Masum bir oyundan bahsedeceğim bügün. Trafikte flörtten... Bazen 10 dakikalık mesafede, bazen 1 saatlik...
Bazen işe giderken, bazen dönerken...
Bazen de hiç ummadığınız bir anda...
Ama trafikte...
Ve özellikle kırmızı ışıkta...
O arada derede, evet, flört edilir.
Bir şey olacağından mı? Yooo... O öyle küçük, tatlı bir oyundur.
Onun da kuralları vardır...
Bir adabı ve üslubu da...
Ayrıca kimin flörtöz (bu da fritöz gibi...) olup olmadığını da şıp diye anlarsınız.
Kadınlar seçicidir.
Öyle herkesle flört etmezler. Kriterleri vardır.
1- Arabada yalnız olacak. Adam da, kendisi de...
2- Adam ya yakışıklı olacak ya da arabası fiyakalı...
3- Kadın o gün bakımlı gününde olacak.
Trafikte flörte hazır olan kadın direksiyonu iki eliyle ve dirseklerini kırmadan tutar.
Niye? Bilmiyorum. Ama öyle tutar. Kendine güvenin işareti midir, neyse artık...
Arabasında yemek yiyen, makyaj yapan kadın flörtözdür ama o sırada değil.
Nefes alsın yeter
Erkekler için fark etmez. Seçmezler yani... Yanında duran, yanından geçen arabadaki bütün yalnız kadınlar potansiyel flörtözdür.
Bir bakışı bekler. Hele kadını beğendiyse o adamlardan oluverirler; hani ne zaman baksan sana bakan adamlardan.
Bundan sonrası şöyle gelişir:
Mesela adam kadına yol verir.
Evet, hâlâ var bu adamlardan... Zaten ben yol vermeyen adamların testosteronlarının düşük, hatta eksilerde olduğuna inanırım. Acırım.
Ya da ilk karşılaşmanız kırmızı ışığa rastlar. Durunca şöyle bir yanındaki arabanın içine bakar ya insan.
İşte o anda...
Eğer tuttuysa bir şeyler, oyun başlar.
Çaktırmadan bakışlar atılır önce. Dikiz aynasından, arada bir yan aynadan...
Ama çaktırmadan...
Yani hem çaktırırsın hem de çaktırmazsın.
Radyo frekansını değiştirirsin hemen. Çünkü muhtemelen yalnızken abuk sabuk birşey dinliyorsundur.
Oysa o sırada referans bir müzik çalması gerekmektedir.
Erkekler nedense müziğin sesini açar.
Böylece daha özgür olduklarını zannederler. Niye? Bunu da bilmiyorum.
Yollarınızın ayrıldığı yere kadar, bu oyun devam eder. Birbirini geçmeler, yol vermeler, bakışlar...
Hatta bir ara, “Takip mi ediyor?” diye korkuyla karışık bir sevinç içine dahi düşersiniz.
Ya da dönünce “Peşimden gelecek mi?” diye merak edersiniz.
Ama gelmez.
Ufak mufak, idare eder...
Dünyanın en kısa süren en tatlı flörtünü yaşarsınız.
Yüzünüze, komik bir mail okurken olduğu gibi bir gülümseme yerleşir.
O kadarcık heyecan, o kadarcık beğenilme, sizi mutlu eder.
Küçük bir mutluluk ama...
Ufak mufak, idare eder...
Ertesi gün ya da akşam yine direksiyonu iki elinizle ve dirseklerinizi kırmadan tutarsınız...
Ya da bir kadına yol verirsiniz...
Ne biliyor musunuz? Sonu olsun olmasın, saçma-maçma... Ama flört eden insan hâlâ yaşıyor demektir.
Not: Beni flört manyağı sananlara...
Almanya’da bir araştırma yapılmış: Kadın sürücülerin yüzde 71’i, trafikte erkek sürücülerle flört ediyormuş. Her 2 kadından biri (yüzde 53) kırmızı ışıkta ya da duran trafikte erkeklerle ’yoğun göz teması’na giriyormuş.
İki kadından biri...
(Hangisi AKP’ye oy verdi ki?)
Flörtün yeri, zamanı olmaz...
Haberin Devamı

