Fırsatını bulan herkes aldatır mı?

Haberin Devamı

“Eğer benim evimde yaşadığı için, fırsat bulamadığı için aldatmıyorsa sevgili, zaten sevgili değildir.”

Ben de buna takıldım.

Hıncal Uluç’un bu sözlerine...

Tuba Ünsal’ın ‘evlilik kriterlerini’ eleştirirken konuyu “ayrı evlerde evliliğe” getirdi ya...

“Onu hep özlemek, hep âşık kalmak, hiç bıkmamak, hiç usanmamak için” dedi...

Öyle de güzel anlattı ki...

Benim bile evlenesim geldi.

Oysa birkaç gün önce Mehmet Y. Yılmaz evlilik konusunda Ahmet Haşim’in sözlerini referans göstermişti:

“Birbiriyle evlenmemeleri icap edenler varsa onlar da birbirlerine âşık olanlardır.”

Ben bu iki yazıdan şu sonucu çıkardım.

“Ya hiç evlenmeyin ya da ille evlenecekseniz bari ayrı evlerde yaşayın.”

Onlar aşkı yaşatmanın yollarını tarif ederken ben başka bir sorunun peşine düştüm.

Onun cevabını arıyorum...

“Eğer fırsat bulamadığı için aldatmıyorsa...” diyordu ya, “O sevgili, zaten sevgili değildir.”

Böyle mi gerçekten?

Yani: “Yapacağı varsa öyle bir yapar ki, ruhun duymaz.”

“İçinde varsa, tutamazsın, yapar” gibi mi?

BÜYÜK KONUŞMAYACAKSIN

Peki, fırsatların aldatmaya hiç katkısı yok mu?

Çünkü fırsat bu, nerede karşına çıkacağı belli olmaz.

Bin an, bazen bir insan...

Fırsattan anladığın her neyse...

Kimi zamanı, kimi de bir insanı fırsattan sayar.

Yani biri, aldatmak için zaman kollar, öteki ise insan...

Yani biri eşinden/sevgilisinden uzaklaştığı her metrede aldatmaya o kadar yaklaşır.

Öteki ise daha tehlikelidir, nerede ve ne zaman olursa olsun fark etmez, etkilenmesi yeter.

Kimi seçer, kimi seçmez yani...

Kimi aldatmanın peşine düşer, kiminin de önüne düşer.

Hiç niyeti yoktur, karşıdır ama büyük konuşmuştur!

O bakımdan soruyorum:

Ayrı ev bir fırsat mı? diye...

Hani uçağa binmezsen uçak kazası da geçirmezsin gibi...

En iyisi açık konuşmak.

Mesela yeni birisiyle tanıştın, akşam seni evden aradı. Sohbet birdenbire tatlılaştı. Uzun uzun konuşmaya başladınız.

Her akşam konuşmaya başladınız...

KİM BUNA “HAYIR” DER

Peki başka bir örnek daha:

Mesela eski sevgilin aradı. “Sadece” konuşmak için sana geldi. Biraz şarap içtiniz. Gerisini anlatmayayım isterseniz.

Mesela, biri vardı ya işten... Bir rapor için MSN’e almıştın. Akşamları onunla yazışmaya başladın.

Böyle çook “mesela” bulurum ben size...

O bakımdan soruyorum;

“Ayrı ev bir fırsat değil mi?” diye...

Şimdi bana dürüst cevap verir misiniz.

Hanginiz, o tatlı telefon sohbetine “Hayır” der.

Hanginiz eski sevgilisine “Hayır” der.

Hanginiz karşınıza çıkan ‘güzel’ bir insana “hayır” dersiniz?

Sadece sevdiğinizle aynı evde oturuyorsanız, “hayır” demek zorunda kalırsınız.

Ya da birlikte oturduğunuz biri varsa bu teklifler gelmez.

Bilmiyorum, benimki sadece beyin jimnastiği...

Ama...

Ama yine de, Hıncal Uluç’un dediği gibi,

“Fırtınalı aşklar, huzurlu alışkanlıklardan daha cazip geliyorsa...”

O başka...

O zaman hepimiz evde kaldık.

DİĞER YENİ YAZILAR