçene demem lazım. Zira hepsinin aklından tek düşünce geçer.
Yani herhalde, “Çok derli toplu kız, havluyu düzeltmesinden belli” demeyecek.
Bırakın onu, “Bununla bir akşam yemeği ve...” diye bile düşünmezler.
Bunlar direkt konuya girerler. Düşüncelerinde yani...
Hepsinin aklından aynı şey geçer.
Hatta ifadeleri bile aynıdır. Mantraları üç kelimeden ibarettir:
“Şunu bi...”
Öyle sevişmek gibi uzun işlerle oyalanmazlar.
Direkt o an...
Yook, yanlış anlamayın, o sırada çok fazla ileri gitmezler.
Gidemezler.
Artık biraz daha açık konuşmak zorundayım.
Çok hoşuna gittiyse...
Kadın yani...
Onu aklına yerleştirir.
Uzun uzun bakması da bu yüzdendir belki de...
Orasını, burasını hayaline iyice yerleştirir.
Zira o görüntüler daha sonra ona lazım olacaktır. Bilmem anlatabiliyor muyum?
Onların da böyle, kendi kendilerine yarattıkları küçük bir fantezi dünyası vardır anlayacağınız.
Güneş gözlüklerini taktıkları andan itibaren o dünyanın içine giriverirler.
Orada kendilerini güvende hissederler.
Gözlüğün arkasında...
Çıkarınca da normal hayatlarına dönüverirler.
İki dünya arasındaki geçişleri bu kadar kolay ve hızlı olabilir.
Bir gözlük çıkarıp takma mesafesi ve süresinde...
Alışkanlık herhalde...
Neyse ki bize zararları yok.
Ya güneş gözlüğü takmasalardı...
Düşünsenize, takmadan bakanlarla aynı pozisyona düşmüş olacaklardı.
Aranızda, “ne fark eder” diyenleriniz vardır, biliyorum.
Ne fark edecek ki?
Zaten başka zamanlarda ne farkları var ki?

DİĞER YENİ YAZILAR