Ben her sabah Şükrü Kızılot’u okurum. Vergi manyağı oldum.
Aldığım hediyenin bile vergisi olduğunu ondan öğrendim. Neredeyse her gün vergi verilmesi gereken başka bir yer söylüyor.
Sinir bastı bana.
Benimle ilgili olmasa, alakalı birini bulup arıyorum: “Yahu, çocuğuna ev aldın ya, onun vergisi varmış.
Yasa çıkmadan evlenirsen kıdem tazminatını alabilirsin. Ayrıca internet cafe vergisi geliyormuş.”
“İnternet cafe’nin bizimle ne alakası var?”
“Yook. Vergi manyağı oldum ya!”
Bekliyorum bir gün, “Sevişme Vergisi çıktı” diye yazacak.
Tabii onlar böyle adlandırmaz herhalde...
“Beden muameleleri vergisi” olabilir mesela...
Veya, “Götürü Usulü Faaliyetler Vergisi...”
Belki daha adil davranmak için, herkesten aynı almayalım, yapan var yapamayan var diyerek, “Kaynak kullanımı destekleme fonu kesintisi” yaparlar. Ne kadar kullanırsa o kadar vergi yani...
Fahişelerle birlikte olanlara da “motorlu taşıtlar” tarifesi üzerinden hesaplama yapabilirler.
Motorun gücüne, silindir hacmine, yılına göre...
Mevzuat ne gerektiriyorsa artık!
40 yaş üstündekilere MTV indirimi uygulanacak falan... 40-50 yaş arasına yüzde on indirim, 50 yaş üstü istisna ve muafiyetlere girer..
Tabii bu durum ister istemez diyaloglara da yansır.
“Bakma az vergi verdiğime... Benimki 40 yaş üstü ama görsen 25’liğe değişmezsin!”
“Hıı... İyi benimki de Serçe görünümlü ama Şahin o zaman!”
“Ne? Travesti mi lan?”
Tabii vergi rekortmenliği meselesi de var.
Ya alın size fikir. Vergicilere yani...
Bizimkilerden ancak böyle vergi toplarsınız, söyleyeyim.
Sıraya girerler vallahi...
Arkasındakine sorar artık:
- Sen kaç lira ödüyon?
- İlk 10’dayım ama İAİ’yim.
- O ne oluyor abi?
- Yani ismimin açıklanmasını istemiyorum.
- Niye abi, biz sırf ondan sıraya girdiydik!
- Ya, şimdi hanım manım duyar!!!
Gerçi son zamanlarda erkek prototipi değişmeye başladı, cimriler çoğaldı ya, o danalar da artık zor “Her gece, hem de üç kere” diye atıp tutarlar...
Hepsi başlar: “Nerdeee? İnanır mısın 8 aydır tık yok” demeye...
İyi bari, madem
geyiğin dibine vurduk, oldu olacak, bazılarından da “Küçük ev aletleri vergisi” alınsın!
Heh heh hee...
Hiç olmazsa içleri rahat eder, suçluluktan kurtulurlar. Hatta, “Çatır çatır vergimi veriyorum kardeşim!” falan diye üste bile çıkarlar.
Kadınlar da:
- Bana ne be senin verginden! Git, kimin hazinesine vergi veriyorsan onu şaap!
- Şaapıyorum zaten!
Tabii bu arada, “Maaşını benim sevişme vergilerimle alıyorsun” diyen yeni yetme ulusalcılar da ortaya çıkacaktır.
Hani? Göster verdiğin vergiyi desen, yutkunup kalacak...
Bu arada, habire “3 çocuk yapın” diyen Başbakan’a yüklenecekleri unutmayalım. En azından ben derim:
“Üç çocuk diyorsunuz ama onu birini bile yapmak için ne bedeller ödüyoruz biz, biliyor musunuz?”
Bir şey itiraf edeyim mi?
Ben aslında bugün gayet ciddi bir konunun üzerinde duracaktım.
“Kadın hakları”yla ilgili...
Sosyal Güvenlik Yasa Tasarısı falan...
Ama başta bir yerde, “Sevişme vergisi” dedim ya, orada koptum...
Yazacağım ama...
Onu da yazacağım...
Götürü usulü faaliyetler...
Haberin Devamı

